Bölüm...
Adventure,Fantasy,Horror,Isekai

Bölüm 447

84.Kısım – 1864 (3)
Yazar: Sansanson Grup: Novel Gecesi Okuma süresi: 14 dk Kelime: 3.522



Çeviri: Sansanson
84.Kısım – 1864 (3)
 
1863. turu ziyaret ettiğim o zamanı hatırladım.
 
1863. turdaki Yoo Joonghyuk’u ilk gördüğümde, onun ‘orijinaldeki Yoo Joonghyuk’ olduğunu düşünmüştüm. Çocukluk yıllarımı birlikte geçirdiğim, hayatımı ayakta tutan o ana karakter.
 
Ama değildi.
 
Katlanmamı sağlayan ‘Yoo Joonghyuk’, hikâyesini çok uzun zaman önce bitirmişti. 1863. turun sonuna ulaşmış ve dünyanın sonuna tanıklık etmişti; ardından dünya çizgilerinin dehşet verici uçurumunda dolanıp durmuştu. Binlerce yıl boyunca, belki de on binlerce yıl boyunca.
 
O şekilde daha ne kadar yaşadığını bilmiyordum. Ama kesin olarak bildiğim şey, birincisi, şimdiye kadar hayatta kalmış olması, ikincisi, tüm o zamanları hatırlıyor olması ve...
 
...Ve, bana karşı düşmanca bir tavır sergiliyor oluşuydu.
 
Hiçbiriniz ■■’a tanıklık etme hakkına sahip değilsiniz.
 
Haklıydı.
 
Senaryoları aşıp geçmeyi başarmamın tek sebebi, Entrikacı’nın hayatının benimkinden önce gelmiş olmasıydı.
 
Statüsü daha da güçleniyordu. Civardaki durumu gözlemleyen ‘Dış Tanrılar’ın hepsi aynı anda diz çöktü.
 
[OhOhOhOhOh...]
 
Dalgalanan bir aura yükseldi ve [Göğü Yaran Kılıç]’ın etrafını sardı. 1863 hayat boyunca yaşadıktan ve sonrasında dünya çizgilerinde dolaşırken kazandığı güçtü bu.
 
[Dev Hikâye Yalnız Kıyametin Yolcusu, hikâye anlatımına başladı.]
 
Sayısız ‘Yoo Joonghyuk’, onun içinden doğrudan bana bakıyordu.
 
[41. turun Yoo Joonghyuk’u sana bakıyor.]
 
[362. turun Yoo Joonghyuk’u sana bakıyor.]
 
[666. turun Yoo Joonghyuk’u sana bakıyor.]
 
[999. turun Yoo Joonghyuk’u sana bakıyor.]
 
Birlikte derledikleri tarihler – tüm günahları, tam oradaydı. Jophiel’in [Günah Gözü]’nün bile sonunu göremediği kadar çok sayıdaki günahlar.
 
Bu <Yıldız Akışı> tarafından ‘Dehşet’ olarak nitelendirilen bir varlıktı. ‘Kötülük’ sınırlarının ötesine geçen ve dünya tarafından ‘anlaşılamaz’ ilan edilen bir varlık. Dış Tanrıların kralıydı o.
 
Yine de gerçek doğası ne kötüydü ne de dehşetti.
 
Hayır, <Yıldız Akışı> tarafından dışlanmak zorunda kalmasının sebebi, karakterinin çok fazla katı olmasıydı.
 
“<Yıldız Akışı>’nı yok edeceğim.”
 
Ve mesele şu ki, <Yıldız Akışı> herhangi bir esneklikten yoksun bu tür karakterleri sevmezdi.
 
İnsanın karakterinin bazen bükülmesi, ne zaman boyun eğmesi gerektiğini ve ayrıca ne zaman ufalanıp gideceğini bilmesi gerekirdi. Ancak ‘Gizemli Entrikacı’ böyle bir karakter değildi.
 
Bu yüzden bu kadar uzağa gelebilmiş ve ‘Gizemli Entrikacı’ olabilmişti.
 
“Bu hikâyeyi başlatanı kesinlikle kendi ellerimle öldüreceğim.”
 
Arzuladığı şey, bu dünyanın ‘yıkımı’ydı. Ve ayrıca tüm Yoo Joonghyuk’ların arzuladığı ‘Regresyonun sonu’ydu.
 
[Takımyıldızı Gizemli Entrikacı sana bakıyor.]
 
Kesinlikle haklıydı.
 
Kesinlikle... tüm hikâyelerin sonuna tanıklık etmek için herkesten çok daha fazla nitelikliydi. Özellikle tek başarısı ‘Hayatta Kalma Yolları’nı okumak olan benim gibi biriyle kıyaslandığında...
 
‘Gereksiz düşünceleri bırak. Ve kendi başına ona sempati duymaya kalkma.’ dedi Yoo Joonghyuk. ‘Buralara kadar geldikten sonra rastgele bir piçe boyun eğmeyi mi planlıyorsun? Şimdiye kadar derlemeyi başardığın Hikâye, sırf o piçin hayatını kopyalayarak mı oluşturuldu?’
 
Cevap veremedim.
 
‘Onun söylediklerine hak verirsen, bu seninle birlikte savaşan yoldaşlarının hayatlarını inkâr etmekle aynı şey olur.’
 
Şüphesiz, başlangıçta tehlikeleri atlatmak için ‘Hayatta Kalma Yolları’na bel bağlamıştım ama sonrasında işler değişmişti. Orijinal romanda gerçekleşmeyen olaylar meydana gelmiş ve içinde bulunmayan tehlikeler de bizi bulmuştu. Ve ben bu tehlikeleri yoldaşlarımla birlikte aşmayı başarmıştım.
 
Hikâyemiz büyümeye devam ettikçe, ‘Hayatta Kalma Yolları’ ile olan mesafem de büyüdü ve belli bir andan itibaren orijinal esere danışmayı bıraktım. Hatta henüz son revize edilmiş versiyonu okumamış olmamın sebebi de buydu.
 
Bu dünya, Gizemli Entrikacı’nın yaşadığı ‘Hayatta Kalma Yolları’ndaki dünya ile aynı değildi.
 
Yoo Joonghyuk konuşmaya devam etti. ‘Haklı olabilir. Kararları da geçerli olabilir. Yine de bu, ona boyun eğmen için yeterli bir sebep değil.’
 
[Hikâye Yaşam ve Ölüm Yoldaşları, hikâye anlatımına başladı!]
 
‘Çünkü biz de haklıyız,’ dedi 1863. regresyon turunun trajedilerine de katlanan Yoo Joonghyuk. Hiç şüphe yok ki o da ‘Yoo Joonghyuk’tu. ‘Bana hâlâ pek gerçekçi gelmiyor ama gerçekten 1864. turu deneyimliyorsam, o zaman...’
 
[Kara Göksel Şeytan Kılıcı]’nı sıkıca kavrayan Yoo Joonghyuk, bakışlarını kısa bir an için Tongtian Nehri’ndeki yoldaşlarımıza doğru çevirdi.
 
Lee Jihye’nin filosu bombardımanına devam ediyordu ve Shin Yoosung’un [Kimera Ejderhası] Nefes saldırısını püskürtüyordu. Jung Heewon tarafından sıkıca tutulan Lee Hyunsung da sert bir şekilde savaşıyordu. Bu sırada Jang Hayoung, Lee Gilyoung’u sırtına almış hızla koşuyordu.
 
Hiç kimse ölmemişti ve ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlardı. Bu kokuşmuş dünyanın sonunu görebilmek için.
 
‘Büyük olasılıkla bu manzaraya tanıklık etmek için buraya geldim.’
 
[Kara Göksel Şeytan Kılıcı] ve [Göğü Yaran Kılıç] bir kez daha çarpıştı. Geri adım atmak istemeyen iki kılıç gürlemeye devam etti, bıçakları kullanıcılarının öz inancıyla doluydu.
 
‘Gizemli Entrikacı’ bağırdı. Hâlâ anlamıyor musun? Anılarını geri kazanmış olsan bile...
 
“Ne kadar ısrarcısın. Benden tam olarak ne duymayı bekliyorsun o hâlde?”
 
...Ne?
 
“Yenilgiyi kabul etmemi mi istiyorsun? Yoksa hayatını anlamamı mı?”
 
Anlamak mı? Anlaman hiçbir şey ifade...!
 
“Gerçekten de buna muhtemelen ihtiyacın yok,” diye cevap verdi Yoo Joonghyuk ilgisizce. Ve kendisi de Yoo Joonghyuk olduğu için şu sözleri söyleyebiliyordu. “Benim de senin beni anlamana ihtiyacım yok.”
 
Bunu söyledi, çünkü zaten birbirlerini anlıyorlardı.
 
İki kılıç her çarpıştığında yüksek metalik sesler yankılandı. Bir Statü şiddetle başka bir Statü ile çarpıştı.
 
[Hikâye Sonsuz Cehennem Manzarası kükrüyor!]
 
İki cehennem manzarası bu savaş alanını yaratmak için birbirine dolandı.
 
Sinir bozucu bir şekilde, yapabildiğim tek şey bu iki Yoo Joonghyuk’u izlemekti. Ve bu lanet sayfaları çevirmek için ne gerekiyorsa yapmaktı.
 
[Dev Hikâye Işık ve Karanlığın Mevsimi şiddetle çırpınıyor.]
 
Kazanan kolayca belirlenemiyordu. Öyle olsa bile ‘Gizemli Entrikacı’ son derece rahat kaldı.
 
Belki de bu aşikârdı; sonuçta bizim tarafımız ‘1863.’ turun gücünü daha yeni kullanmaya başlamıştı. Ustalık ve alışkanlık açısından ezici bir şekilde dezavantajlı bir konumdaydık.
 
Zafere ulaşıldığını düşünen ‘Gizemli Entrikacı’ ağırdan alarak bir soru sordu. Merak ediyorum. ‘En Eski Rüya’nın kuklası, görmek istediğin sonuç nedir?
 
“Neden sana söyleyeyim?”
 
Yoksa o ‘Kurtuluşun Şeytan Kralı’nın istediği ile aynı şey mi? O herife gerçekten inanıyor musun?
 
İki kılıç havada çarpıştı ve devasa şok dalgaları yayıldı.
 
Yoo Joonghyuk dudaklarındaki kanı silerken bir adım geri çekildi.
 
Hiçbir fikrin yok. O çok güvendiğin ‘yoldaşının’ gerçekte ne kadar acınası olduğundan haberin yok. O piçin bu dünya için istediği ‘sonucun’ ne olduğunu bilmiyorsun.
 
‘Gizemli Entrikacı’, [Göğü Yaran Kılıç Ustalığı]’nı yağdırırken hafifçe sırıttı.
 
Bu dünya çizgisi ilk açıldığında Kim Dokja’nın amacı yalnızca ‘hayatta kalmaktı’.
 
Şaşkınlıkla başımı kaldırdım ve Yoo Sangah’a baktım. Bu kadın muhtemelen ölecek. Ve ben de.
 
İki kılıcın arasındaki boşlukta, yaşadığım Hikâyeler nefes alıyordu.
 
Bir sonraki amacı... Seni kullanarak güçlenmekti.
 
“Beni yoldaşın yap. Bilmediğin yerleri doldurabilirim.”
 
Gelecekte hâlâ duran sayısız senaryoyu temizlemek için Yoo Joonghyuk kesinlikle gerekli.
 
Sanki sayfalar çevriliyormuş gibi, yaşadığım Hikâyeler tam gözlerimizin önüne yansıtılıyordu. Sanki o hikâyeyi durdurmak istercesine Yoo Joonghyuk kılıcını acımasızca savurdu, ancak tüm girişimleri Entrikacı’nın [Göğü Yaran Kılıç]’ı tarafından engellendi.
 
Bu sırada Entrikacı devam etti. Ondan sonra, evet. Biraz nefes alma fırsatı bulduktan sonra, bu ‘dünyanın sonucunu’ hayal etmeye bile cüret etti.
 
“Hyung sen bir şey dilemiyor musun?”
 
Cevabımı vermeden önce bir süre Lee Gilyoung’a sessizce baktım.
 
“Belli bir romanın sonsözünü görmeyi diledim.
 
Cennetin Dengi Büyük Bilge bunu daha önce söylemişti, başkalarını okuyan tek kişinin ben olmadığımı. Tıpkı benim onları okuduğum gibi, onların da aynı anda beni okuduklarını söylemişti.
 
Haklıydı.
 
Ben ‘Hayatta Kalma Yolları’nı okumakla meşgulken, ‘Gizemli Entrikacı’ da benim hikâyemi okuyordu. Deneyimlediğim hayatın tamamını gözlemliyordu.
 
Kim Dokja bir zamanlar benim hayal ettiğim şeyi hayal etmeye başladı. Gökyüzündeki <Yıldız Akışı>’nı ve aşamadığım ‘Duvar’ın ötesindeki dünyayı yok etmek istiyordu. Yoldaşlarının her birini kurtarmak istiyordu, hatta…
 
Nebula kümeleri gece göğünün merkezindeydi. <Vedalar>, <Olimpos>, <Papirüs>... Yaptıklarınızı asla unutmayacağım.
 
“Daha önce hiç var olmamış bir ‘Hikâye’ yaratacağım.”
 
Anılar gözlerimizin önünden akmaya devam etti. Bazıları tam hatırladığım gibiydi, bazıları ise çarpıtılmış veya bozulmuştu. Çünkü eksiksiz ‘Hikâyeler’ değillerdi.
 
Bu, Entrikacı’nın ‘Kim Dokja’nın hikâyesi’ yorumuydu.
 
‘Gizemli Entrikacı’ işte böyle hissediyordu.
 
Konuşmaya devam etti. Kim Dokja artık bu hedefe ulaşamayacak. Daha doğrusu, başaramayacak.
 
Neden öyle düşündüğünü sormak istedim.
 
[Dördüncü Duvar hafifçe sallanıyor.]
 
Bir hikâye kurgu olabilir, ancak asla yalan söylemez.
 
Entrikacı’nın sol eli Yoo Joonghyuk’un saçlarına dokundu. [Kara Göksel Şeytan Kılıcı] refleks olarak o eli savuşturdu ama o zamana kadar çoktan geç kalınmıştı.
 
[Hikâye Başmelek Tarafından Sevilen, hikâye anlatımına başladı.]
 
Sanki yeni doğmuş bebeklermişçesine, sahip olduğum Hikâyeler birer birer ağlamaya başladı. Bazıları tanıdık olduğum Hikâyelerdi. Öte yandan...
 
[Hikâye Beşinci Sun Wukong, hikâye anlatımına başladı.]
 
Bazıları çok kısa bir süre önce kazandığım Hikâyelerdi. Ve...
 
[Hikâye Ejderha Tarafından Tanınan Rakip, hikâye anlatımına başladı.]
 
[Hikâye Deniz Tanrısı’nın Savaş Yoldaşı, hikâye anlatımına başladı.]
 
[Hikâye Goryeo’nun İkinci Kılıcı, hikâye anlatımına başladı.]
 
Ve sahip olduğumu bile bilmediğim bazı Hikâyeler vardı.
 
Tüm Hikâyelerim aynı anda konuşuyordu.
 
‘Kurtuluşun Şeytan Kralı’. <Yıldız Akışı>’nı yok edemezsin.
 
Gökyüzündeki yıldızlar parlak bir şekilde yanıp sönüyordu. Bir zamanlar nefret ettiğim yıldızların aynısıydı bunlar.
 
[Takımyıldızı Şarap ve Coşkunun Tanrısı seni izliyor.]
 
<Yıldız Akışı>’nın bu dünyasına şehvetle bakan mutlak varlıklar.
 
Enkarnasyonların hayatlarını bir eğlence olarak gören varlıklar.
 
[Takımyıldızı Zengin Gecenin Babası seni izliyor.]
 
Beni izleyenler, bu kadar uzağa gelmeme izin verenler.
 
[Takımyıldızı En Karanlık Baharın Kraliçesi seni izliyor.]
 
...Sözde en eski düşmanlarım.
 
...Çünkü artık Takımyıldızlarından nefret etmiyorsun.
 
‘Gizemli Entrikacı’yı dinlerken bile hiçbir şey söyleyemedim. Bunun doğru olmadığını söylemek istedim. Takımyıldızlarından nefret ettiğimi söylemek istedim. Onları devirmenin hâlâ hedeflerimden biri olduğunu söylemek istedim.
 
Ancak yapamadım. Çünkü lanet olsun ki, ben...
 
[Takımyıldızı Deniz Savaşı Tanrısı seni izliyor.]
 
...Artık gökyüzündeki her yıldızın diğerleriyle aynı türden ışık yaymadığını biliyordum.
 
[Takımyıldızı Adaletin Kel Generali seni izliyor.]
 
[Takımyıldızı Goryeo’nun İlk Kılıcı seni izliyor.]
 
‘Mutlak Taht’ senaryosundan ‘Şeytan Diyarı’na kadar…
 
Bizim için topladıkları Olasılık olmasaydı, bu kadar uzağa gelemezdim.
 
[Takımyıldızı Şeytanvari AteşYargıcı seni izliyor.]
 
[Takımyıldızı Abisal Kara Alev Ejderhası seni izliyor.]
 
[Takımyıldızı En Kadim Kurtarıcı seni izliyor.]
 
Bunu kabul etmekten başka çarem yoktu.
 
Tüm Hikâyelerim onlarla birlikte yaratılmıştı.
 
Bu dünya çizgisine herhangi bir ‘kaybın’ gelmesini istemiyorsun. Çünkü bu hikâyeyi sevmeye başladın. Ve bu yüzden, sen...Sanki hikâyeye bir nokta koyuyormuşçasına, ‘Gizemli Entrikacı’ yüksek sesle ilan etti. …Bu dünyanın ■■’una asla tanıklık edemeyeceksin.
 
Göklerde gök gürlemeleri kükredi.
 
Büyük Bilge ile <İmparator> arasındaki savaş şiddetleniyordu.
 
[Birçok seyirci savaş alanını izliyor.]
 
Takımyıldızları yukarıdan bize bakıyordu.
 
Bazıları bana acıyor, bazıları ise benim adıma öfkeleniyordu. Sayısız dolaylı mesaj durmaksızın aktı.
 
Yoo Joonghyuk sessiz kaldı. Tongtian Nehri’ne düşen yağmur damlaları konuşulan tüm sözlerin yerini aldı.
 
Bir şeyler söylemek istedim, herhangi bir şey.
 
Ancak ağzımı açamadan önce, bir başkası bu fırsatı elimden aldı.
 
“Eee? sonuç olarak ne demek istiyorsun?” Yoo Joonghyuk’tu bu. “Kim Dokja niteliğe sahip olmadığı için, onun yerine bu dünyanın ■■’unu sen göreceksin, öyle mi?”
 
‘Gizemli Entrikacı’nın alnında hafif bir kırışıklık oluştu. Görünüşe göre artık sağlıklı düşünemiyorsun. Yoldaşın olarak gördüğün o adam nefret ettiğin Takımyıldızlarından farksız. O piç...
 
“…Gerçekten de acınası bir aptal,” diyerek sözünü kesti Yoo Joonghyuk. “Önemsiz bir oyun şirketinde sözleşmeli işçi olarak çalışıyordu ve tek hobisi roman okumaktı.”
 
Acınası öz tanıtım benzeri sözleri gökyüzünde yankılandı.
 
Bunlar bir süre önce Yoo Joonghyuk’a söylediğim şeylerdi.
 
“Uzmanlık alanı küstah çenesini çalıştırmak ve çözüm bulamadığında, krizden kurtulmak için kendi hayatını feda etme alışkanlığı var.”
 
Yoo Joonghyuk benim hakkımda, benim bile bilmediğim şeylerden bahsediyordu.
 
“Böyle biri yoldaşlarını bu kadar uzağa taşımayı başardı.”
 
[Kara Göksel Şeytan Kılıcı], yüksek bir “Kagagagak!!!” sesiyle [Göğü Yaran Kılıç]’ı itti. Savaş başladığından beri ilk kez Yoo Joonghyuk yoğun bir saldırıya geçiyordu.
 
Entrikacı’nın ifadesi sarsıldı. Yoo Joonghyuk’un kılıç darbeleri ilk kez Dış Tanrı’nın savunmasını delip geçiyordu.
 
“Bizi bekleyen sonuç ne olursa olsun, o olmasaydı bu dünya bu kadar uzağa gelemezdi.”
 
Hiçbir şey bilmiy...!!
 
“Bana öyle geliyor ki burada sağlıklı düşünemeyen sensin. Öyleyse neden bu dünya çizgisine müdahale ediyorsun?”
 
Gazap dolu [Göğü Yaran Kılıç Ustalığı] karanlığı biçti. Entrikacı’nın figürü şiddetle sarsıldı ve geriye doğru itildi.
 
O küçük açıklığı kaçırmayan Yoo Joonghyuk’un kılıcı öfkeli bir fırtına gibi yağdı.
 
“Amacın ne senin? Kim Dokja seni bu kadar rahatsız ediyorsa, neden onu daha önce öldürmedin? Kim Dokja’nın senin hayatını kullanarak hayatta kalması seni bu kadar iğrendirdiyse...”
 
[Kara Göksel Şeytan Kılıcı] şimdi ‘Gizemli Entrikacı’nın boynunu hedef alıyordu.
 
[Takımyıldızı Gizemli Entrikacı, Enkarnasyon Yoo Joonghyuk’a dik dik bakıyor.]
 
İki bakışın çarpıştığı an, Yoo Joonghyuk tekrar sordu.
 
“Neden hâlâ bu hikâyeyi izliyorsun?”

+

ÇN: Merhabalar, bir süre boyunca haftada yalnızca iki bölüm gelecek. Bu süre zarfında 270–360 arasındaki bölümleri revize edeceğim.

Revizenin en fazla iki hafta süreceğini düşünüyorum. Bu süreçte yeni bölümler Pazartesi ve Cuma günleri gelecektir. (Bu hafta başka bölüm gelmeyecek.)
Şimdiden anlayışınız için teşekkür ederim.
 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi