Bölüm...
Action,Adventure,Demons,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Monster,Novel,Romance,Vampires,War

Bölüm 5593

Kurtuluş! I
Yazar: Kozmik_00 Grup: Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 7 dk Kelime: 1.663

>>Gerçek İnsan İmparator’u.>>


|Bu neslin devamı ve korunması sağlanacak mı?|


Noah, bekleyen soruyu uzun bir süre inceledikten sonra cevabını basitçe verdi.


“Devam etsin. Şimdilik.”


HUUM!


Gelgit’in Defter’i, daha önce görülmemiş ve hiç açılmamış haliyle sessiz saklama yerine geri döndü; Bu, istediği zaman geçeceği bir Mühürlü Kapı daha olacaktı. Boyutlar arasındaki köpüklü karanlığı Âşarken, Dokuz Klon’u, Ölmüş bir Woe Kültürü’nün dağınık menekşe tozlarının üzerinde bir araya geldi.


Ve Noah pek çok şey hakkında düşündü.


Algılanamayan Şeyler hakkında ve Kendi Güc’ü hakkında. Orada, Woe Kültür’ü gibi kaç tane daha şey vardı, habersiz Boyut’un üzerinde Görünmez Katmanlar’da asılı duran? Peki ya şu anki haliyle başa çıkamayacağı kadar güçlü biriyle karşılaşırsa ne olurdu? Çünkü Woe Kültürü’nü, özellikleri kendisininkinden daha yüksek olmasına rağmen, hakimiyet altına alabilmesinin tek nedeni Köken Öz’ü müydü. Peki ya Özellikler tek haneli bir farkla yüksek olmasaydı? Ya önemli ölçüde daha yüksek olsaydı?


Yeni Güc’ünü daha iyi kavraması gerekiyordu!


Şu anda taşıdığı şeylerin çoğu, kovduğu şeylerden geri kazanılmıştı. Eski Dokuz Neden’i, Dokuz Telos olarak geri dönmüştü; Kökenler yerine Âmaçlar olarak Organlar’ında Yeniden Doğmuş’tu. En eski Uzuvlar’ı, korunmuş Omurgalar’ından yeniden inşa edilerek, geri dönmüştü. Hatta Mana bile geri dönmüştü, Kân’ı olarak Yeniden Yaratılmış’tı. Parça parça, eski Okyanus tamamen kendisine ait olan şeylerle yanıt buluyordu!


Ancak ileriye giden en iyi yol, Güc’ünün Sürekli Yükseliş’i, İlk Yaşam Formu’nu benzersiz kılan şeyden geçiyordu. Onun Ürettiği şey. Köken Öz’ü! Bundan Üç Tekillik şu anda içinde dönüp, duruyordu ve Güc’ünün bu kadar muazzam olmasının sebebi de onlardı.


Ve eğer bunlar şu anda Güc’ünün Öz’üysr... O zaman bu Yaratılmış Kaynağ’ı nasıl daha iyi kullanabileceğini düşünmesi gerekiyordu. Şimdiye kadar Yarattığ’ı Her Sanat, bu Güc’ün bir parçasını kullanmıştı ama daha çok Kân’ı aracılığıyla. Belki de Köken Özü’nün kendisine odaklanan bir şey tasarlamayı denemesi gerekiyordu!


Tüm bunları düşünürken... Bakışlar’ı aniden değişti.


Klonlar’ı yaklaşan bir şeyi hissetti.


Ve o şey hızla yaklaşıyordu, Mesafe’yi Ânlamsız Kılacak bir hızla köpüklü karanlığı yırtarak, ilerliyordu; O bunu hissettiğinde, çoktan oradaydı bile!


Karanlığın üzerinde süzülen bir Tâht-Syer.


Altında, yanları inip, kalkarken, zincirlenmiş tek bir At.


Ve üzerinde, vücudundaki çatlaklardan çürüme yayılırken, alnında soluk bir Obsidyen izi olan Jarl Skallagrim oturuyordu!


HUUM!


Lanet’li Soy’un gözleri, Dokuz devasa klon’u tararken,  parlak bir şekilde ışıldadı ve sesi, delilikle hayranlığı aynı nefeste barındırarak, karanlıktan yükseldi.


“Ben… Bir şey hissettiğimi sanmıştım. Karanlığın ötesinden yankılanan bir savaş. Ben de Küçük At’ımı o yankıya doğru çevirdim ve…” Parlayan gözleri ortadaki Klon’a sabitlendi. “Bu… Sensin, değil mi?”


“...”


“Aynı yüz. Varoluş’un artık Otorite ya da başka dalgalar yaymasa bile. Hiçbir Şey olarak Algılanmasan bile.” Yavaş, çarpık bir gülümseme yayıldı. “Seni bir kez daha bulduğum için... Son derece mutluyum, adını hiç öğrenemediğim Varoluş. Senin diğer parçan, o Kâdın, Ymnaros Boyutu’nun içinde mi? Yakınlarda olan tek yer orası...”


...!


Noah’ın gözleri parlak bir şekilde yanarken, Dokuz Klon’u karanlığın içinde sıraya dizildi, Kân’lı Tâçlar’ı dönüyordu!


Uykusuz İblis’in Lanet’li Soy’undan Gelen’i!


Bin Yıllık sabırla Hvitrmarr’ı bağlamış olan o Berrak zihinli deli, konuşma mesafesinde durmuş, onu ALGILIYOR’DU!


“Varoluş’un... Sen’i o kadar çaresiz mi bıraktı ki Boyut’undan ayrıldın?”


Jarl’ın gülümsemesi titredi.


“Hvitrmarr’dan Bilgi alıyordum,” diye devam etti Noah, sesi sakin. “O, hepinizin kurtuluş şansı için orada tutsak olduğunuzu söylüyor. Ayrılmak, Lanetli Soylular’ın ve Atlar’ın asla yapmayacağı tek şeymiş.”


“…Öyle mi dedi?”


“Peki şimdi nesin sen? Hiçbir kurtuluş şansı olmayan, Lanetlenmiş ‘BU Geride Kalanlar’ın’ Soy’undan biri mi? Buraya gelerek tam olarak ne bulmayı umuyordun?“


Soru soruyordu ama sorunun altında, Zihni çalışıyordu! Çünkü bu Varoluş’un onu görebilmesi imkânsızdı. Woe Kültür’ü ile verdiği savaş, karanlığın dört bir yanına yankılanmıştı, tamam.


Ama Skallagrim ona BAKIYORDU. Onu doğrudan Algılıyor’du ve bu, o Tâht’ta oturan Varoluş hakkında tek bir anlama gelebilirdi!


Jarl Skallagrim kaşlarını çattı; Delilik ve Berraklık yüzünde bir arada dolaşıyordu, ikisi de üstün gelemiyordu.


“Kurtuluş.”


Bu kelimeyi, diğer Varoluşlar’ın ölenlerinin adlarını söyler gibi söyledi.


“Çok… Âz vaktim var. Seni son gördüğüm zamanki az vaktimden bile daha az. Bu yüzden Kurtuluş’u kendi ellerime aldım, evet. Gittim.”


Yumruklar’ı zincirleri sıkıca kavradı.


“Ve şimdi, şimdi işler değişiyor. Büyük Baba’mız artık seninle ilgileniyor. Hayatım boyunca süren sessizliğim, senin yüzünden bozuldu.“


Kaşlarını çatması, acı dolu bir ifadeye dönüştü.


“Neden... Neden Krazhor-Nul’un içinde kalamadın ki? Hepimiz orada Kurtuluş’a erişebilirdik... Tıpkı senin Hvitrmarr’ı iyileştirdiğin gibi, ben de orada Kurtuluş’a erişebilirdim. Babamız’ın ilgisi olmazdı... Bunların hiçbiri olmazdı. Neden... Neden...?!“


HUUM!


Jarl hem çılgın hem de acı çekiyor gibi görünüyordu ve Noah’ın gözleri ağırlaştı!


Baba!


Noah ısrar etti, konunun özünü kurcaladı. “Kendi Boyut’undan ayrıldığında, Kurtuluş şansını kaybetmedin mi? Şimdi ne değişti?“


Ve tam o anda, nihayet bu Varoluş’un Güc’ünün ayrıntılarını görebildi!


|DURUM PANEL’İ: JARL SKALLAGRIM - UYKUSUZ İBLİS’İN LANET’Lİ TORUN’U|


|VERITAS: 19|


|KÖKEN: 0|


|POTENTIA: 15|


|PONDUS: 10|


|Not: Yalnızca Soylular’ın sahip olduğu Eşsiz bir Güç, bu Varoluş’un etrafını sarmalıyor. Şu anda Nicel olarak Ölçülememiş’tir.|


Noah, parlayan gözlerle bu ayrıntıları inceledi!


On Dokuz! Boyutlar arasındaki karanlıkta çürüyen bir delinin üzerinde duran On Dokuz’luk bir VERITAS, kendi On Bir’inin Neredeyse İki Kât’ı! Woe Kültürü’nün On İki’si zaten onun üstünde duruyordu ve bu, On İki’den Yedi Puan daha fazlaydı!


Kan Bağ’ıyla ölçülen bir cümle bu muydu? Doğum’undan Önce Doğa’sı Yazılmış, ihanet edecek bir Benlik verilmediği için kendine sadık olan, sözle var edilen bir Varoluş muydu?


Ve VERITAS’ININ yanındaki On’luk PONDUS, bu Algı’yı tam olarak açıklıyordu; Her iki değer de kendi Kânun’unun eşiğinde duruyordu! Ama ölmek üzere olan bir adamda On Beş POTENTIA mı? Peki onu Çevreleyen, Nicelendirilmemiş Güç neydi?


Sorular Üst Üst’e Yığılıyor’du!


Jarl Skallagrim’in bakışları uzaklara dalmıştı.


“Kurtuluş, şimdi benden hiç olmadığı kadar uzak olabilir,” dedi Jarl sessizce. “Ne olduğumu biliyorum. Ayrılmanın bedelini biliyorum. Ama Ölüm bu kadar yakınken… Kendi Kurtuluş’umu kendim yaratacağım.”


Parlayan gözleri Klonlar’a geri döndü ve keskinleşti.


“Öyleyse… Sizden istediğim şey, çare. Onun üzerindeki Lânet’i kaldırdığınız gibi, bu iğrenç Lânet’in de kaldırılmasını istiyorum.”


“Peki ya Reddedersem?”


“Reddetmemenizi tercih ederim. Zorlama da bir seçenek. Ve… Büyük Baba’mız zaten sizin hakkınızda Bilgi arıyor. Gerçi bunun için hareket etmesine gerek... Tek Bir Cümle’si Yeterlidir..” Jarl’ın sesi hiç yükselmedi, bu da sözlerini daha ağır kılıyordu.


“Neyse, Kurtuluş’umu senden alamazsam... O zaman riski göze alacağım ve tüm bunları onların hakkında neler yapabileceklerini tam bilmeme rağmen senin hakkında verebileceğim tüm bilgileri vereceğim. Ve kardeşlerim, Uykusuz İblis’in Soy’undan Gelenler, üzerinize üşüşecek, sizi avlayacak ve arkanızdaki Yaşayan Gözlemlenebilir Varoluş’u da avlayacaklar; Tâ ki siz de hepimiz gibi yakalanıp, bir Kâfes’e hapsedilene kadar.”


“...”


Sonra, ses tonunda hiçbir değişiklik olmadan, deli adam ekledi.


“Bu arada, Tedavi için buradaki Yaşayan Gözlemlenebilir Varoluş’a ihtiyacın var mı? Çünkü öyleyse, Ymnaros Boyut’una gidebiliriz...”


...!


Jarl’ın ağzından ağır sözler döküldü; Tehdit ve Planlar aynı nefeste, ve Noah’ın Klonlar’ı karanlığın içinde sabit durdular.


Tek istediği kurtuluş olan, ölmek üzere olan bir Lanet’li Soy’lu.


Bunu nasıl idare edebilirdi? Bu Varoluş’la savaşmak akıllıca değildi. Peki ya onu gerçekten iyileştirirse? Daha önce bir At’ı iyileştirmişti ama hiç bir Soylu’yu iyileştirmemişti!


Ve eğer bir Soylu’ya elini sürerse... Ulf, o korkunç Varoluşlar’ın iki eylemini tersine çevirerek, nasıl ilgilerini çektiğini çoktan anlatmıştı. Hvitrmarr. Ve Ulf. Atlar ve Soylularla ne kadar çok iç içe geçerse, bu ağın içine o kadar derin çekilecekti!


Ama önünde, Kurtuluş isteyen, can çekişen bir Yaşam Formu duruyordu.


Ve o… Mücadele etmeden ona Kurtuluş verebilirdi!


Tek endişesi, Geride Kalanlar’dan Bir’inin dikkatini çekme korkusuydu! Gerçi tek bir cümleleri yeterliymiş. 


Bu ne kadar da saçma?

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi