Yukarı Çık




56   Önceki Bölüm 

           
57.Bölüm - Turnuva (1/???)

—————————————————————

Kael’in dudaklarında, fark edilmesi zor bir gülümseme belirdi.

>“Asıl merak ettiğim…
Karşıma çıkacak kişiler ne kadar güçlü olacak?”

—————————————————————

...

Dört gün göz açıp kapayıncaya kadar geçti.

Bu süre zarfında Nimara ve Elaria için hazırladığım kılıçlar da nihayet tamamlayacak kadar enerjim birikti.

[Ding..

Ekipman: Lunaveris – Ayın Kesintisiz Alevi
Sahip: Elaria Moonstar
Kademe: Süper Efsanevi

Açıklama:
Ay ışığının saf hâliyle, durdurulamayan ateşin ilk titreşimi birleştiğinde doğan bu kılıç, akışı reddeden her şeyi kesmek için var olmuştur.
Lunaveris, savunmayı bir kavram olarak tanımaz.
Onun için yalnızca devam eden hareket vardır.
Duran bir el, kırılan bir niyet,
yarım kalan her karar…
Bu kılıcın gözünde zaten kaybetmiştir.

>>Pasif Etkiler

Keskinlik: Ay-Alev Çekirdeği:

• +650% Hasar
• Her 3. vuruşta hedefin fiziksel ve büyüsel savunmasının %30’unu yok sayar

Dayanıklılık – Sabit Çekirdek:

•+800% Can 
Not: Ekipman sadece kendi canlılığın arttırmaz, +100% olacak şekilde, ekipmana bağlı ruhuda güçlendirir.

•+800% Dayanıklılık
Not: Ekipman sadece kendi dayanıklılığını arttırmaz, +100% olacak şekilde, ekipmana bağlı ruhuda güçlendirir.

•Fiziksel ve enerjik korozyona karşı bağışıklık sağlar.

Elemental Yatkınlık – Dengeli Akış:

•+300% Elemental Büyü Verimliliği

•Kullanılan bir element:
Diğer tüm elementlerin gücünü %5 arttırır.
Bu etki en fazla 5 kere üst üste binebilir ve kontrol kaybına yol açar.

Süreklilik Yasası:

• Aynı hedefe aralıksız yapılan her saldırı, bir sonraki saldırının hızını ve gücünü %12 artırır (maks. 5 yığın)
• Zincir bozulursa tüm yığınlar sıfırlanır

Doğa–Ateş Senkronizasyonu:

• Ateş ve Doğa elementli saldırılar +%40 hasar verir
• Bu elementlerle yapılan saldırılar “yanma” yerine delici süreklilik hasarı uygular

>>Aktif Etkiler

Ay Alevi Biçimi:
• 40 saniye boyunca kılıç saf ay ateşiyle kaplanır
• Bu sürede:
Kalkanlar ve bariyerler %50 daha hızlı parçalanır
Engelleme ve karşı koyma yetenekleri %35 zayıflar

Kesintisiz Ay Yarığı:

• Düz bir hatta tek hamle
• Hedef:
3 saniye boyunca kaçınma yeteneklerini kullanamaz
Savunma temelli pasifleri geçici olarak bastırılır

>>Konsept Uyumu – Özel

Ateş Konsepti: Durdurulamaz Kılıç

• Lunaveris, durdurulan bir saldırıyı “başarısızlık” olarak kabul etmez
• Engellenen her darbe:
Bir sonraki saldırıyı %25 güçlendirir
• Ancak üst üste 3 kez durdurulursa kılıç, sahibinin manasını zorla çekmeye başlar
“Duran ateş, ateş değildir.”

––– ◇ –––

Ekipman: Solunaris – Kraliyet Ay Kılıç Asası
Sahip: Nimara Moonstar
Kademe: Süper Efsanevi

Açıklama:
Solunaris, ateşi yakan bir silah değildir.
O, ateşi anlayan bir araçtır.
Her büyü, her dalga, her patlama
önce hesaplanır, sonra serbest bırakılır.
Bu silah, kaos istemez.
Ama gerektiğinde onu kusursuz bir düzene sokar.

>>Pasif Etkiler

Formül Çekirdeği: 

• +300% Büyü Hasarı
• Tüm büyülerin mana maliyeti %35 azalır

Dayanıklılık – Sabit Çekirdek:

•+800% Can 
Not: Ekipman sadece kendi canlılığın arttırmaz, +100% olacak şekilde, ekipmana bağlı ruhuda güçlendirir.

•+800% Dayanıklılık
Not: Ekipman sadece kendi dayanıklılığını arttırmaz, +100% olacak şekilde, ekipmana bağlı ruhuda güçlendirir.

•Fiziksel ve enerjik korozyona karşı bağışıklık sağlar.

Elemental Yatkınlık – Dengeli Akış:

•+300% Elemental Büyü Verimliliği

•Kullanılan bir element:
Diğer tüm elementlerin gücünü %4 arttırır.
Bu etki en fazla 7 kere üst üste binebilir ve kontrol kaybına yol açar.

Kraliyet Rezonansı:

• Nimara’nın Kraliyet Aura’sı +%15 daha etkilidir
• Yakın müttefiklerin büyü verimliliği +%10 artar

Çift Biçim Uyumlaması:
• Asa formu:
Alan etkili büyüler +%25 genişlik

• Kılıç formu:
Fizik + büyü birleşik hasar uygular

>>Aktif Etkiler

Solunaris Biçim Değişimi:
• Anında Asa ↔ Kılıç dönüşümü
• Dönüşüm sırasında:
Küçük çaplı enerji patlaması oluşturur
Düşman büyü konsantrasyonlarını bozar

Ay Formülü: Analitik Yanma:
• Hedefin en düşük elemental direncini otomatik tespit eder
• Ateş hasarı bu zayıflığa göre yeniden hesaplanır
• Rastgelelik tamamen ortadan kalkar

>>Konsept Uyumu – Özel

Ateş Konsepti: Ateşin Formülü

• Solunaris, ateşi duyguya göre değil hesaba göre şekillendirir
• Aynı hedefe yapılan her büyü:
Bir sonraki büyünün stabilitesini %20 artırır
• Ancak aşırı stabilite, büyülerin patlayıcı doğasını bastırır
“Kontrol edilen ateş, en tehlikeli olandır.”]

Lunaveris – Ayın Kesintisiz Alevi,
Elaria Moonstar’ın ellerinde adeta kaderini bulmuş gibiydi.

Ay ışığının saf özüyle, durdurulamayan ateşin ilk titreşimi birleştiğinde ortaya çıkan bu kılıç; savunmayı, geri çekilmeyi ya da tereddüdü bir kavram olarak bile tanımıyordu.
Onun dünyasında yalnızca hareket vardı.

Duran bir el…
Kırılan bir niyet…
Yarım kalan her karar…

Lunaveris’in gözünde bunların hepsi zaten yenilmişti.

Her darbe, akışın devamıydı.
Her kesiş, tereddüdün cezalandırılması.
Ama aynı zamanda bu kılıç sabırsızdı.
Üç kez üst üste durdurulursa, sahibinin manasını zorla çekmeye başlıyor; ateşin doğasına ihanet eden her anı bedelsiz bırakmıyordu.

...

Solunaris – Kraliyet Ay Kılıç Asası,
Nimara Moonstar için yaratılmıştı.

Solunaris ateşi yakmazdı.
Ateşi anlardı.

Her büyü, her dalga, her patlama önce hesaplanır; ardından kusursuz bir düzen içinde serbest bırakılırdı. Bu silah kaosu sevmezdi… ama gerektiğinde onu matematiksel bir kesinlikle şekillendirebilirdi.

Nimara’nın Kraliyet Aurası, Solunaris ile birlikte daha da derinleşiyor; çevresindeki müttefikler bile bu düzenli ateşten payını alıyordu.

Ancak bu silahın da bir bedeli vardı.
Aşırı stabilite, ateşin patlayıcı doğasını bastırıyor; kontrol kusursuzlaştıkça, yıkıcılık sessizleşiyordu.

Ve Celeste ile Syr için degiştirdiğim, Eclipsera ve Astral Işık kılıçlarının yeni hâli ise böyle.

[Ding...

Ekipman: Karanlık Sonsuzluk – Eclipsera
Sahip: Celeste Moonstar
Kademe: Ultra Efsanevi 

Açıklama:
Işıkla karanlığın çarpıştığı o tek anın yankısından doğan bu kılıç,
yıldızların ölüm enerjisiyle yoğrulmuştur.
Her salınımında uzay dokusunu keser,
her darbede bir evrenin sessiz çığlığı yankılanır.
Bu kılıç sahibini seçmez;
yalnızca onunla ölmeye karar verir.

>>Pasif Etkiler

Keskinlik: Kozmik Çekirdek:

• +1.000% Hasar
• Her 3. vuruşta hedefin fiziksel ve büyüsel zırhının %30’unu yok sayar
• Uzay veya Boşluk elementiyle güçlendirilmiş saldırılarda bu oran %35’e çıkar

Dayanıklı: Sonsuz Çelik:

• +800% Can, +800% Dayanıklılık
• Fiziksel, enerjik ve boşluk temelli korozyona karşı tam bağışıklık

Elemental Yatkınlık: Ebedi Akış:

• +200% Elemental Büyü Verimliliği
• Kullanıcının tüm elementlerle olan rezonansını tek bir dengeye taşır
• Kullanılan her element, diğer tüm elementlerin gücünü %15 artırır
• Boşluk Ateşi aktifken bu artış %20 olur

Tekillik Paraziti:

• Öldürülen her düşmanın ruh enerjisi kılıca aktarılır
• Her ruh +%2 kalıcı hasar kazandırır (maks. +100%)
Mevcut: +%22 / %100
• 100 ruh biriktiğinde kılıç Açlık Krizi’ne girer
Açlık Krizi (Pasif Tetik):
30 saniye boyunca kontrol kaybolur
Kılıç kendi iradesiyle saldırır
Dost–düşman ayrımı yapmaz

>>Aktif Etkiler

Karanlık Süpernova:
• Her 20. saldırıda hedef merkezli kara madde patlaması oluşturur
• Hedefin maksimum canının %0,1’ini gerçek hasar olarak verir
• Yakın düşmanları merkeze çeker
• 3 saniye boyunca %60 yavaşlatır
• Boşluk direnci bu etkiyi azaltmaz

Kuantum Yankısı:

• %5 olasılıkla saldırı 2 saniye sonra yankılanır
• Yankı saldırıyı %120 güçle tekrarlar
• Her tetiklenişte kullanıcı 0,3 saniyeliğine dokunulmaz olur

Sonsuzluk Aynası:

• Ölümcül bir saldırı alındığında zamanı 5 saniye geri sarar
• Günde 1 kez tetiklenebilir
• Her kullanımda ruhunun bir parçası kılıca mühürlenir
• 5. kullanımdan sonra:
Kılıç iradeni emer
Sen, Eclipsera’nın parçası hâline gelirsin

>>Konsept Uyumu – Özel

Boşluk Konsepti: ... × Ateş Konsepti: Boşluk Ateşi

• Eclipsera, Boşluk Ateşi’ni saf yok oluş hâline getirir
• Bu konsept aktifken:
Gerçek hasar kaynakları %25 güçlenir
Savunma kırma etkileri bir kademe daha derin işler
Ancak:
Boşluk Ateşi uzun süre aktif tutulursa
Kılıç, kullanıcının duygusal tepkilerini bastırmaya başlar
“Boşluk ateşi ısıtmaz.
Sadece geride hiçbir şey bırakmaz.”

––<< >>––

Kılıç Niyeti Etkisi – Özel
『Yok Edilemez』 [Efsanevi]

––– ◇ –––

Ekipman: Astral Işık
Sahip: Syr (Aenwyn Moonlight)
Kademe: Ultra Efsanevi

Açıklama:
Sonsuz yıldız denizinde dövülmüş,
bir gezegenin kalbinde soğutulmuş bu kılıç,
her salınımında yıldız tozlarını dans ettirir.
Astral Işık yok etmek için değil,
dengeyi korumak için vardır.

>>Pasif Etkiler

Keskinlik: Astral Kenar:

• +1.000% Hasar
• Doğa, Işık ve Ateş elementleriyle güçlendirilmiş saldırılar +%20 ek hasar verir

Dayanıklı: Yıldız Çeliği:

• +800% Can ve Dayanıklılık
• Paslanma, çürüme ve elemental aşınmaya karşı bağışıklık

Elemental Yatkınlık: İlkel Akış:

• +250% Elemental Büyü Verimliliği
• Öz Ateşi aktifken büyü stabilitesi büyük ölçüde artar

>>Aktif Etkiler

Yıldız Patlaması:

• Her 10. vuruşta yıldız enerjisi patlaması oluşturur
• +1500% ek hasar verir
• Hedefleri 2 saniyeliğine kör eder

Zamanın Nefesi:

• %2 olasılıkla saldırı sonrası zamanı 0,2 saniye dondurur
• Bu etki Syr’in bedenine yük bindirmez

Işık Tahtı:

• %10 ihtimalle alınan hasarı tamamen yansıtır
• Ölümcül hasar alındığında sahibini bir kez diriltir (haftada 1)
• 3. dirilişten sonra Astral Işık,
ilkel enerjiyi kaldıramaz ve Sonsuzluğa karışarak yok olur

>>Konsept Uyumu – Özel

Ateş Konsepti: Öz Ateşi

• Astral Işık, Öz Ateşi’ni saf yaşam kıvılcımı olarak taşır
• Bu konsept aktifken:
Yanma hasarı yerine istikrarlı güç artışı sağlar
Kontrolsüz patlamalar oluşmaz
“Bu ateş yakmaz.
Yaşatır.”

Kılıç Niyeti Etkisi – Özel
『Yok Edilemez』 [Efsanevi]

...]

Karanlık Sonsuzluk – Eclipsera.

Bu kılıç, ışıkla karanlığın çarpıştığı tek bir anın yankısından doğmuştu.
Yıldızların ölüm enerjisiyle yoğrulmuş, her salınımında uzayın dokusunu yırtan bir varlık…

Eclipsera sahibini seçmezdi.
Onunla ölmeyi kabul eden kişiyi kabul ederdi.

Her öldürülen düşmanla birlikte ruh enerjisi kılıca akıyor, Eclipsera yavaş yavaş daha da hale geliyordu.
Ama yüz ruh biriktiğinde…

Kılıç iradesini serbest bırakıyor, dost–düşman ayrımını tamamen unutuyordu.

Ve ölümcül bir saldırı geldiğinde zamanı geri sarabilse bile, her kullanım Celeste’in ruhundan bir parçayı mühürlüyordu.

Beşinci kullanım…
Artık geri dönüşü olmayan bir sınırdı.

“Boşluk ateşi ısıtmaz.
Sadece geride hiçbir şey bırakmaz.”



Astral Işık,

Syr’in ellerinde bir silah değil, bir ilke gibiydi.

Yok etmek için değil;
dengeyi korumak için vardı.

Her yıldız patlaması, her zaman kırıntısı; Syr’in bedenine yük bindirmeden gerçekleşiyor, kılıç sahibini değil, evrenin dengesini kolluyordu.

Ama Astral Işık da sonsuz değildi.

Üçüncü dirilişten sonra, ilkel enerjiyi kaldıramaz…
ve Sonsuzluğa karışarak yok olurdu.

...

Kael içinden bir değerlendirme yaptı.
“Toplamda yarattığım beş ekipmandan dördü ruha bağlı…
Ve hiçbiri bana bağlı değil.
Daha sonra buna benzer, ama kendim için bir ekipman yaratmam gerekecek.”

...

Dahilerin Turnuvası resmen başlamıştı.

Gerçi ilk birkaç gün boyunca savaşmam gerekmiyordu.

Çünkü turnuva iki ayrı katmandan oluşuyordu.

İlk aşamada sahnede 1.024 kişi vardı.
Bunlar doğrudan finallere alınmamış, yeteneklerini kanıtlamak zorunda olan katılımcılardı.

Ama aynı zamanda…
32 kişi çoktan finallere katılma hakkını kazanmıştı.

Onlar istisnaydı.
Güçleri tartışılmıyor, varlıkları sorgulanmıyordu.
Ve biz onlardan içindeyiz.

Bu yüzden 1.024 kişinin amacı belliydi:
Bu kalabalığın içinden yalnızca 32 kişi sağ çıkacak,
ve doğrudan finale alınan o elit 32’ye katılacaktı.

Kısacası…

Bu aşama bir turnuva değil,
ayıklamaydı.

Seyircilerin eğlenebilmesi için Zaman Kırma benzeri yetenekler tamamen yasaktı.
Aksi hâlde dövüşlerin çoğu birkaç saniyede sona ererdi.

Gerçi bu aşamanın amacı uzun, karmaşık savaşlar değildi.
Kim güçlü, kim değil…
Bunun hızlıca ortaya çıkmasıydı.

Ama yinede seyirciler vardı, bu yüzden bu kuralı eklediler.

…doğrusunu söylemem gerekirse, zaman elementini tamamen kavramış olsam bile, bunun nasıl mümkün olduğunu hâlâ anlayabilmiş değilim.

Sonuçta zaman elementini tam olarak anlamadan da Zaman Kırma gibi bir beceriyi öğrenebiliyorsun.

Ama bu tür yetenekler yalnızca seninle eşit güçte olan rakiplere karşı çalışıyor.

Sanki evren ya da gerçekliğin kendisi uzun süren savaşlardan zarar gördüğü için, bize bilinçli olarak yardım ediyor.
Ve aynı zamanda, dengeyi korumak adına bedava bir güç sunuyor gibi.

Nedenini bilmiyorum.
Ama dürüst olmak gerekirse, bu durum benim için oldukça iyi.

Çünkü ben ne kadar hızlı güçlenirsem güçleneyim, benimle neredeyse eşit seviyede olan biriyle savaşa girdiğimde…
eğer karşımdaki kişi manasını tükenmeden yenileyebiliyorsa, o savaş günlerce sürebilir.

Daha önce Henry ile yaptığım, kolumu kaybettiğim o antrenman maçını hatırlıyorum.
Şartlar farklı olsaydı, haftalarca sürebilirdi.



Turnuvaya geri dönersek…

Vasattı.

Sanırım bin yirmi dört kişinin, o otuz ikilik elit gibi finale kalamamasının bir nedeni vardı.

Yine de gözüme kestirdiğim birkaç kişi oldu.

Özellikle biri.

Ormyr Khaelen.

Antik Kademe’nin zirvesindeydi ve önümüzdeki birkaç on yıl içinde Aşkın Kademe’ye ulaşması oldukça olasıydı.
Bana göre çok etkileyici sayılmazdı ama… evrenin standartlarına göre o bir Süper Dahiydi.

En azından bize gösterdiği kadarıyla üç konsepte sahipti:
Ateş, Su ve Yıldırım.

Üstelik Yıldırım konseptini bir Alan seviyesine taşımıştı.
Yıldırımı yalnızca bir element veya kendisine bağlı bir konsept olarak değil, gerçekliğe doğrudan etki eden bir güç hâlinde kullanıyordu.

“Nasıl?” diye sorarsanız…
Adından da anlaşılacağı gibi, konseptini gerçek bir alan gibi yayıyor.
Bu alan aktifken, kapsadığı bölge kendi kurallarının bir parçası hâline geliyor ve alanın içindeki her şey, özellikle düşmanları onun kurallarına tabi oluyor.

Sonuç olarak, alanın sınırları içinde Ormyr rakiplerine kıyasla doğal ve sürekli bir avantaj elde ediyor.

Bu… etkileyiciydi.
Kendi çapında, tam bir ana karakter gibiydi.

Sonuçta bir Alan adımına ulaşmak, sıradan canlılar için binlerce, hatta on binlerce yıl süren bir çabanın sonunda bile mümkün olmayabilirdi.

…Ben bile hâlâ ateş konseptimi bir Alan olarak sergileyemiyorum.

Ve birde.. Celeste Moonstar.

O bir canavardı.
Karanlık ve Boşluk konusunda, gerçek anlamda bir felaket.

Henüz Boşluk konseptini tamamen belirlememiş olmasına rağmen Alan adımına ulaşmıştı.

Bu yüzden normalde bire üç savaşabilen Nimara bile ona karşı çaresiz kalıyordu.

Gerçi…

Beni hâlâ yenemiyor.

Ehe~



Bunun dışında dikkatimi çeken bir kişi daha vardı.

Seraphine Oxyleon.

Sarı saçları, mavi gözleri…
Bir insan.
Ve bir kılıç ustası.

“Seraphine Oxyleon, ha?” diye düşündüm.
Oxyleon… Soyadı benimkine fazlasıyla benziyordu.
Bu da işi biraz eğlenceli kılıyordu.

Onu izlerken fark ettim: sıradan biri değildi.

Her adımı hesaplıydı.
Kılıcı neredeyse bedeninin bir uzvu gibi hareket ediyordu.
Saldırıyor gibi değil…
dans ediyordu.

Bir adım ileri, bir adım geri.

Tam o sırada Seraphine’in soyadı anıldığında Syr yerinde duramadı.
Normalde anne ve babasının yanında, bir prenses gibi durması gerekirken yine benim yanımdaydı.

Sebebi basitti.

Benden ayrılamazmış.
Kendi ifadesiyle.

Syr’in bunu söylediği zaman, Aurelion veni öldürecek gibi bakmıştı.

Aurelion’un bana attığı bakışı görmezden gelmeyi tercih ettim.

Syr, yüzünde o tanıdık gülümsemeyle bana döndü.
“Seraphine Oxyleon… Kael…
Yoksa bizden gizlice evlendin mi~?”

“(* ̄ー ̄)”

…Ne diyorsun sen Syr?!
Ama Nimara, Elaria ve normalde sevgisini pek belli etmeyen Celeste’ten gelen bakışları fark edince, susmanın en iyisi olduğuna karar verdim.

Ne demişler…
Bir adam ne kadar güçlü olursa olsun,
karısının karşısında her zaman çaresizdir.

Gerçi henüz evli bile değiliz ama…



Seraphine ve Ormyr dışında ilgimi çeken kimse olmadı.

Ah, evet—

Seraphine henüz Alan adımına ulaşmamış olsa bile dört konsepte sahipti:
Ateş, Su, Doğa ve Işık.

Ve özellikle Işık konsepti

Oldukça güçlüydü.
Aramızda konsepti en zayıf olan Elaria’nınkiyle neredeyse aynı seviyede.
Ama bu, onu küçümseyebileceğim anlamına gelmiyordu.

Sadece biz… alışılmadık derecede güçlüydük.

Syr, gerçeklik tarafından seçilmişti.
Celeste, Boşluk tarafından sevilmişti.
Nimara bilgiye aç bir büyücüydü.

Bu yüzden yalnızca kılıca odaklanan Elaria’nın onlara yetişmesi kolay değildi.

Ben mi?

Ben… bendim.

Ve kademesi, Ormyr ile aynıydı.
Antik Kademe – Zirve.



Üç günün sonunda, bin yirmi dört kişiden geriye yalnızca otuz iki kişi kaldı.

Diğer otuz kişi güçlüydü ama…
bizim için en fazla çerez sayılırlardı.

Asıl mesele, Seraphine ve Ormyr’di.

Ve garip olan şu ki…

Turnuvanın başından beri Seraphine gözlerini benden ayırmıyordu.

Acaba hangi becerisiyle veya hangi yeteneğiyle varlığımı fark etti?

İlginç…

Bunu ona daha sonra sormam gerekecek.
Cevap vermek istemezse bile…

Onu cevap vermek istemeye ikna ederim.

...

Seraphine Oxyleon’un Gözünden:

––– ◇ –––

Seraphine Oxyleon – Yeteneği

Yetenek: Eşik Görüşü (Threshold Sight)
Kademe: İlahi
Tür: Pasif / Algısal
Kapsam: Canlılar – Ruh – Konsept Yoğunluğu

Açıklama:
Seraphine, bir varlığın mevcut gücünü değil, taşıyabileceği üst sınırı algılar.
Bu yetenek; mana miktarını, anlık patlamaları veya gösterilen becerileri ölçmez.
Onun yerine şu soruya cevap verir:
“Bu varlık, isterse ne kadar ileri gidebilir?”

>Özellikler:
•Gücü bastırılmış varlıklarda daha net çalışır

•Alan adımı veya konsept eşiğine yaklaşan varlıkları otomatik olarak işaretler.

•Kendi seviyesinin çok üzerindeki varlıkları ölçemez, yalnızca “tehlike” olarak algılar

•Gerçekliği aşan veya gerçeklik-dışı varlıklar için:
“Belirsiz / Ölçülemiyor” sonucu üretir

>Zayıflık:
Yetenek kesin değer vermez.
Yalnızca eşik ve yön gösterir.

––– ◇ –––

Kalabalığı süzdüm.

Birçoğu parlaktı.
Bazıları gürültülüydü.

Ama Eşik Görüşüm sessizce çalışıyordu.

Birer birer…
Geçilebilir.
Zorlayıcı.
Tehlikeli.

Sonra—
Bir yerde durdu.

Bakışlarım istemsizce ona kilitlendi.

Kael, adında bir adam.

Görüşüm…
boşluk verdi.

Bu daha önce hiç başıma gelmemişti.

Normalde her varlık bir eşiğe sahipti.
Yükselme potansiyeli, taşıyabileceği yük belliydi.

Ama Kael’de…

Eşik yoktu.

Sanki ölçmeye çalıştığım şey bir duvar değil, uçsuz bucaksız bir boşluktu.

Gücünü bastırıyor değildi.
Tanımlanmayı reddediyordu.

Bu, içimde istemsiz bir tepki yarattı.
Kılıcım hafifçe titredi.

“Bu bir tehdit,” dedi içgüdüm.
Ama düşman gibi değil.

Bir…
sabit gibi.

Kael’in yanında duran kadınlara gözüm takıldı.
Hepsi güçlüydü.

Özellikle saçları evrenin rengini taşıyan elf kızı.

Ama asıl tuhaf olan… onların duruşuydu.

Koruyor gibi değillerdi.
Takip ediyor da.

Sanki merkezin Kael olduğunu kabul etmişlerdi.

Bu, bir liderin duruşu değildi.
Bu… bir çekirdekti.

Onu Ormyr ile kıyasladım.

Ormyr parlaktı.
Yıldırım Alanı yayılıyor, varlığı kendini ilan ediyordu.

Kael ise…

Hiçbir şey yaymıyordu.

Ve işte tam da bu yüzden tehlikeliydi.

Onun gücünü göremiyordum.

Ama hissettiğim şey nettİ:

Eğer Kael kılıcını çekerse,
bu bir dövüş olmazdı.

Bu…
sonuç olurdu.

Soyadım söylendiğinde yanındaki siyah saçlı elf kızın verdiği tepkiyi fark ettim. Anlaşılan o ki soyadlarımız benzer, Kael.. Oksileon?
Tam duyamadım ama gülümsedim istemsizce.

Oksileon ve Oxyleon…

Bu benzerlik tesadüf müydü, yoksa daha derin bir şey mi?

Bilmiyorum.

Ama emin olduğum bir şey vardı.

Bu turnuva benim için bir sınav değildi.

Kael içinse…
muhtemelen yalnızca zaman kaybıydı.

Ve nedense…
Bu düşünce beni korkutmuyordu.

Aksine—
Heyecanlandırıyordu.

Bu düşünceler zihnimde dolaştıkça kalbimde hafif ama inatçı bir titreşim oluşuyordu.

Kael…
Onu düşündüğümde bir yüz, bir ses ya da belirli bir güç hayal edemiyordum. Aksine, zihnimde beliren şey eksiklikti. Sanki evrende olması gereken bir şey silinmiş, geriye yalnızca o silinmenin izi kalmıştı.
Ve garip olan şuydu: Bu eksiklik beni korkutmuyordu.
Beni çağırıyordu.

Kael nasıl bir insandı?
Belki merhametliydi, belki acımasız.
Belki bir kral kadar gururlu, belki bir gezgin kadar yorgundu.
Ama hissettiğim şey, onun “iyi” ya da “kötü” olmasından bağımsızdı. Kael… tamamlanmamıştı. Ya da daha doğrusu, kendini tamamlamayı reddetmişti.

Gerçek gücü ne kadar fazlaydı, bilmiyorum.
Ama şunu hissedebiliyordum: Onun gücü ölçülebilir bir şey değildi. Kademe, seviye ya da sayılarla ifade edilemezdi. Kael’in gücü, var olan şeyleri ezmekten çok… var olmayanı ayakta tutabilmesindeydi.
Boşluğu taşımak herkesin harcı değildi. Çoğu varlık boşluğa bakar ve yok olur. Kael ise boşluğa bakmış… ve geri dönmüştü.

Belki de bu yüzden beni kendine çekiyordu.
Çünkü o sadece bir boşluktu.
Ama çökmeyen, dağılmayan, inkâr edilmeyen bir boşluk.

Neredeyse yüz yaşıma geldim. Yetiştiriciler için yaşın anlamı yok, evet… ama ruh için var. Yıllar geçtikçe insan, gücü değil eşiti aramaya başlıyor. Yanında yürüyebileceği birini.
Ve ben onu bulamadım.

Ormyr Khaelen…
Onu seçebilirdim. Mantıklıydı. Güçlüydü. Dünyaya aitti.
Ama Kael… Kael dünyaya ait değilmiş gibi hissettiriyordu.

Onun içinde beni çeken şeyin ne olduğunu bilmiyorum.
Belki kendi içimde bastırdığım bir boşluktu.
Belki de kaderin, henüz adını koymadığı bir çizgi.

Bildigim tek şey şu:
Onu görmek istiyorum.
O boşluğa bakmak istiyorum.
Ve eğer mümkünse…
O boşluğa bir adım daha yaklaşmak.

...

Sizce Seraphine Oxyleon’un, Kael’e sadece potansiyeli yaklaşması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sizce Kael, Seraphine nasıl karsılık vermeli?
Sizce, Seraphine, diğer kızlar (Syr, Nimara, Celeste ve Elaria) gibi Kael’e katılmalı mı?

Unutmayın, sizin fikirlerinize önem veriyorum.
Ve unutmayın ki Elizabeth,Anna,Rosalyne ve Catherine ile şuanda Kael’in “en az“ 8 hayat arkadaşı var.
En az diyorum çünkü, Kael’in önceki hayatları– daha hatırlamadığı önceki hayatları bulunmakta.
Yani en azından, planladığım gibi giderse 5 veya 6 kişi daha eklenebilir.

Normalde, Harem’e karşı çok fazla yakın olmasamda, yarattığım bu eser, Harem şeklinde ilerledi.
O yüzden iyi olup olmayacağını bilmiyorum, yani Seraphine’nin, Kael ve ekibine katılması konusu.

Her neyse, geri dönüşlerinizi bekliyorum...

•Tekpi Bırakmayı

•Yorum Atmayı, unutmayın!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

56   Önceki Bölüm