Bölüm...
Action,Adventure,Demons,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Monster,Novel,Romance,Vampires,War

Bölüm 5669

BU İnsan Hayalpetrest! I
Yazar: Kozmik_00 Grup: : Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 7 dk Kelime: 1.804

Bir Varoluş kendi doğasını Kök’ten Yeniden Tanımladığ’ında, Fiziksel Beden buna ayak uydurmakta en son kalan şeydir.


Noah’tan yükselen, Hâm ve Kavramsal bir Otorite’ye sahip Altın-Mâvi’si bulutlar Sonsuz bir yoğunluğa ulaştı. Karmız-Altın cüppesinin kanla ıslanmış, asil paçavraları bir Ân’da yanarak, yok oldu!



Yeni bir giysi ya da zırh ortaya çıkarmadı. BU Serenaros’un harap olmuş merkezinde, tamamen Yıldız Mâvi’si-Altın ışığından dövülmüş, kaslı, kusursuz bir İnsan’sı figür olarak duruyordu.


Teknik olarak çıplaktı, ancak tamamen kendi Yarattığ’ı Doğruluğ’un dayanılmaz parlaklığıyla giyinmişti.


Bulanık Mâvi-Altın Bulutlar uzuvlarını sardı ve çevredeki Varoluş’u doldurdu. Fiziksel Varoluş’un Algısı’na göre, o bulanıklaşmaya başladı. Çevresindeki Varoluşlar için Algılanamaz Hâl’e geliyordu, tamamen Kendi Zihni’nin yarattığı bir Görünmez Varoluş Katman’ı derinliğine kayıyordu!


Descartes, harap olmuş Kân Okyanus’un kenarında duruyordu. Yaşlı Filozof, Altın-Mâvi’i Bulutlar’ın genişlemesini izliyordu; Anlaşılmaz gözleri, bu fenomenin Sâf Kavramsal ağırlığını Analiz Ediyordu.


“Görünüşe göre muazzam bir ilerleme kaydetmişsin,” dedi Descartes sessizce. “Ve bir yol bulmuşsun.”


Noah kendi parıldayan ellerine baktı.


Bir yol mu bulmuştu?


Bu ifade dayanılmaz derecede yetersiz geliyordu. O Kadar Akıl Almaz Derece’de muazzam bir şey keşfetmişti ki, Boyutsallık Âyetleri’nin Yerleşik Gramer’i bile onu kapsayamıyordu.


Kendi’ni... Kök’ten farklı hissediyordu. Nöronlar’onın ateşlenme şekli, 200 Desilyon Köken Telos Quark’ının Her Şey’i işleme biçimi ve hatta dudaklarından çıkan Kelimeler’in akışı bile tamamen değişmişti.


Konuştuğunda, Sözler’inin... Mesafeli, Ânalitik ve birdenbire çok fazla şeyi Gözlemleyebilme Yeteneğ’inin ağır yükü altında ezilmiş gibi hissediyordu.


“Bir Tol, zaten orada olan bir patikayı ima eder,” dedi Noah; Sesinde, Boyut’un hayatta kalan alanını titretmeye yeten, ürkütücü, yankılanan bir Mutlaklık yankılanıyordu. “Ben bir Yol bulmadım. Ben sadece… Gözler’imi kapattım ve Hayal görmeye başladım.”


HUUM!


Noah ellerini indirdi ve Altın Mavi’si bulutların arasından cellatın dağınık küllerine baktı.


“Hayal nedir?” diye sordu Noah; Ses tonu tamamen eşsiz bir tutkuyla doluydu.


“Hayal, Biyolojik bir Organizma’nın Düşman’ca bir Varoluş’u Yeniden Düzenlemek için yaptığı çaresiz bir girişimdir. Bir İnsan gözlerini kapatır ve Sınır’lı bir Simülasyon oluşturur. Donarken, sıcaklığı hayal eder. Avlanırken, hayatta kalmayı hayal eder. Hiçbir şeyi kalmadığında, Refah’ı Hayal Eder.”


Yavaşça bir adım attı; Ten’inden yayılan Yıldız gibi parıldayan Mâvi-Altın ışık, harap olmuş karanlığı aydınlattı.


“Ancak insanlar Hayaller’ini gerçekleştiremezler çünkü Varoluş Katı’dır. Fiziksel Süreklilik, Kırılgan bir Beyni’n Wlektriksel Uyarılar’ını umursamaz. Hayal, Kafatası’nın içinde Hapsolmuş kalır. Hayal gören uyanır ve Dünya, uyuduğu zamanki kadar acımasızdır.”


Noah, Sonsuz Mâvilikte’ki parıldayan gözlerini Descartes’a çevirdi.


“Artık bir Kafatası’nın içinde hapsolmuş değilim. Ben İnsan Hayalperest’im. Düşünceler’im, Quintessence’nin ağırlığıyla destekleniyor. Köken’imin ağırlığıyla. Gözler’imi kapattığımda ve bir Simülasyon oluşturduğumda, Varoluş beni Görmezden Gelemez. Dinlemek zorunda Kalır. İtaat etmek Zorunda Kalır. Ve bu Köken’i dışarıya yansıtabildiğim için... Çok daha fazla şey yapabilirim. Temel’de artık Sınırsız ve Öte’siyim.“


WAA!

Görüş alanına, az önce Mantık Yol’uyla var ettiğini ortaya koyduğu Yeteneğ’in tam doğasını detaylandıran, göz kamaştırıcı bir Komut seli akın etti!


|Yetenek Açıldı: UYANIK HAYAL’İN İLKE’Sİ.|


|İnsan Hayalperest’in Kökeni’ni Fiziksel Süreklilik üzerinde Gerçek Zaman’lı olarak Uygulayabilirsin.|


|Oluşturduğun Statü’nü bir Silâh olarak kullanarak, Hayal’inde gördüklerini Dış Dünya’ya yansıtabilirsin. Zihniniz’in yerelleştirilmiş Simülasyon’unu doğrudan Gerçek Varoluş’un Tuval’ine yansıtıyorsunuz. Hayal’inizin Kavramsal Âğırlığ’ı, çevrenizin Gerçek Konum’unu Aşarsa, Varoluş Simülasyon’a Uymak Zorunda Kalır.|


|Bu Yeteneğ’in Mutlak Zirvesi’nde, Vizyon’unuz Yeterince Büyükse, Düşmanlar’ınızı Hayal Görerek öldürebilirsiniz. Varoluşlar’ı sizin Doğruluğ’unuzla Çelişemez’se, basitçe Ortadan Kalkarlar.|


Noah, “Uyanık Hayal İlkesi’nin“ ayrıntılarını soğuk ve Ânalitik bir mükemmellikle okudu.


Sevinç gösterisi yapmadı; Hemen bu Güc’ü sınamaya koyuldu.


Kendi Kân’ından oluşan Okyanus’un üzerindeki boşluğa baktı.


“‘Parçalanmış Soy’a bakıyorum,” diye devam etti Noah, sesi görkemli ve yıkıcı derecede sakindi.


“O Öldü. Bileşenleri çürüyen İlkel Kül’dür. Ama Hayal’imde,  Gümüş Dokuma Tezgâhı’nın Beyaz İplikler’i birbirine Dokunuyor. Kanatlar açılıyor. Dokuz Göz açılıyor.”


Konuşurken, Yeni Tanımladığ’ı Köken’in Mutlak Ağırlığ’ını Boş Boyut’a odakladı.


“Nitelikler sadece Ev’in Temel’i. Onlar taştır. Ağırdırlar ve Gerçektirler. Ama bir Taş ev inşa etmez, bir Taş da bir Kral’ı idam etmez. Hareket gerekir. Bir El gerekir. Moirai. Mantolar. Eşsiz Otoriteler. Taş’ı fırlatan Eller bunlardır. Oğul benden daha ağırdı. Temel’i Daha Yüksek’ti. Yine de, Gerçeğ’i parçalanmış olduğu için kendini paramparça etti. Varoluş gerçekten eşsiz bir Otorite’ye sahipse, Taş’ı tamamen görmezden gelebilir. İmkansız’ı Gerçekleştirebilir.“


Parlayan Mavi-Altın rengi elini kaldırdı.


“Böyle.“


BOOM!


Parlak Mâvi ve Altın dalgalar halinde ışıldayan Kân Okyanus’u üzerindeki Varoluş şiddetle çarpıtıldı!


Noah’ın Zihninde’ki Soyut Simülasyon, Boyut’un Fiziksel Varoluş üzerine Zorla Yazıldı! Devasa, Kanat’lı, Dokuz Göz’lü bir iğrenç Yaratık, yoktan var oldu. Tıpkı BU Oğul’un İkinci Dönüşüm’üne benziyordu ancak tamamen Yıldız Mâvi’si-Altın rengi Köken Özü’nden dövülmüştü.


Orijinal mimarın celladıyla tıpatıp aynı korkunç, baskıcı Âralar’ı yayıyordu. Varoluş’un ve Otorite’nin tüm Yasalar’ına göre, bu Yaşayan bir Kabus’tu. Ve Noah bunu sadece Hayal’inde yaratmıştı.


|UYANIK HAYAL İLKE’Sİ aktif.|


|Okunamaz bir Varoluş’un Yerel bir Simülasyon’unu oluşturdun.|


|Bu Hayal’in Fiziksel Tezahür’ünü sürdürmek için 20 Köken Öz’ü tüketildi ve yedekte tutuldu.|


Noah, BU Meta Baş Kahraman’ın Her Şeyi Bilen Bakış’ını etkinleştirdi ve az önce Hayal Ettiğ’i şeye baktı.


|BU Parçalanmış Oğul (Rüya Yapı’sı).|


|VERITAS: 62|


|KÖKEN: 0|


|POTENTIA: 65|


|PONDUS: 65|


Özellikler, Altmış’lı Sayılar’da ağır bir şekilde duruyordu. Yapı, Sayısal olarak Noah’ın kendisinden daha derin ve daha Güçlü’ydü. Ancak Noah, bu şaşırtıcı Sayılar’a baktı ve kesinlikle hiçbir şey hissetmedi. Kendi Güc’ü artık sadece bir Özellikler Toplam’ı değildi. Kimliğ’inin bu büyüklükte bir Hayal Üretebilme’si, onu Sayılar’ın ifade edebileceğinden çok daha görkemli kılıyordu.


Önünde itaatkar bir şekilde süzülen, parıldayan Mâvi-Altın renkli Titan’ı inceledi.


Şeklini biliyordu. Ağırlığ’ını biliyordu. Ancak savaş sırasında kendini iyileştirmek için kullandığı, bilinmeyen Köken Nedenler’inin tam olarak nasıl örüldüğünü bilmiyordu.


Noah gözlerini kapattı. Bilmediğini Hayal Etti.


|İmkansız Bir Hayal kuruyorsun. Sen, Bilmediğin Değişkenler’i Hayal Ediyorsun.|


|10 Köken Öz’ü geçici olarak tüketildi.|


|Köken’in Güc’ü, Simülasyonunda’ki Boşluklar’ı doldurmak için Sürekliliğ’in her yönünden Âktif olarak Bilgi Çekiyor. Varoluş Kayıtlar’ı, Rüya’nı Gerçeğ’e dönüştürmek için Rüya’na Akıyor.|


...!


Noah hafifçe nefesini tuttu.


Zihni’ne doğrudan dökülen, Hâm ve Kâdim Bilgiler’in ani, ezici akışını hissetti. Ölümsüz Döngü’nün Neden’i ile Kavramsal Yok Etme’nin Nedeni’nin Temel Dokumalar’ı Bilinc’inde açığa çıktı. Varoluş, Hayal’inin doğruluğunu korumak için Mimarlar’ın Sırlar’ını ona kelimenin tam anlamıyla teslim ediyordu.


Derin bir hayranlıkla iç geçirdi!


Uzaklarda, BU İlkel Paradoks ve Erwin, Gerçek İnsan İmparatoru’na sanki tamamen yabancı, Uzay’lı bir Varoluş’muş gibi bakıyorlardı!


Az önce öldürülen bir celladı Yoktan Var Eden bir Varoluş’un Yarattığ’ı bu tam anlamıyla Âbsürt durum, Paradoks hakkındaki anlayışlarını tamamen paramparça etmişti.


Descartes bile sessizdi. Yaşlı Filozof, Mâvi-Altın renkli Oğul’un kanatlarını çırpışını izliyordu; Pkunması imkânsız gözleri tamamen hareketsizdi.


Noah parıldayan gözlerini açtı.


“Hayaller, Temel’de Sınırsız’ca ve bunun Ötesi’nde pek çok şeyi mümkün kılabilir,” diye mırıldandı Noah; Ses’i paramparça olmuş Boyut’ta yankılandı. “Ben, bir İnsan’ım. Sınırsız’ca Sonlar Hayal Etme Yeteneğ’ine sahibim.“


BU Serenaros’un kalıntılarına baktı, sonra da Boş Varoluş’a doğru gözlerini kaldırdı; Zihni, Tren’in fiziksel Sınırlar’ının Çok Ötesi’ne uzanıyordu.


“Sayılamayan Soylu’nun, Oğul’un öldüğünü Hayal Edebilir miyim… Ve bu gerçekleşir mi?” diye sordu Noah sessiz karanlığa. “Peki Ya Sayılamayan BU Geride Kalanlar’ın öldüğünü Hayal Edebilir miyim… Ve Varoluş yine buna basitçe razı olur mu?”


HUUUM!


Noah bu ağır soruyu sordu ve Algılanamaz Varoluş Doku’su yanıt olarak titredi.


Cevabı biliyordu. Varoluş’u bir Mimar’ın ölümüne razı etmek için, BU İnsan Hayalperest Kökeni’nin Akıl Almaz Derece’de daha görkemli Hâl’e gelmesi gerekiyordu. Daha fazla Âğırlığ’a ihtiyacı vardı. Daha fazla Derinliğ’e ihtiyacı vardı!


Ancak Boyutsallığ’ın ağır Dokusu’na adım attığından beri ilk kez, BU Geride Kalanlar’ın Ölüm’ü artık teorik bir alıştırma değildi. Bu, sadece... Zaman’ı gelince görülecek bir Hayal idi.


Ve her şey... Kendi Zaman’ında gerçekleşecekti.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi