Bölüm 5283
Sürec’in kendileri için önem taşıdığı Aşama’yı çoktan geride bırakmış Varoluşlar vardır.
Bunun nedeni, vicdansız olarak ya da eylemlerinin bedelini aradıkları sonuçlarla karşılaştırma Yeteneğ’inden yoksun olarak yola çıkmış olmaları değildi.
Bazıları her ikisine de sahip olarak yola çıktı. Ancak Varoluşlar’ının uzantısı boyunca, biriken başarısızlıkların ve aşağılanmaların ağırlığı altında, kurtarması gereken şeyleri kurtarmak için çok geç gelen İktidar’ın acısı içinde, hesap değişti.
İstedikleri şey tek değişken Hâl’ine geldi. Bunu elde etmenin bedeli, artık bakmadıkları bir Sayı Hâl’ine geldi.
Bu tür Varoluşlar’a Silâh verildiğinde, bunları, dikkatli davranmaları gerekmediğine karar vererek, herkesin önünde kullanırlar. Tamamen. İstisnasız. Oda’da başka ne olduğu umurlarında olmadan.
İşte harekete geçmek için yeterli Güç verildiğinde, Mutlak Çaresizlik böyle görünür.
---
Her şeyin üzerinde Aynı Ân’da ortaya çıktılar; Alt’ta kalanlara tepki verecek Zaman tanıyacak bir ilerlemeyle bir Bölge’den diğerine geçmediler.
Ealdor Sınıf’ı Varoluşsal Acedia Mühimmatlar’ı, tek bir koordineli Ân’da alt Gözlemlenebilir Varoluş’un Tüm Genişliğ’i boyunca ortaya çıktı; Gümüş-Altın renkli metalik Işık Sütunlar’ı, her bölgenin üzerindeki Varoluşsal Doku’yu Aynı Ân’da çatlattı.
Jotunheim’ın üzerinde, Üç Sütun Donmuş Varoluş’u yırttı.
BÜYÜK Gaspçı, Kaos Devler’i ve gasp ettiği BU Yaldızlı Varoluşlar ile birlikte Buzlar’ın arasından ilerliyordu. Her şeye karşı sergilediği soğuk, şeytani ifadeyle yukarı baktı, sonra ifadesi değişti, Hem de çok hızlı bir şekilde.
Konuşacak kadar Zaman’ı vardı.
“Birlikte!“ dedi etrafındaki Kaos Devler’ine ve onlar bir araya geldi; Devasa Düzensiz Şekiller, üstlerinde olan şeyin ellerindeki her şeyi gerektirdiğini anlayan Varoluşlar’ın içgüdüsel Kümelenmesi’nde birbirlerine bastırdı.
Hepsinin içinden geçen Birlik, kalan Ânlar’da parçalarının toplamından daha fazlası olmaya çalışan bir şeyin çaresiz parlaklığıyla, Âlev Âlev yanıyordu.
Sütunlar patladı!
BOOOOM!
Gümüş-Altın rengi ışık her noktadan aynı anda dışarıya doğru patladı; Nedensel Sessizleşme, Jotunheim’ın Buz’la kaplı Coğrafyası’na, yüzeyinden ziyade Âlem’in Alt Tabaka’sı boyunca hareket eden bir dalga Hâl’inde yayıldı; Merkez’i bir noktadan yayılmak yerine her koordinata Aynı Ân’da dokundu!
Buz Erimedi. Hareketsizleşti ve buradaki Hareketsizlik, Farklı bir Anlam’a geliyordu.
Hareketsizlik, Buz’un bir daha asla Değişmeyeceğ’i, asla Kaymayacağı, Erimeyeceğ’i, Yeniden Donmayacağ’ı ya da Zaman içinde var olan bir Buz’un yapması gereken hiçbir şeyi Yapmayacağ’ı anlamına geliyordu.
Kaos Devler’i bunun kendilerine çarptığını hissettiler.
Gümüş-Altın ışık, devasa Düzensiz Bedenler’inin içinden geçti ve Büyük Gaspçı’nın aralarında kurduğu Birliğ’i Sistematik olarak parçalamaya başladı; Bağlantı, Nedensel Sessizleşme’nin Birliğ’in Mimarisi’ne gömülü ilerlemeyi bulup, onu ortadan kaldırdığı tam noktalarda çözülüyordu.
Tam dönüşümden önceki Ânlar’da ifadeleri değişti.
Geriye kalan Onlar değildi.
Geriye Kalanlar, Jotunheim’ın donmuş topraklarında duruyor, hiçbir şeye bakmıyor, Her Şey’e aynı donuk dikkatle bakıyor ve dönüşmüşlerin amaçsız amacı ile hareket etmeye başlıyorlardı; Acedia Sessizleşmesi’nin Gümüş-Altın parıltısı, Kaos Devler’ini barındıran devasa Bedenler’in içinden akıyordu!
Büyük Gaspçı’nın işgal ettiği Abaddon’un Beden’i, patlamanın Tüm Güc’ünü üstüne almıştı.
Gaspçı’dan geriye bir şey kalıp, kalmadığı, Jotunheim’ın Buz’unun cevap veremediği bir soruydu.
---
BU Yaratığ’ın Sığınak olarak koruduğu Uçsuz Bucaksız Erken Örtülü Kıyı’da, orada tutulanların büyüklüğü tek bir bakış açısıyla görülemezdi.
Gözlemlenebilir Varoluş’un en uzak ve en tuhaf köşelerinden gelen BU Erken Yaratıklar, BU Yaşayan Varoluşkar ve Kat Sakinler’i buradaydı.
Hepsi Aynı Ân’da yukarı baktı.
Gümüş-Altın rengi ışık, Kıyı’nın tüm Varoluş’unda Aynı Ân’da belirdi; Sütunlar, Altın Kumlar’ın, Uçsuz Bucaksız Karanlık Sular’ın ve BU Yaratığ’ın sağladığı korumanın sıcaklığında yetişen Kâdim Bitki Örtüsü’nün üzerindeki Varoluş’u yarıp, geçiyordu.
BOOM!
Işık aşağı indi ve her şeyin içinden geçti.
Bu olay karşısında hiçbir savunma mekanizması olmayan BU Erken Yaratıklar, hareketlerinin yerini, dönüştürülmüşlerin amaçsız, düz bir sürünüşüne bıraktı; Kâdim Formlar’ı Hâlâ sağlamdı ancak artık o Formlar’ın tasarlandığı işlevleri yerine getirmiyorlardı.
BU Yaşayan Varoluşlar, sahip oldukları her şeyle Durgunluğ’a karşı direndiler, ancak yetersiz kaldılar; Sessizleşme Bu Ayrım’ı Umursamıyor’du. Hedefi Değişim’di. Ve Her Şey Değiş’ti. Ve böylece Her Şey Durdu.
Gümüş-Altın parıltısı dalgalar Hâl’inde Kıyı’ya yayıldı, sonra duruldu ve ardından Kıyı, henüz dokunulmamış her şeye yanlış bir amaçla doğru hareket eden Varoluşlar’la doldu.
Cildi’nde Ölümcül bir Gümüş Işık taşıyan ve Bilinc’i Olmayan gözlere sahip Varoluşsal Acedia Dredgesler’i ortaya çıktı.
---
Helheim’da, BU İlkel Paradoks öğrencisini izliyordu.
Erwin, olağanüstü bir şeye dönüşmüştü; Devasa Dairesel Formu, Bilinc’i önceki Fiziksel Formu’nun ifade edebileceğinin Ötesi’ne Genişlemiş bir Varoluş’un yavaş ritimleriyle Bilgi ve Paradoks’la nabız atıyordu.
Bilgi’yle, Varoluş’un Ölçekler’iyle besleniyordu; Her Tüketim’le Daha Yoğun ve daha garip Hâl’e geliyordu; Obsidyen Kütle’si, Varoluşsal Çözülme’den geçmiş bir şeyin Yanlışlığ’ını taşıyordu.
BU İlkel Paradoks, Helheim’ın üzerinde Işığ’ın belirdiğini gördü ve çok uzun zamandır hissetmediği bir şeyi hissetti.
Kükredi.
Ses, Helheim’ın Varoluş’unda yayıldı ve içinden, kendisine ait olmayan bir Sonsuzluk yanıt olarak dışarıya doğru fışkırdı; Başka biri tarafından orada bırakılmış bir şeyin kendine özgü çok renkli sıcaklığı, Helheim’ın Obsidyen Varoluş’undan alçalan Gümüş-Altın ışığa baskı uyguluyordu.
Bu yeterli değildi.
Nedensel Sessizleşme, Su’yun bir ızgaradan geçmesi gibi Direnc’in içinden ilerledi, Direnc’in yarattığı her Boşluğ’u doldurdu, dışarıya doğru fışkıran Sonsuzluğ’un kapsamadığı Her Koordinat’ı buldu ve dalga onu ele geçirebilmek için Genişleme’den önce onu Durgunlaştır’dı.
Belirli bir Çok Renk’li Sonsuzluk’la desteklenen BU İlkel Paradoks’un Kâdim Temeller’i zar zor dayanıyordu; O’nun sağladığı Derinlik, Sessizleşme’nin Çekirdeğ’inde hemen bir tutunma noktası bulamamasını sağlayacak kadar Yapısal tutarlılık sağlıyordu.
Ancak Sessizleşme sabırlıydı ve bu sadece bir Zaman meselesi gibi görünüyordu.
Erwin’e bakmak için döndü.
Öğrencisinin devasa Dairesel Obsidiyen Kütle’si çoktan değişmeye başlamıştı.
Varoluşsal Acedia’nın Gümüş-Altın ışığı, Erwin’in Genişlemiş Formu’nu oluşturan Bilgi’yi bulmuş ve bir Toksin’in Kan Dolaşım’ında ilerlediği gibi onun içinden geçmeye başlamıştı; Bulduklarını yok etmeden, Onlar’ı Değiştiriyor’du.
Acedia Sessizleşme’nin Yanlışlığ’ı, Bilgi’nin Kendi’si mevcut kalırken bile Bilgi’nin Amac’ını Yeniden Yazıyor’du.
Dairesel Kütle’nin Obsidyen Yüzey’i, dıştan içe doğru dalgalar halinde hareket eden Gümüş bir parıltı Geliştiriyordu; Her Dalga Kütle’nin Çekirdeğ’ine daha derine doğru itiyor, Her Dalga Kütle’yi eskisi gibi olmaktan uzaklaştırıyordu.
Devasa Form seğirdi.
Sonra döndü.
Her Şey’e tanıdık bir bakışla bakmıyordu!
Not: Ne diyeceğimi bilemiyorum. Sadece 1 Planck Saniye Olaysız Geçsin.1 Planck Saniye. Bilgi bile kurtaramadı. Bilgi’nin seni koruyup, koruması önemli değil. Ya Bilgi’yi değiştirir, ya da O’nu Yeniden Yazar. Sonsuzluk’la desteklenip, desteklenmemen önemli değil. En fazla bir süre daha dayanabilirsin. Sırf bu 2 Bölüm’de bir çok şeyin Olumsuzlanması’nı yani Reddedilmesi’ni gördük. Bu arada Achilles de dahi 4 Mc artık Aynı Yerde. Oğlum acil bir şey yapınız. O kadar Mc’siniz. Başka Noveller de 4 Mc Birlik olsa, Yargı dağıtırlar bizim Mcler’e bakıyorum birbirinden faso fiso. Anlamadım gitti arkadaş. 5. Cisi’de hiç umurunda değil. Dizi İzler gibi bizi izliyor. Bir Yardım et. Zorluk Zorluk anladık da, az bir el mi atsan?
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.