Yukarı Çık






           
Genellikle savaş dendiğinde — akla ilk önce savaş meydanları, ordular, muharebe gürültüleri ve kılıç sesleri gelir. 
Hele bir de fentezi ise, tozun ve kanın ortasında, sihir gücüne sahip kahramanlar ve kötü adamlar doğabilir.

Peki ya size, asıl savaşın dışarıda değil, her insanın içinde süren savaş olduğunu söylesem?

Şöyle hayal edin: Kalbinizin içinde huzur bulamayan iki kutup var.
Işık ve Karanlık.

Bunlar sadece iyi ve kötü eylemler değildir. Sadece zihin üzerindeki bir iktidar mücadelesi de değildir. Bu, derin, kadim bir çatışmadır.

Işık — umuttur, sevgidir, barış ve uyum arayışıdır. Gülümsemeye, daha iyi olana inanmaya ve affetmeye güç veren şeydir. 

Işık, içerideki şu sestir: “Yalnız değilsin. Daha iyi olabilirsin, pes etme.“

Karanlık — korkudur, acıdır, kontrol arzusudur, öfke ve çaresizliktir. Zayıf veya adaletsiz görüneni yok etme isteğidir. 

Karanlık, herkesin içinde fısıldayan o sestir: “Eğer iktidarı ele geçirmezsen, seni yok ederler. Güçlü olmazsan, ölüp gidersin.“

Onlar düşman değil. Onlar, aynı madalyonun iki yüzü gibidir, her birimizin yürüdüğü aynı yolun iki büyük arkanasıdır. Birini kaybetmeden diğerini yok edemezsiniz.

İşte bu savaş — AkariKage’nin savaşı — savaş meydanlarında değil, ruhta başlar.

Bu, aynı anda içinde hem ışığı hem de karanlığı taşıyanların hikayesidir. Her iki başlangıç da dışarı fırlayıp hükmetmek isterken dengeyi bulmaya çalışanlarındır.

Bu hikayenin merkezinde, kendi karanlığının içinde kendi ışığını bulmak için savaşacak on altı yaşında genç bir çocuk var. 

Gelin, onun hangi yolu seçeceğini ve yeni bir başlangıcın sembolü olup olamayacağını birlikte görelim.

AkariKage: Akira’nın Yolu’na Hoş Geldiniz.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.