Bölüm...
Action, Adventure, Comedy, Dark Fantasy, Fantasy, Magic, Monster, Novel, Shounen

Bölüm 9

Sınav Binası ve “Genç Büyücüler!“ Makalesi
Yazar: KERIM_KAKOSHI Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 11 dk Kelime: 2.779

Başkentteki uzun bir maceradan sonra, arkadaşlarım ile beraber, gelecekteki hayatımıza karar verecek olan sınavın yapılacağı binaya, nihayet ulaşmayı başarabilmiştik. Ama tam derın bir nefes alacaktık ki önümüzde yeni bir sorun belirivermişti. En azından ben öyle düşünmüştüm. Ancak Tsukuya, bilgileri sayesinde yolumuzu kesen kapıları açmayı başarmıştı.

Sonunda mana çeken kapıları aştığımızda, karşımıza koskoca bir yol çıktı. Yolun sağında ve solunda sırayla Kutsal Birliklerin bayrakları asılıydı. Solda “1, 3, 5, 7, 9” numaralı, sağda ise “2, 4, 6, 8, 10” numaralı bayraklar bulunuyordu. Bayraklar, rüzgarda havalı bir şekilde sallanarak yola daha çok atmosferik bir hava katıyordu. Yolun sonundaki binayı gördüğümde ise ansızın tüm vücudum karıncalandı.

Bir video oyunundaki son bölümün boss’u gibi görünüyordu: heybetli ve fethedilemez.

— Kahretsin, çocuklar, burası harika, sanki oyundaki son boss’un arenası gibi! — diye sevinçle başladı Hayato, binayı işaret ederek. Anlaşılan onunla aynı düşüncedeydik.

— Yumruklarım kaşınıyor, keşke sınav bir an önce başlasa! — dedi Ginto, avuçlarını birbirine sürterek. Anlaşılan gerçekten biriyle dövüşmek için sabırsızlanıyordu.

— Bakın çocuklar! Burada sınav katılımcıları hakkında haberler olan Magzeta’lar var! — diye bizi çağırdı Tsukuya.

Gerçekten de, yolun solunda başka küçük bir yapı daha vardı ve orada, anlaşılan uzmanlardan alınmış katılımcı bilgileri yazan Magzetalar asılıydı. Bir makaleyi okumaya karar verdim; rakiplerim hakkında biraz bilgi edinmek benim için faydalı olacaktı:

“Bu yılki R&K Sınavı’nda Işığın büyülü dünyasından gerçek dahiler bir araya geldi. Bu en büyük sınavın yedi yıllık tarihinde, daha önce hiç bu kadar umut vadeden katılımcılar görmemiştik. Oturun sevgili okurlar, yetenekleri inceleme konusunda profesyonellerin makalesini okumaya hazırlanın. Her zamanki gibi, yıllık ‘Genç Büyücüler!’ makalesiyle karşınızdayız.”

Bu kadar önemli bir konu için tuhaf bir anlatım tarzı… diye düşündüm. Ama ilgimi çekmeyi başarmışlardı ve katılımcıların listelendiği kısmı okumak yerine tüm makaleyi okumaya karar verdim. Sadece bunu hızlı yapmam gerekiyordu.

“Bugün stüdyomuzda yetenek arama konusunda usta olan üç dahi var: Bay Kuratsuga, Bayan Yuna ve Bay Takahashi. Altı yıldır bize yardım ediyorlar ve bu yıl da bizi yalnız bırakmadılar. Bay Kuratsuga, isterseniz sizinle başlayalım. Makalemiz için ne gibi veriler topladınız?”

— Hadi ama, ihtiyar, anlat artık! — diye homurdandı Hayato, parmağıyla Magzeta’daki Bay Kuratsuga’nın fotoğrafını işaret ederek.

— Hayato-san, sadece alt kısımdaki makaleyi okuyun… Eğer o kadar sabırsızsanız, — dedi Tsukuya, ona aşağıdaki metni göstererek.

— Bunu anlamıyor musun Tsukuya!? — diye aniden bağırdı Hayato. Sonra ekledi:

— Bu insanlar buradaki her kelime için çok çalıştılar! Nasıl onların çabasını küçümseyip başka bir bölüme geçebilirsin ki?! — dedi, aynı zamanda da sol eliyle gazeteyi tutarak ve sağ eliyle gözyaşlarını silerek.

Aniden Tsukuya’nın da gözleri doldu.

— Şimdi anladım, Hayato-san. Haklısın! Bu insanlar makaleyi canla başla hazırlamışlar ve ben de onu aynı şekilde okumalıyım! — diye bağırdı Tsukuya. Galiba kendini fazla kaptırmıştı. Oysaki Hayato sadece eğleniyordu...

Ve bi anda arkamızdan birinin yere düştüğünü duyduk. Düşen kişi Ginto’ydu.

— Ne oldu Ginto, karnın mı ağrıdı? — diye sordu Hayato.
Ginto ilk önce Hayato’ya hafif şaşkın bir şekilde bir bakış attı. 

— Hayır, öyle bir şey olmadı. Sadece okumaya üşendim. Siz okuyun, çocuklar, ben de burada sizi beklerim, — dedi Ginto, oturduğu yerde hafifçe sallanarak.

Bende doğal olarak okumaya devam ettim. Nerede kalmıştım?

“Makalemiz için ne gibi veriler topladınız?”

“Bay Kuratsuga: Öncelikle tüm okurlara merhaba demek ve makalelerimizi okumaya devam ettikleri için onlara teşekkür etmek istiyorum. Hepinize teşekkürler! Bugün sizler için meslektaşlarımla birlikte devasa miktarda veri topladım. Ve bu yıl makalemizi senenin en iyileriyle başlamak istiyorum. Pekala, başlayalım!”

Vay canına, tam da merak uyandıracak bir yerde bitirmişler! Bundan sonra ne var? Okumaya devam ettim.

“Bildiğiniz gibi, R&K Sınavı’nı resmi olarak sadece sıralamadaki ilk 20 katılımcı geçebilir. İşte bu yılki muhtemel ilk 20’yi, sınavın tüm yönlerini göz önünde bulundurarak sizler için derledik.

Listenin ilk sırasında yer alan katılımcı ile başlayalım. Bu katılımcının şampiyon olma olasılığı çok yüksek; yaklaşık %98 civarında hesapladık. Zaten şimdiden bile dünyayı tamamen değiştirebilecek bir dahi olarak adlandırılıyor. Ve bu katılımcı bizim Krallığımız olan Kuontayo Krallığı’nın ikinci prensinin ta kendisi! Hinoakari Kaito!“

Ne?! Prens de mi bizimle birlikte sınava girecek?! Galiba… İlk 20’deki bir yeri kaybettik bile, diye düşündüm şaşkınlıkla gözlerimi Magzeta’dan alamayarak.

— Evet, yeni neslin en yetenekli büyücüsüyle aynı yılda sınava girmek bizim için kötü bir denk gelme oldu, — diye derin bir nefes aldı Tsukuya.

Tsukuya bunu söyledikten sonra kısa süren bir sessizliğe boğulduk taki arkamızdan bu zamana kadar susan Ginto’nun sesi duyulana kadar.

— Ne oluyor size çocuklar? Böyle bir çocuğun bizimle yarışacak olması harika bir şey! Bu benim kanımı coşturuyor! Umarım sınavda onunla bir düelloda karşılaşabilirim! — diye aniden söyledi Ginto, yerden kalkarak. Yüzünde korkunç ama çok hevesli bir gülümseme belirdi. Anlaşılan gerçekten de prensle savaşmak istiyordu.

— Ne saçmalıyorsun Ginto-san? Onunla savaşırsan kesin kaybedersin! Bu da sınavı geçme şansını önemli ölçüde azaltır! — diye belirtti Tsukuya, Ginto’yu sakinleştirmeye çalışarak.

Ama Ginto sakinleşmek yerine daha da çok kızmaya başlamıştı.

— Peki! O zaman bana ne öneriyorsun, sınavı zayıflara karşı savaşarak mı geçeyim?! — diye aniden sordu Ginto, ciddileşerek.

Tsukuya ona cevap vermek istedi ama Ginto ona yaklaştı.

— Belki o zaman sınavı geçersin, ama bu şekilde güçlenemezsin! Kendi sınırını bilmek ve onu aşmak için kendinden daha yüksek seviyede biriyle savaşmalısın. O zaman, kaybetsen bile, eskisinden çok daha güçlü olursun! R&K Sınavı, kolay yolu aramayanları ortaya çıkarmak için yaratıldı! Bu bir gerçek! — dedi Ginto, sağ yumruğunu Tsukuya’nın yüzünün önünde sıkarak, sonra sadece geniş bir şekilde gülümseyerek ondan uzaklaştı.

Zavallı Tsukuya bu hareketten sonra sadece zayıfça yutkundu.

Ama Ginto aslında haklıydı. Daha güçlü olmak için çıtayı yükseltmeli ve daha zor işlerin üstesinden gelmeliyiz. Ginto’nun sözlerinden sonra ona olan saygım çok arttmıştı. Biraz saf gibi görünse de, onun dövüşçü ruhu bizimkinden baya üstündü.

— Demek oyunlardaki boss’lar bu yüzden seviye atladıkça daha da güçleniyor. Şimdi her şey anlaşıldı. Bu oyun yapımcıları ne kadar da kurnazmış, — dedi Hayato, zeki bir ifade takınarak.

— HAHAHAHA! Ne güzel bir örnek, Hayato! Sen bu işi biliyorsun! — diye kahkahalarla güldü Ginto, onun omzunu sımsıkı tutarak.

Yok, artık, ikisi de tuhaf, diye düşündüm.

— Hey, neden sadece prensten bahsediyorsunuz? Bu yıl bir sürü yetenekli katılımcı var. Örneğin, Mizukawa klanından gelen üçlü. Yeni neslin en iyi suikastçıları olduklarını duydum. Ya da Takanaga klanından ikili, klan liderinin ikinci oğlunun da sınava katılacağını duydum. Ve ayrıca Kazeno klanından da daha iki yetenekli büyücü geliyor. — diye aniden arkadan katılımcıları sayan bir ses geldi.

— Ha?! Sen de kimsin… — diye sormak istedi Hayato ama arkasına dönünce yabancıda Renta’yı tanıdı.

— A! Renta, neredeydin? — diye sordu aniden, ona doğru koşarak.

— Üzgünüm çocuklar, sizi başkentte yalnız bıraktığım için, — dedi Renta, garip bir şekilde gülümseyerek.

— Sadece bir arkadaşı arıyordum! Amcamın emriyle ona sınav binasına kadar eşlik etmem gerekiyordu. Ama bu serseri, kaybolmuş ve bende bu yüzden onu aramak zorunda kaldım, — diye açıkladı Renta, ve ardından arkasında siyah bir siluet belirdi.

Bu siluet, bizim yaşlarımızda bir çocuğa aitti. Hafifçe uzun siyah saçları, tamamen siyah kıyafetleri ve siyah gözleri vardı. Ve Hayato’nun sorularını yanıtlamıyordu… Dur bir dakika. Bu bir emo! — diye aniden fark ettim. Bize etrafında olan her şeyi umursamıyormuş gibi bakıyordu.

Ben bunu düşünürken, Renta aniden onun kafasına vurdu.

— Onu affedin. Sadece biraz utangaçtır. Onunla birkaç yıldır yaşıyorum ama normal konuştuğunu hiç hatırlamıyorum. Adı Kurosawa Nakuro, — dedi Renta, Kurosawa’yı iki eliyle göstererek.

Kurosawa, Renta onu bize tanıttıktan sonra havaya girmiş bir şekilde. Tanışma işareti olarak eğildi. Anlaşılan o sıradan bir emo değil, diye düşündüm.

— Görüyorum ki, sizde de yeni yüzler var. Benim adım Enjou Renta ve amacım sevdiklerimi korumak ve insanlara yardım etmek için güçlü olmak! Tanıştığımıza sevindim! — diye kendini tanıttı Renta, o da derince eğilerek. Sonra havalı bir şekilde elini sallayarak Tsukuya’nın da kendini tanıtmasını işaret etti.

Ne kadar da güzel ve yüksek sesle konuşmayı biliyor… Kahretsin Renta, ne kadar da havalısın, diye düşündüm.

— Benim adım İtsuki Tsukuya! Amacım Sekizinci Kutsal Birliğe girip orada ablamla buluşmak! — diye kendini tanıttı Tsukuya.

— Sekizinci Kutsal Birlik?.. — diye mırıldandı Renta düşünceli bir şekilde ama sonra aniden parladı.

— Yoksa sen bizim Akane-san’ın küçük kardeşi misin? — diye sevinçle sordu Renta, Tsukuya’ya yaklaşıp onu iki omzundan tutarak.

— Şey… tam olarak öyle değil ama galiba o öyle düşünüyor. Aslında ben de buna karşı değilim… Aaaa… — diye aniden utanan Tsukuya, hızla arkasını döndü.

Sonra Hayato Renta’ya gelerek ona bir şey fısıldadı ve Renta aniden geri sıçrayarak: “Hadi canım!? Meğersem Tsukuya bir kalp avcısıymış!” dedi. Ve Hayato ile Renta hafifçe gülmeye başladılar.

— Aa… Renta-san, Akane-san’ı nereden tanıyorsunuz? — diye aniden sordu Tsukuya, tekrar toparlanacak. Görünüşe göre artık Hayato’nun bu şakası onu etkilemiyordu.

— Ben Sekizinci Kutsal Birliğin karargahında yaşıyorum. Amcam oranın generali, — diye cevap verdi Renta sıcak bir gülümsemeyle. Sonra ekledi — Bu arada Tsukuya, Akane-san senden çok bahsetti. Mekanikte bir dahiymişsin, değil mi? Ayrıca bilime de ilgin varmış. Kısacası sen havalı birisin dostum! — dedi Renta, elini Tsukuya’nın omzuna koyarak.

— Hayır, ikiniz de abartıyorsunuz! — dedi Tsukuya, tekrar kızararak ama bu sefer hafifçe gülümseyerek.

Anlaşılan Tsukuya ve Renta çoktan arkadaş olmuşlardı. Sonra Ginto’yu çağırmaya karar verdim ki herkes tanışsın. Ama arkamı dönüp onun durduğu yere baktığımda, orada olmadığını fark ettim.

— Hey! Ginto! Nereye gidiyorsun? Bizi bekle! — diye bağırdı Hayato, çoktan sınav binasına doğru yürüyen Ginto’nun arkasından. Neden Ginto birdenbire bu kadar acele etmeye karar vermişti ki?

— Ginto? Ginto mu dedin Hayato? O olamaz, değil mi? — diye aniden sordu Renta, Hayato’nun kolunu yakalayarak.

— Ha?! Evet, Ginto dedim. Ne oldu ki? O ünlü biri mi? — diye cevap verdi Hayato, Renta’ya şaşkın bir halde bir sürü soru sorarak. Ama anlaşılan Renta’nın şimdi bu sorularla uğraşacak hali yoktu.

Aniden Renta’nın gözleri parladı. Onu ilk defa bu kadar neşeli görüyordum.

— Gentaro! Bunca zaman sonra çocukluk arkadaşınla karşılaşmaya sevinmedin mi? Neredeydin sen! — diye bağırdı Renta. Gözleri hala parlıyordu.

Ama cevap olarak Renta, Ginto’dan sadece soğuk bir bakış aldı.

— Sen artık benim çocukluk arkadaşım değilsin, kahrolası hain, — dedi Ginto sertçe, ama parmakları hafifçe titriyordu ve gözleri, nefretle dolu olsa da, tanıdık bir şeyi yansıtıyordu. O gün ben de Katsuhiro’ya böyle bakmıştım.

— Hey… Ginto, amcam Daiki ile senin gözünde hain gibi göründüğümüzü anlıyorum, ama sana yaşananları anlatacak zamanımız yoktu, anlıyor musun? Eğer bir şansımız olsaydı sizi terk etmezdik… — diye aniden konuştu Renta fakat Ginto onu aniden böldü.

— Bana yalan söyleme. Ben artık çocuklukta tanıdığın Ginto değilim. Siz klandan ayrıldıktan sonra hayatım değişti. Ve size tekrar güvenmeye hazır değilim, — dedi Ginto ardından arkasını dönerek binaya geri yürümeye başladı.

— Kimi kandırıyorsun sen? Sen hala aynısın. Yalnız kalmaktan korkan o küçük Ginto’sun. Ve sağ elinde Daiki’nin bize yaptığı bilekliği hala görüyorum. Bu kadar aramadan sonra sonunda seni buldum Ginto. Ve artık eskisinden çok daha güçlüyüm. Artık hiçbir klan bizi ayıramaz. Lütfen bana tekrar güven, Ginto, — dedi Renta. Gözleri ve hareketleri samimiyetini gösteriyordu.

Aniden Hayato’nun gözlerinden yaşlar akmaya başladı.

— İşte bu, drama! Bravo! Bravo! — diye bağırdı, gözyaşlarını bana silerek. Dur bir dakika, o gerçekten mi?

— Hey, ne yapıyorsun Hayato? Burada ciddi bir konuşma olduğunu görmüyor musun? — diye sessizce söyledim, onu hafifçe kenara iterek.

— Vay canına dostum, sence bu bir oyun değil mi? — diye aniden kulağıma fısıldadı Hayato.

Hayır, emindim. Bu bir oyun değildi. O bakışlar… İnanıyorum ki bu kadar samimi bakışlar yalan söylemez. Öyle değil mi baba… diye aniden o karanlık günü hatırladım.

Ve aniden, Ginto’dan cevap beklerken, sınavla ilgili bir anons duyduk:

— Sınav 40 dakika sonra, saat 13:30’da başlayacaktır. Lütfen kayıt yaptırmayı unutmayın. Katılımcı kartınız olmadan giriş yapamazsınız. Ayrıca misafirler için giriş 10 dakika sonra açılacaktır, bu yüzden izleyicilerin 2A kapısından geçmelerini rica ederiz, — diye güzel bir kadın sesiyle anons yapıldı.

— Ne duruyorsunuz! Hadi içeri girelim, — dedi Ginto sessizce, titrek bir sesle. Onu zar zor duymuştuk. Anlaşılan Renta’yı affetmişti. Ve derler ki, her aslanın içinde bir kedi yavrusu vardır, — diye güldüm içimden.

— Hahaha! Ne oldu sana Ginto? Şimdi ağlayacak mısın yoksa? — diye şaka yaptı Hayato, ona doğru koşarak.

— Ne dedin sen, oyun manyağı! — diye bağırdı Ginto karşılık olarak. Ve ikisi de binanın içine doğru koştu.

— Pekala, hadi peşlerinden gidelim çocuklar. Kim bilir bizsiz nereye kaybolacaklar, — diye güldü Renta ve peşlerinden gitti.

Tsukuya ve Kurosawa da oyalanmamaya karar verip Renta’nın peşine düştüler.

Birden babamı hatırladım. Bak baba, artık yalnız değilim; artık nır sürü arkadaşım var ve hepsi de kendi yollarıyla birbirinden tuhaflar. Ama sanırım hepsi iyi insanlar. Artık sınava girmeye hazırım. Daha güçlü olacağım ve ağabeyim Kotsuhiro’yu bulacağım. Söz veriyorum, — diye kendi kendime söyledim ama sonra aniden sözlerimi düşündüm.

— Ne diye orada dikiliyorsun Akira! Hadi gel! — diye bağırdı Renta.

— Ha?! Geliyorum, geliyorum! — diye cevap verdim.

Binanın içinde bizi ne bekliyor, sabırsızlıkla bekliyorum, diye düşündüm ve içeri girdim. Bu ekiple hiç bir şey bizi durduramaz. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi