Bölüm...
Drama, Fantasy, Historical, Isekai, Josei, Novel, Romance

Bölüm 28

Aralarındaki Uçurum
Yazar: Hanagasumi Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 9 dk Kelime: 2.168



Katrina’nın doğum günü ziyafeti, Blair ile Herdin’in evli bir çift olarak birlikte katılacakları ilk resmî davetti.
Normal şartlarda bu, Yeni Yıl Şenliği’nde düzenlenen saray ziyafeti olmalıydı. Fakat canavar saldırısından sonra planlanan bütün etkinlikler iptal edilmişti.
İşte bu yüzden Lina ile Meli, Blair’i bu geceye hazırlamayı adeta kutsal bir görev edinmişti.
Lina, bu saç modeli nasıl olmuş?
Hiç fena değil.
Kısa zamanda birbirlerine iyice alışmışlardı. Sürekli fikir alışverişi yapıyor, Blair’i birlikte hazırlıyorlardı.
Blair aynadaki yansımalarına sessizce baktı.
Geçmiş yaşamında bütün bu işleri tek başına üstlenen Lina’nın yanında şimdi Meli’nin de olması, dudaklarında belli belirsiz bir tebessüm oluşturdu.
Ben buradan ayrıldıktan sonra da Lina yalnız kalmayacak.
Bu düşünce yüreğine huzur verdi.
Leydim, hazır oldunuz.
Nasıl buldunuz?
İkisi de sonunda emeklerinin meyvesini tamamlamıştı. Gözlerindeki heyecanı görünce Blair istemsizce gülümsedi.
Çok beğendim. İkinize de teşekkür ederim.
Bu yalnızca nezaket gereği söylenmiş bir söz değildi.
Belki de üzerindeki her ayrıntıya böylesine özen gösterdikleri içindi; bu geceki hâlini gerçekten seviyordu.
[hr]
Blair tüm hazırlığını tamamlamış hâlde merdivenlerin başında göründüğünde, giriş katında onu bekleyen Herdin varlığını hissedip başını kaldırdı.
Bakışları Blair’e iliştiği anda bir anlığına duraksadı.
Sonra Blair merdivenlerden ağır ağır inerken gözleri onu hiç bırakmadı.
Düğün gününde karlar diyarından inmiş bir peri kadar zarif görünüyorsa...
Bu gece ise, kışın ortasında vakitsiz açmış tek bir çiçek gibiydi.
Herdin birkaç adım atarak yanına geldi ve elini uzattı.
Blair kısa bir an ona baktıktan sonra elini sessizce onun geniş avucunun içine bıraktı.
Yolunuz açık olsun Ekselansları... Leydim.
Mason ile malikânenin hizmetkârları tarafından uğurlanan ikili arabaya bindi.
Kısa süre sonra at arabası saray yoluna koyuldu.
[hr]
Blair, pencerenin ardından geriye doğru kayan gece sokaklarını seyrederken düşüncelere daldı.
Geçen yaşamımda bugün ne olmuştu?
İki yıllık anılarının her ayrıntısını hatırlaması mümkün değildi.
Aklında kalanlar yalnızca büyük olaylar ya da yüreğinde derin iz bırakan anlardı.
Ne kadar düşündüyse de bugüne dair kayda değer hiçbir şey hatırlayamadı.
Demek ki önemli bir şey yaşanmamış.
Bu iyi.
Geçmişi zihninde kurcalarken birden Herdin’e geleceği anlattığı günü hatırladı.
Miela’yla tanıştığı günden beri Herdin bu konuyu bir daha açmamıştı.
Aslında bulunduğu konumdan bakınca buna inanması kolay değil.
Belki de inanmak istemiyordur.
Her hâlükârda, sürekli geleceği gördüğünü açıklamak zorunda kalmamak Blair için de büyük bir rahatlıktı.
Tam bunları düşünürken gelişigüzel başını çevirdi.
Yanında oturan Herdin’in bakışlarıyla karşılaştı.
Adam bir süredir onu izliyor gibiydi.
...Ne zamandır bana bakıyor?
Gecenin karanlığını içine çekmiş o koyu mavi gözler sessizce ona çevrilmişti.
İçine bakmaya cesaret edemeyeceği kadar derin gözler...
Tam o sırada Herdin ona doğru eğildi.
Aralarındaki mesafe bir anda kapandı.
Nefeslerini hissedecek kadar yakındılar.
Blair, farkına bile varmadan nefesini tuttu.
Fakat Herdin yalnızca onun arkasına uzandı, açık duran pencereyi kapattı ve yeniden yerine çekildi.
Sanki Blair’in aklından geçenleri eksiksiz okumuş gibi gözlerinin içine baktı.
Ne düşünüyordun?
...Hiçbir şey.
Hiçbir şey düşünmeyen birinin yüzü öyle görünmez. Beni sapıkmışım gibi göstermekte gerçekten yeteneklisin.
Çünkü söyledikleriniz insanın aklına başka şeyler getiriyor...
Demek gerçekten öyle düşündün.
Sesindeki muzaffer ifadeyi duyunca Blair gözlerini büyüterek ona sert sert baktı.
Ardından hemen başını pencereye çevirdi.
Onunla laf dalaşına girerse sonunda yine Herdin’in temposuna kapılacağını biliyordu.
Arkasından alçak bir kahkaha yükseldi.
[hr]
O geceden beri aralarında bir şeyler değişmişti.
Eskisi gibi birbirlerinden uzak durmuyorlardı.
Her gün en az bir öğünü birlikte yiyorlar, Blair en ufak bir dalgınlık gösterdiğinde Herdin bunu fırsat bilip onunla uğraşıyordu.
Doğrusunu söylemek gerekirse...
Bu değişim Blair’in hoşuna gidiyordu.
Ama geçmiş yaşamımdaki anılar geri döndüğünde...
Ondan öylesine nefret ediyorum ki, bununla ne yapacağımı bilemiyorum.
Geçmiş yaşamında Herdin, asla kapanmayacak yaralar bırakmıştı.
Fakat şimdi karşısındaki Herdin henüz bunların hiçbirini yapmamıştı.
O acı dolu hatıralar yalnızca Blair’in zihninde yaşıyordu.
Bu yüzden ona duyduğu öfke ile nefretin haklı bir karşılığı olmadığını bilmek...
Göğsünde açıklayamadığı bir boşluk yaratıyordu.
Ve o boşluk büyüdükçe...
Karşısındaki adamın hiçbir şeyi hatırlamıyor oluşundan daha çok nefret ediyordu.
Oysa aklı, önündeki Herdin’in hiçbir suç işlemediğini gayet iyi biliyordu.
                       ~~~
Tam düşüncelerinin arasında kaybolmuşken araba durdu.
Delmark Dükü ve Düşesi teşrif ettiler!
İkili ziyafet salonuna adım attığı anda içeride bulunan soylular birer birer etraflarını sarmaya başladı.
İmparatorluğun savaş kahramanı...
Ve imparatorluğun tek prensesi...
Bu iki kişinin birlikte görünmesi, salondaki bütün bakışları üzerlerine çekmeye fazlasıyla yeterliydi.
Onlar kendilerini selamlayan soylularla nezaket gereği sohbet ederken gecenin asıl onur konuğu salona giriş yaptı.
Majesteleri İmparator! İmparatoriçe Ana Hazretleri!
Katrina, oğlu İvan’ın koluna girmiş hâlde salona girdi.
Blair evlendikten ve imparatoriçe makamı boş kaldıktan sonra, imparatorun kolunda salona girebilecek tek kişi artık oydu.
Bu, ömrü boyunca inşa ettiği gücü herkese göstermesinin bir yoluydu.
İvan kadehini kaldırdı.
Ziyafetlerin en büyük fazileti, insanın onları gönlünce yaşayabilmesidir. Bugün annemin doğum günü. Dilerim hepiniz bu gecenin tadını doyasıya çıkarırsınız.
Bu kadeh kaldırışıyla birlikte ziyafet resmen başladı.
Soylu aileler sırayla öne çıkarak Katrina’ya hediyelerini sundular.
Bu hediyeler hem imparatorluk ailesine bağlılıklarını göstermek hem de kendi hanelerinin itibarını yükseltmek içindi.
Bu yüzden herkes en nadide, en değerli armağanı sunabilmek adına birbirleriyle yarışıyordu.
Oldukça gülünç bir manzaraydı.
Masrafı onlar yapıyor...
Kazancı ise Katrina topluyordu.
Blair, Katrina’dan nefret eden Herdin’in bunu belli etmesinden endişe etmişti.
Neyse ki böyle bir şey yaşanmadı.
Hediyelerini sunduktan sonra diğer soylularla sohbet ettikleri sırada—
Dük Hazretleri... Düşes Hazretleri.
Katrina kadar gösterişli mücevherler ve ihtişamlı bir elbise giymiş orta yaşlı bir kadın önlerinde durdu.
Kontes Magrid.
Katrina’nın başnedimesi.
İmparatoriçe Ana Hazretleri ikinizi de yanına çağırıyor.
Blair kısa süre tereddüt etti.
Katrina’nın karşısına çıkmak zaten her zaman zordu.
Hele bugün...
Düğünden hemen önce ve sonrasında annesiyle karşılaştıkları her sefer tartışmayla sonuçlanmıştı.
Herdin.
Blair hafifçe onun kolunu tuttu.
Herdin bunun üzerine eğilerek kulağını ona yaklaştırdı.
Beklemediği bu incelik karşısında Blair kısa bir an duraksadıktan sonra alçak sesle konuştu.
Annem ya da ağabeyim sizden mantıksız bir şey isterse kabul etmek zorunda değilsiniz. Tek yapmanız gereken, size kötü bir koca diyebilecekleri bir bahane vermemek.
Aklına düğünden sonraki öğle yemeği gelmişti.
İvan ile Katrina’nın Herdin’i ustalıkla yeniden savaşa yönlendirmeye çalıştıkları gün...
Benimle yaptığınız bu evlilik yüzünden hiçbir şey kaybetmenizi istemiyorum.
Herdin kayıtsız bir ifadeyle cevap verdi.
Merak etme. Bana zarar ettirecek pazarlıklara asla girmem.
Bu rahat tavrı Blair’in içini rahatlattı.
Haklıydı.
Herdin, o iki kişinin oyununa gelecek biri değildi.
                              ~~~
Yanlarına vardıklarında Katrina’nın yanında en yakın müttefiklerinden biri olan Walten Markisi bulunuyordu.
Katrina henüz sıradan bir halk kadınıyken bile onu en güçlü şekilde destekleyen kişilerden biriydi.
Blair usulüne uygun şekilde eğildi.
Bizi çağırmışsınız, Anne.
Seni görmek artık ne kadar da zor oldu Blair. Madem gelecektin, önce yanıma uğramalıydın. Hele Yeni Yıl Şenliği’nde birbirimizden o şekilde ayrıldıktan sonra... Ne kadar üzüldüğümü bilemezsin.
O gün nasıl ayrıldıklarını Katrina’nın unutmuş olması mümkün değildi.
Ama buna rağmen yüzünde yalnızca zarif bir kırgınlık vardı.
Blair buna alışkındı.
Annesi içinde ne hissederse hissetsin...
Başkalarının önünde asla vakarını bozmazdı.
...Etrafınız çok kalabalıktı. Rahatsızlık vermek istemedim.
Ne kadar meşgul olursam olayım seni görmeliyim. Biz bir aileyiz, öyle değil mi? Artık Dük de ailemizden biri.
Sözleriyle Herdin’i aileden biri olarak kabul ediyor görünürken...
Diğer yandan, aileden biri olmasına rağmen gelip onu ziyaret etmediği için üstü kapalı biçimde azarlıyordu.
Tam o sırada Walten Markisi ikisinin de yardımına yetişti.
Benim kızım olmadığı için bilemem ama yeni evlenen bir kızın baba evine ne kadar az uğrarsa evliliğinin o kadar iyi gittiğini söylerler.
Sanırım haklısınız. Eğer kendi yuvalarında mutluysalar, bir anne için bundan daha güzel ne olabilir ki? Ama işte... Anne yüreği. Bir ömür yanında büyüttüğün evladın bir gün senden ayrılıyor. İnsan ister istemez endişeleniyor.
Blair, Katrina ile Walten Markisi arasındaki konuşmayı yarım kulak dinlerken hafızasını yeniden yokladı.
Ne kadar düşünürse düşünsün...
Geçmiş yaşamında bugün Katrina’yla ilgili özel bir olay yaşanmamıştı.
Yoksa artık çok fazla şey değiştiği için geçmiş yaşamla aynı şekilde ilerlemiyor mu?
Tam bunu düşünürken birkaç genç asilzadenin kendilerine doğru geldiğini fark etti.
Asıl hedefleri Blair’di.
Bunu herkesten önce fark eden Katrina, Blair’in elini tuttu.
Haydi Blair. Sen de yaşıtlarınla vakit geçir.
Blair Walten Markisi’ne kısa bir bakış attıktan sonra genç hanımların yanına doğru ilerledi.
Herdin de doğal olarak peşinden yürümeye başladı.
Tam o sırada arkasından Katrina’nın sesi yükseldi.
Bir koca, karısı ne kadar güzel olursa olsun hanımların kendi sohbetlerini edebileceklerini bilmeli, Dük Hazretleri.
Herdin’in adımları durdu.
Sözleri nazik görünüyordu.
Fakat altındaki niyet son derece açıktı.
Katrina onunla konuşmak istiyordu.
Herdin göz ucuyla Blair’e baktı.
Blair çoktan genç asilzadelerin arasına karışmış, onlardan birinin söylediği bir şeye gülümsüyordu.
Bunun üzerine Herdin olduğu yerde kaldı.
Katrina’nın en yakın çevresi de hemen etraflarını sardı.
İkisini birlikte gören herkes aynı anda ikisine de hitap etmeye başladı.
Geçmişi geride bırakıp aynı aile olmayı seçmeniz gerçekten takdire şayan.
Gerçekten öyle. Bu kararın hiçbiriniz için kolay olmadığını tahmin edebiliyorum. Elbette Majesteleri İmparator ve Düşes Hazretleri için de.
Herdin onları dinlerken dudaklarının bir köşesi hafifçe yukarı kıvrıldı.
Artık anlamıştı.
Katrina’nın onu özellikle yanında tutmasının gerçek sebebini.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi