Bölüm...
Adventure,Fantasy,Horror,Isekai

Bölüm 445

84.Kısım – 1864 (1)
Yazar: Sansanson Grup: Novel Gecesi Okuma süresi: 15 dk Kelime: 3.626



Çeviri: Sansanson
84.Kısım – 1864 (1)
 
“Dokja ahjussi?”
 
İki Yoo Joonghyuk arasındaki uzakta gerçekleşen savaşı izlerken tereddüt ettim.
 
[Enkarnasyon Bedeninin durumu şu anda kararsız!]
 
Şu anki durumumla savaşa katılsaydım hiçbir faydam olmazdı. Ve daha yakından baktığımda, savaşanlar [999] ve ‘Gizemli Entrikacı’ydı. Nedeninden emin değildim ama [999] bizim tarafımızı tutmaya karar vermiş olmalıydı.
 
Yumruklarımı sıkıca sıktım.
 
Kim Dokja bir karar verdi. Geride kalan tek bir yöntem vardı.
 
[Bilge Okuyucunun Bakış Açısı].
 
Tıpkı o zamanlar Nirvana’ya karşı veya Poseidon’a karşı yapılan savaşta olduğu gibi...
 
– Maknae-yah, ne diye tereddüt ediyorsun?
 
Cennetin Dengi Büyük Bilge benimle konuştu. Gökyüzündeki devasa bir savaşın ortasında olmasına rağmen, yine de duygularımı hissetmişti.
 
Neredeyse duyulamayacak bir sesle mırıldandım. “...Onları okumaktan biraz korkar oldum.”
 
Muhtemelen ‘Reenkarnatörler Adası’nda Yoo Joonghyuk ile savaştıktan sonraydı. Ve daha yakın zamanda, [999]’un söylediklerini duyduktan hemen sonra.
 
“Sadece birkaç bölümde geçen birkaç satırı okuyarak birini gerçekten anlayabileceğine hâlâ inanıyor musun?”
 
Şimdiye kadar hikâyelerin bir ‘okuyucusu’ olmuştum. Ancak daha ne kadar süre bir okuyucu olarak kalmamda sakınca yoktu?
 
– Doğru, başka bir insanı okuma gücüne sahipsin.
 
Yeteneklerimi tam olarak tahmin etmişti. Kanalımda ‘Altın Başlığın Esiri’ olarak uzun süre takılmıştı, bu yüzden bu kadarlık bir şeyi anlamak o kadar da zor olmamalıydı.
 
– Bir zamanlar ben de biri hakkında daha fazla şey bilmek istiyordum.
 
Büyük Bilge’nin bakışlarının Yoo Sangah’a kaydığını hissettim. Ya da daha doğrusu, tam olarak ona değil de şu anki ‘Enkarnasyon Bedenine’. Bedenin ‘eski sahibine’ bakıyordu.
 
– Sanzang’ın beni neden iki kez kovduğunu hâlâ tam olarak anlayabilmiş değilim.
 
Orijinal ‘Batıya Yolculuk’ sırasında Sun Wukong gruptan iki kez kovulmuştu.
 
– Yine de Sanzang’a bunu hiçbir zaman düzgünce sormadım. Belki de değersiz gururum yüzündendi. Bir döngüde çakılı kalmış, sadece kendi kendime düşünüp duruyordum. O aptal bunu neden yaptı? Bu kararların sebebi neydi? Böyle bir dikbaşlılığın amacı neydi? Neyi yanlış yaptım ve sorun nereden çıktı? Yolculuğumuz bittikten sonra bile bu sorular kafamın içinde belirmeye devam etti.
 
Böyle bir hikâyeyi ilk kez duyuyordum.
 
Büyük Bilge gibi birine bile, sadece kendisine saklanmış çözülememiş sorular vardı.
 
– Ve sonunda sorma cesaretini bulduğumda, fırsatım çoktan uçup gitmişti.
 
Sesinden en belirsiz bir hayal kırıklığı izi hissedilebiliyordu.
 
‘Batıya Yolculuğun’ sonuçlanmasından sonraki hikâye hakkında pek bir şey bilmediğim için, üzüntüsünün derinliğini tahmin etmemin bir yolu yoktu.
 
Ancak emin olabileceğim bir şey vardı ki, o da Yoo Sangah söz konusu Enkarnasyon Bedeninde reenkarnasyon geçirdiği için gerçek ‘Sanzang’ın artık bu dünyada bizimle olmadığı gerçeğiydi.
 
– Ve bu soruların cevaplarını bulmak için, belki bir başkası bize daha önce bilmediğim, daha önce okumadığım bir hikâyeyi anlatır umuduyla bu Batıya Yolculuk Yeniden Uyarlama’yı tekrarlayıp durduk.
 
Ancak o zaman Büyük Bilge’nin bu senaryo etkinliğine neden katıldığını anladım. Tam o anda meraklandım. Sonunda cevabını bulabilmiş miydi?
 
– Bulamadım. Ancak... Küçük bir teselli buldum.
 
Büyük Bilge’nin bakışları şimdi Shin Yoosung’a dikilmişti. <İmparator>’un saldırıları yağarken konuşmaya devam etti.
 
– Ve o teselli hakkında, sana her şeyi anlatayım.
 
[Dev Hikâye Batıya Yolculuk, hikâye anlatımına devam ediyor.]
 
– Muhtemelen belli başlı şeyleri asla anlayamayacağım. Yakınına bile yaklaşamayacağım ve belki de yaptığım her şey boşa gidecek. Ancak imkânsız olduğunu bilsek bile, yine de Hikâyeyi okumak zorundayız. Gökyüzünün yıldızları olarak, ‘Takımyıldızları’ olarak var olmanın anlamı budur.
 
Büyük Bilge, Sanzang’ı anlayamamıştı. Ve büyük olasılıkla, gelecekte bile asla anlayamayacaktı.
 
Öyle olsa bile pes etmemişti.
 
– Bu yüzden onu okumalısın.
 
‘Ama ben tek başıma...’
 
– Neden yalnız olduğunu düşünüyorsun?
 
Sözlerini duyduktan sonra refleks olarak başımı kaldırdım.
 
– Belki senin gibi değil ama insanlar her zaman birbirini okuyorlar. Bu yüzden sen de okumayı bırakmamalısın.
 
Bir bakıma bu tavsiye pek de yerinde değildi.
 
Yine de içimde bir şeyler hissettim. Sanki küçük tüy taneleri birikmiş gibiydi. Büyük Bilge’nin bizim hikâyemizi izlerken hissettiği tesellinin belki de bu olduğunu düşünmeye başladım.
 
“Yoo Sangah-ssi.”
 
Ona seslendim ve sanki bekliyormuş gibi bana baktı. “İyi olacak mısın?”
 
“Evet. Bu arada, eğer mümkünse nazik ol...”
 
Yoo Sangah başını salladı ve bana doğru Kısıtlayıcı Sutra’yı okumaya başladı.
 
Sanki bir sigorta atmışçasına bedenim yere yığıldı. Bilincim sıyrılmayı başardı ve hızla gitmesi gereken yere doğru uçtu.
 
[Bilge Okuyucunun Bakış Açısı 3. aşama etkinleşiyor!]
 
[İlgili bireyi kavrama derecen çok yüksek!]
 
[Birinci Şahıs Ana Karakterin Bakış Açısı etkinleşiyor!]
 
Görüşüm yavaşça stabilize oldu ve aynı zamanda bedenimin içinde muazzam bir güç taşmaya başladı. Yoo Joonghyuk’un gücüydü bu.
 
Kısa bir süre sonra düşmanın silueti önümüzde görülebiliyordu. Muazzam bir Statü aurasına bürünmüş ve kibirle bize göz gezdiren bir varlık.
 
‘Gizemli Entrikacı’.
 
Büyük Bilge haklıydı. O adam tek başına asla yenilemezdi.
 
Gidelim.
 
Aşkının Statüsü bedenimin içinde şiddetle çalkalandı. Kendi Statümün her bir zerresini Yoo Joonghyuk’unkine ekledim.
 
[Aşkının Statüsü, Şeytan Kralın Statüsü ile karşılaştı!]
 
Şimdiye kadar kazandığım güçler Yoo Joonghyuk’unkiyle birleşti ve kaynamaya başladı. Sanki tepeden tırnağa yenilenmişçesine kan damarlarında dinç bir enerji dolaştı.
 
Yoo Joonghyuk altın ışıkla parıldayan gözlerini yavaşça açtı ve bana cevap verdi. ‘Geç kaldın’.
 
Sinirlenmedi ya da beni azarlamadı, sadece bunu söylemeyi seçti.
 
Sun Wukong rolünü oynadığımı muhtemelen biliyordu ama...
 
Özür dilerim.
 
‘Önemsiz konuları sonra konuşuruz. Bu piçi yenmek en büyük önceliğimiz’.
 
Kwa-aaaaah!!
 
Entrikacı’nın [Göğü Yaran Kılıç]’ı hafifçe dans etti ve Tongtian Nehrini ikiye böldü. Kıl payı bir farkla saldırıdan sıyrılmayı başardık. Tesadüfen menzil içinde kalan Takımyıldızları ve Enkarnasyonlar sürüklendi ve solup giden çığlıklardan başka bir şeye dönüşmedi. Saçma sapan bir saldırı gücüydü bu gerçekten.
 
Boşuna çabalıyorsunuz. Anılarını geri kazanmayı başarmış olsan bile beni yine de yenemezsin. Çünkü sen de benden başladın.
 
Şimdi ne saçmalıyor bu?
 
Nehrin yüzeyinde koşan Yoo Joonghyuk sinirle cevap verdi. ‘Ona göre ben 3. turdan Yoo Joonghyuk değilmişim’.
 
Gerçekten mi? Öyleyse neymişsin?
 
Refleks olarak ona sordum ama dürüst olmak gerekirse zihnimde birkaç baş döndürücü teori dolaşıyordu bile. Belki de bu uzun zaman öncesinden beri biriken bir soruydu.
 
‘3. tur Yoo Joonghyuk’un böyle bir bilgiden haberdar olmaması gerekirdi ama?’
 
[Yeşil Bölge] senaryosu sırasındaki zamanlar.
 
‘...Ne olursa olsun, büyüme hızı çok yüksek.’
 
...Ve hatta [Sinema Zindanı]’ndayken bile.
 
Yoo Joonghyuk’un [Karakter Listesi]’ni her kontrol ettiğimde gizlice aklıma takılan tüm sorular birbiri ardına yükselmeye başladı. [999] ile yaptığım konuşma bile kafamın içine girdi.
 
“Bu dünya çizgisindeki Yoo Joonghyuk ‘üçüncü tur’ olduğunu söyledi. Yani burası üçüncü regresyon turu.”
 
“Bu tür bilgilere olduğu gibi güvenmek. Ne kadar safsın.”
 
Aklım başıma geldiğinde [Karakter Listesi]’ni başlatıyordum bile.
 
[İlgili bireyin bilgileri çok fazla. Karakter Listesi, Özet Listesi olarak değiştirilecek.]
 
[Kullanıcının kolaylığı için yalnızca seçilen öğeler görüntülenecektir.]
 
+
 
<Karakter Özeti>
 
Karakter: Yoo Joonghyuk
 
Özel Nitelikler: Regresör <3. Tur> (Mit), Eğlencenin Hükümdarı (Efsanevi)...
 
+
 
3. tur diyordu. Kesinlikle 3. turdandı.
 
Bu durumda, o herifler tam olarak neyden bahsediyorlardı böyle...?
 
Kim Dok ja ger çek ten an la ya mı yor mu?
 
Anılarımın sayfaları çevrilmeye başladı. Hatırlamamak için çok çabaladığım anılar.
 
“Bana gösterdiğin o ‘dünya’ gerçekten var mı?”
 
[İlgili birey bir Karakter değil.]
 
‘Uyan, Kim Dokja!’
 
Yoo Joonghyuk’un haykırışını duyduktan sonra aniden aklım başıma geldi. Şimdi başka bir şey düşünecek zaman değildi.
 
Entrikacı’nın havada süzülürken yaydığı Statü giderek güçleniyordu.
 
Görünüşe göre anılarını hâlâ gerçekten geri kazanamamışsın.
 
“…Bu sefer öyle kolayca kaybetmeyeceğim.”
 
Yükselen o Statüye karşı koymak istercesine, Yoo Joonghyuk kendi güç seviyesini yükseltti. Hareket tekniği [Kızıl Anka Shunposu] ve [Göğü Yaran Kılıç Ustalığı]’nın gücü mutlak sınırlarına kadar zorlandı. [Göğü Yaran Gök Gürültüsü Kılıcı], [Kara Göksel Şeytan Kılıcı]’nı tamamen kapladı.
 
Geçen sefer de aynı şekilde savaşmıştı. Ve yine de kaybetmişti.
 
Ancak bu sefer ona eşlik edenler sadece bunlar değildi.
 
[5. Yer İmi başlatıldı!]
 
[Özel yetenek Elektrifikasyon Sv.23 (+13) başlatıldı.]
 
[Özel yetenek Rüzgârın Yolu Sv.18 (+8) etkinleşiyor!]
 
[Şeytan Kral Dönüşümü etkinleşiyor!]
 
[Rüzgârın Yolu]’nun etkileri Yoo Joonghyuk’un [Kızıl Anka Shunposu]’na eklenirken, [Elektrifikasyon]’dan gelen elektrik enerjisi [Göğü Yaran Gök Gürültüsü Kılıcı]’nın içine işledi. Ve son olarak, ‘Şeytan Kral’ gücü ‘Aşkın’ gücüne eklendi.
 
İki katı güç, üç katı, dört katı... Yoo Joonghyuk’un Statüsü bir anda katlandı ve Tongtian’ın yüzeyine tehditkâr bir şekilde yayıldı.
 
Tıs-çaçaçaçat!
 
Kıvılcımlar havada dans ederken ‘Gizemli Entrikacı’ya doğru fırladık. [Elektrifikasyon] ve [Göğü Yaran Gök Gürültüsü Kılıcı], [Kara Göksel Şeytan Kılıcı]’nın içine işledi. Hem Kyrgios’a hem de Göğü Yaran Kılıç Azizi’ne ait en büyük teknik aynı anda kör edici bir ışık yayarak gerçekten inanılmaz bir kılıç aurası fırtınasının fışkırmasına neden oldu.
 
Kwa-aaaaaah!!
 
Dağları temiz bir şekilde ikiye bölmeye ve okyanusun kendisini buharlaştırmaya yetecek güçteydi bu.
 
Ne yazık ki ‘Gizemli Entrikacı’ böyle bir güçle karşılaşsa bile istifini bozmadı. Ardından iki kılıç çarpıştı ve kulak tırmalayıcı bir sürtünme sesi çıkardı. Hissiyatı Yoo Joonghyuk ile paylaştığım için, ellerimin parçalanmasına benzer acının tüm ağırlığını hissettim.
 
Biz iki elimizle saldırıyorduk, o ise sadece tek elini kullanıyordu. Öyle olduğu hâlde bile...
 
Ne kadar acınasısın, Yoo Joonghyuk.
 
...‘Gizemli Entrikacı’yı kesmeyi başaramadık.
 
Tıs-çat, tıs-çaçaçat.
 
Etrafında patlayan kıvılcımlar onun varını yoğunu ortaya koymadığını gösteriyordu. Durum böyleyse savaş gücümüz arasında nasıl bu kadar büyük bir uçurum olabilirdi?
 
[Hikâye Sonsuzluk Cehennemi, hikâye anlatımına devam ediyor.]
 
Etraf onun sahnesine dönüşüyordu. 1863 tura ulaşan regresyon cehennemi. Yanan kraterlerin içinde acıyla inleyen ‘Dış Tanrılar’ ve etrafa saçılmış sayısız yıldız cesedi.
 
Kapalı evrenden kaçıp yeni bir hikâye hayal etmenin bedeli, kim olduğunu bile hatırlayamamandır. Gerçekten arzuladığın dünya bu muydu?
 
O kötü şeytani ses cehennem manzarasının ötesinden geldi.
 
Kafam karışmıştı. Ne dediğini neredeyse anlıyor gibiydim ama aynı zamanda kolayca kabullenemiyordum.
 
Kapalı bir evrenden kaçan ve yeni bir hikâye hayal eden Yoo Joonghyuk. Bu kriterlere uyan bildiğim tek bir ‘Yoo Joonghyuk’ vardı.
 
Ve eğer bu doğruysa, o zaman...
 
O zaman, tanıdığım Yoo Joonghyuk o ‘Yoo Joonghyuk’ ise...
 
[Dördüncü Duvar daha da kalınlaşıyor.]
 
‘Kim Dokja, o güçlü yeteneği kullanmadığın sürece kazanamayacağız.’ Yoo Joonghyuk aniden bağırdı. ‘Geçen seferki Hikâyeyi kullan.’
 
‘Geçen sefer’ derken ne demek istediğini biliyordum.
 
Sonsuzluk Cehennemi, geçmişte Poseidon’a karşı savaşırken kullandığım Hikâye.
 
O zamanlar 362. turdaki Yoo Joonghyuk’un anılarını ödünç alarak Theseus’u öldürmüştük. ‘Gizemli Entrikacı’nın etrafında akan karanlık Hikâyeye baktım ve sadece şüpheyle iç çekebildim.
 
Dürüst olmak gerekirse, onu kullandıktan sonra bile kazanıp kazanamayacağımızdan emin değilim.
 
O zamanlar okumak için tüm varlığımı kullandığım regresyon turu sadece 362.’siydi. Şimdiki durum o zamana kıyasla bir miktar gelişmiş olurdu elbette ama yine de bunun gözlerimizin önündeki herifi yenmeye yetip yetmeyeceğini tahmin bile edemiyordum.
 
Ve ayrıca...
 
Beni burada tereddütte bırakan tek şey bu değildi.
 
362.’den daha yüksek bir turdaki Yoo Joonghyuk’un gücünü ödünç almayı başarırsam, bu Yoo Joonghyuk benimle birlikte anılarını kaybedecekti.
 
Tıpkı Takımyıldızlarının ve Enkarnasyonların Hikâyeleri okuduğu gibi, ben de Yoo Joonghyuk’un ‘Hayatta Kalma Yolları’nı okumuştum.
 
Burada Sonsuzluk Cehennemi’ni kullanırsam, Yoo Joonghyuk benim yanlış anlamalarımla lekelenmiş ‘okumayı’ benimle birlikte tecrübe etmek zorunda kalacaktı.
 
Hayatta kalmak için okuduğum ‘Hayatta Kalma Yolları’. Keyfime göre ‘hatırladığım’ tarih.
 
O ‘tarihteki’ ‘Yoo Joonghyuk’u tek taraflı olarak çarpıtmış veya abartmıştım. Benim versiyonum en iyi ihtimalle şüpheliydi, gerçekliğin idealize edilmiş bir tasviriydi.
 
...Kahretsin.
 
Öyle olsa bile bu haksız şeyi yapmaktan başka çarem yoktu.
 
[Hikâye Sonsuzluk Cehennemi, hikâye anlatımına başladı!]
 
Çaresizlik hissinin içinde sıkışıp kalmışken sayfaları çevirdim. Kıyametten önce de sonra da olsa aynı hikâyeydi – herhangi bir anda yapabileceğim tek şey bir kitabın sayfalarını çevirmekti.
 
Yoo Joonghyuk’un sayısız regresyon turu gözlerimin önünden geçti.
 
3. tur, 4., 5....41.... 182....
 
Anılar akıp gitmeye devam etti.
 
Birçok Yoo Joonghyuk şimdi bize bakıyordu.
 
362. tur... 598.... 724...
 
[Kavrayışın yeni bir olasılığa doğru ilerliyor!]
 
[Daha önce okuyamadığın sayfalar artık mevcut!]
 
862... 999....
 
Boğazımda kan birikti. Aklıma sanki parçalara ayıracakmış gibi bir acı saplandı.
 
[999]. Gerçekten sevdiğim regresyon turu.
 
Yoo Joonghyuk’un diyaloglarının sayısı giderek azaldı. Sınırım buydu.
 
[Okuyabileceğin en yüksek tura ulaştın.]
 
[Okuyabileceğin en yüksek turdaki Yoo Joonghyuk, 999.’dur.]
 
Mesaj, kitap raporuna bağlı nihai puan gibi belirdi. Ama başımı kaldıramadım. Bir şeyi okumak nasıl bu kadar utanç verici olabilir ve bu kadar yanlış hissettirebilirdi?
 
Tam o anda Yoo Joonghyuk ağzını açtı. ‘Onu nasıl okuduğunun bir önemi yok, bunu yargılayacak olan ben olacağım. Bu yüzden sen sadece okumaya odaklan.’
 
Beden yaralar içinde kalmış olmasına rağmen Gizemli Entrikacı’nın bir başka saldırısını daha savuşturdu. Tekrar konuştu. ‘Ne duyacağıma ve ne hatırlayacağıma karar vermek benim özgürlüğüm. Ve kim olduğuma ben karar vereceğim.’
 
Çok iyi bildiğim bir sesle, bilmediğim bir hikâyeden bahsediyordu.
 
‘Seni aptal, onu tek başına okumuyorsun.’
 
Onu duyduğum an içimde bir şey uyandı.
 
‘Hayatta Kalma Yolları’ ile ilgili anılar değildi bu. Hayır, çok uzun zaman önce annemle yaptığım konuşmaydı.
 
“Zaten bildiğimiz hikâyeyi neden yeniden okuyoruz?”
 
Yeniden okusanız bile değişmeyen hikâyeler vardı. Değişmezdi, çünkü okuyan kişi değişmezdi.
 
Annem bu soruya şu şekilde cevap vermişti.
 
“Birlikte okuyalım mı öyleyse?”
 
Birlikte okumak.
 
[Kavrayışın hızla gelişiyor!]
 
Kafam daha da çorbaya dönerken, tek başıma gücümle çeviremediğim sayfalar çevrilmeye başladı.
 
1146.... 1398.... 1561.... 1733....
 
Bu dünyada tanıştığım insanlar sayfaları benimle birlikte çeviriyordu. Bazı şeyleri hâlâ anlayamıyordum ama tam o anda birkaç başka şeyi çözmeyi başardım.
 
Ve görünüşe göre asla anlayamayacağım bazı paragraflar vardı.
 
…!!
 
‘Gizemli Entrikacı’nın bir şey bağırdığını duyar gibi oldum.
 
Bilincim dalgalanmaya devam etti. Uykusuzlukla savaşan bir adam gibi, kan kusarken, acımasız kıvılcım bombardımanına dayanırken sayfaları tekrar tekrar çevirmeye devam ettim.
 
Yoo Joonghyuk hakkında hâlâ pek bir şey bilmiyordum.
 
“O dünyaya ancak ben öldükten sonra dönebilirsin, değil mi?”
 
“Burada kalırsan o dünyayı kurtaramayacaksın.”
 
Ancak, on küsur yıllık süreçte biriken yanlış anlamam bir tür mucize gibi küçücük bir anlayış kırıntısına ulaşmama yardımcı olabilirse ne olurdu?
 
“O dünyanın ■■’unu merak eder oldum.”
 
O zaman onu yeniden okuyabilirdim.
 
[Okuyabileceğin en yüksek turdaki Yoo Joonghyuk, 1863.’dür.]
 
Entrikacı’nın gelen Statüsü [Kara Göksel Şeytan Kılıcı]’na dokundu ve dağılıp gitti.
 
Şaşkınlıkla gözlerimi kırpıştırdım. Sanki üzerine yazılmış harfler soyuluyormuş gibi, [Karakter Listesi] değişmeye başladı. ‘3’ sayısı soyuldu ve yerine yeni sayılar kazınıyordu.
 
Ve kör edici beyazlıktaki bu boş kağıt parçasının üzerinde, daha önce hiç okumadığım bir sayfa açılmaya başladı.
 
+
 
<Karakter Özeti>
 
Karakter: Yoo Joonghyuk
 
Özel Nitelikler: Regresör <1864. tur> (Mit)
 
+
 
Tamamen yeni bir hikâyeydi bu.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi