Onun içinde beni çeken şeyin ne olduğunu bilmiyorum. Belki kendi içimde bastırdığım bir boşluktu. Belki de kaderin, henüz adını koymadığı bir çizgi.
Bildigim tek şey şu: Onu görmek istiyorum. O boşluğa bakmak istiyorum. Ve eğer mümkünse… O boşluğa bir adım daha yaklaşmak.
—————————————————————
...
Turnuvanın son eleme maçının üzerinden bir gün geçmişti.
Yerlerinin kapılması istemeyen kalabalık hâlâ dağılmamış, tribünlerdeki uğultu sönmemişti.
Ve VIP kısmındaki kişiler ise yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı.
Ama artık herkes biliyordu– Asıl maçlar şimdi başlıyordu.
Turnuvanın bitmesine tam beş gün kalmıştı ve her gün, öncekinden daha ağır olacaktı.
İlk iki gün boyunca toplam otuz iki maç yapılacaktı. On altı maç birinci gün, on altı maç ikinci gün.
Üçüncü gün, geriye kalan otuz iki kişi sahneye çıkacaktı, yani bir on altı maç daha
Dördüncü gün, yalnızca on altı kişi, sekiz maç… Daha sonra kalan sekiz kişi, finalist kişiler belirlenene kadar dövüşmeye devam edecek.
Beşinci ve son gün ise–
Artık hiçbir kalabalık yoktu. Hiçbir bahane. Sadece iki kişi.
Ve kazanan.
…
İlk günkü eşleşmelerde Syr ve Elaria vardı.
İkinci gün ise benimle birlikte Celeste ve Nimara sahne alacaktı.
Açıklanan listeye göz gezdirdiğimde kaşlarımı hafifçe çattım.
Syr’in rakibi: Gizemli Kademe – Zirve
Elaria’nın rakibi: Gizemli Kademe – Orta
Güç seviyeleri küçümsenecek türden değildi. Ama sorun olan şu ki…
Bu isimlerin hiçbirini daha önce ciddiye alacak kadar dikkatle incelememiştim.
Konseptleri ya da özel becerileri hakkında elimde neredeyse hiçbir veri yoktu.
Sadece isimleri vardı.
Syr’in karşılaşacağı kişi: Aethron Valcarys
Ve Elaria’nın rakibi: Lysara Thyrwyn
İsimler kulağa sıradan gelmiyordu. Ama bu, turnuvada hiçbir zaman yeterli bir ölçüt olmamıştı.
Kim gerçek gücünü saklıyor,
kim yalnızca gürültü çıkarıyordu—
Bunu ancak sahnede anlayacaktık.
Syr dokuzuncu maçta ve Elaria ise son maç– on altıncı maçtaydı.
Şimdi yapmamız gereken tek şey beklemekti.
Gerçi ilk maç Seraphine Oxyleon’un maçıydı, bunu izlemem lazım.
...
Kael önemli bir şey fark edip kızlara sordu >“..Aslında ailemi getirmeyi unuttum, sizce şimdi mi gidip onları alayım yoksa bu ilk maçtan sonra mı?”
Syr ise hemen cevap verdi. >“Tabikide, Kayınvalidem ile babamı’da getir, ve Lyra’yıda unutma!”
Diye cevap verdi Syr vr Kael kafasını sallayıp hemen boyutuna adım attı.
Ve daha sonra Oksileon’a bağlı kapıdan geçip ailesini karşılayıp, durumu açıkladı.
Ailesi ise tabikide bu isteği kabul ettiler.
...
Daha sonra Maria, Carlos, Lyra ve Kael, Kael’in daha önce kullandığı ve kalıcı boyut kapısı olarak bıraktığı kapıdan geri geldiler.
Maria, gözleri parlayarak onlara doğru yürüdü. Kollarını iki yana açtı.
>“Ahh bebişlerimm… Nasılsınız? Sizi neredeyse bir aydır göremedik.”
Syr hiç tereddüt etmedi.
Bir anda Maria’ya sarıldı.
“Sizi özledik… özellikle seni, anne.”
Bu kelime, Maria’nın yüzünde kısa bir duraksamaya neden oldu.
Sonra gülümsedi. Yumuşak, ama gururlu bir gülümseme.
“Anne ha…”
Eli Syr’in saçlarına gitti. Gözleri ise Kael’e.
“Demek artık bu kadar yakınlaştınız.”
Nimara kibarca başını eğdi.
“Sizi görmek güzel, Leydi Maria.”
Nimara ise her zamanki gibi biraz daha mesafeliydi ama sesi samimiydi.
“Hoş geldiniz.”
Elaria ise anneme doğru yaklaştı ve
>“Hehe, merhaba bayan Maria ,nasılsınız!” diye sordu heyecanla.
Maria ise sarılarak “iyiyim canım, ya sen nasılsın?” diye karşılık verdi.
Elaria >“Bende iyiyim teşekkürler.”
Celeste bir şey söylemedi. Sadece başını hafifçe eğdi.
Ama Maria onu fark etti. Ve Celeste’ye doğru yürüdü.
Sonra ise annem, yavaşca Celeste’ye sarıldı ve “kendini, bizden bu kadar soyutlama, anlayabiliyorum sende beni gördüğüne mutlu oldun değil mi..”
Celeste ise sadece hafifçe kızarmış bir yüz ile başını salladı, ne kadar diğer kızlar ile bana açık olsa bile aileme özellikle diğer insanlara hiçte açık değil.
Ama bu onları sevmediği veya hoşlanmadığı anlamına gelmiyor.. neden bilmiyorum ama oldukça utangaç.
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Carlos boğazını temizledi.
“Yani… turnuva mı dediniz?”
Bakışları arenaya kaydı. “Şu kalabalık, şu gürültü… Bu bir dövüş alanı.”
Kael başını salladı.
“Dahilerin Turnuvası. En azından bu aşaması.”
Carlos hafifçe güldü.
“O zaman zamanlamamız iyi.”
Lyra ise çoktan Syr’in yanına geçmişti. Gözleri parlıyordu.
“Hepsi gerçekten seninle mi savaşıyor?”
Syr gururla gülümsedi ve göğsünü dikleştirdi.
“Evet.”
Lyra Kael’e baktı.
“Abi… sen dövüşecek misin?”
“İkinci gün.”
Lyra derin bir nefes aldı.
“O zaman kaçırmam.”
Maria etrafına bir kez daha baktı. Arena, güç, aura ve beklentiyle doluydu.
Sonra Kael’e döndü.
“Bizi buraya getirdin çünkü önemli.”
Kael cevap vermeden önce kısa bir an durdu.
“Evet, gerçi sizi getirmemin asıl sebebi eğlenmeniz.. ve birlikte fazla zaman geçirmememiz.”
Kael’in dediklerinden sonra Maria gülümseyerek “o zaman.. turnuva bitene kadar seninle– daha doğrusu sizinle olacağız.”
Carlos başını salladı.
“Aile böyle zamanlarda yanında olur.”
Kael, uzun zaman sonra ilk kez… gerçek anlamda rahatladığını hissetti.
Ve tam o sırada— Arena yeniden gürledi.
Spikerin sesi yankılandı.
İlk maç… başlamak üzereydi.
...
Yaklaşık yarım saat süren hazırlıkların ardından, konuşmalar bitti ve arena nihayet sessizleşti.
Gürültü bir anda kesildi. Seyircilerin uğultusu yerini beklenti dolu bir gerilime bıraktı.
Ve sonunda—
Dahilerin Turnuvası’nın ilk gerçek maçı başladı.
Arena ışıkları yavaşça odaklandı.
Spikerin sesi, büyüyle güçlendirilmiş bir yankıyla tüm alanı doldurdu.
“Evet baylar ve bayanlar! Dahilerin Turnuvası’na hoş geldiniz!”
Kalabalıktan yükselen tezahüratlar kısa sürede durgunluğa ulaştı.
“Karşınızda… eleme maçlarını mutlak üstünlükle geçen isimlerden biri!”
Arena kapıları açıldı.
“Seraphine Oxyleon!”
Alkışlar yükseldi. Tezahüratlar yükseldi. Ama bu, çılgın bir coşku değildi.
Daha çok… dikkatli bir saygıydı.
“Kendisi Antik Kademe – Zirve seviyesinde! Doksanlı yaşlarına henüz yaklaşmış bir yetiştirici için…
bu, olağanüstü bir ilerleme!”
Seraphine sahneye adım attığında, kılıcı sessizdi. Ne aura taşkındı, ne de güç gösterisi vardı.
Ama yine de— Bir baskı yayıyordu, öyle bir baskı ki, savaşçı olmayanlar bile hissediyordu.
Spiker kısa bir duraksamadan sonra sesini tekrar yükseltti.
“Ve şimdi… Seraphine Oxyleon’un rakibi!”
Karşı kapı açıldı.
“Eleme maçlarına dahi katılmadan, doğrudan ana turnuvaya alınan sınırlı sayıdaki isimlerden biri!”
Bir figür arena zeminine adım attı.
“Elis Morwyn!”
Kalabalık bu kez daha temkinliydi. Bu isim, Seraphine kadar tanınmıyordu.
Ama doğrudan ana turnuvaya alınmış olmak, kendi başına bir mesajdı.
İki dövüşçü de arena merkezinde durdu. Göz göze geldiler.
Ne tehdit vardı. Ne de gereksiz bir kibir.
Sadece— Başlamaya hazır iki kişi.
Spikerin sesi son kez yankılandı.
“Dahilerin Turnuvası— Birinci tur! İlk karşılaşma…”
Kısa bir duraksama.
“Başlasın!”
Seraphine ve Elis hiçbir bekleme yapmadılar, kılıçları ellerinde ileri doğru atıldılar.
Turnuva oldukça geniş bir alana sahip olduğu için üstte herkesin görebileceği şekilde ekranlar bulunmaktaydı.
Bir çok kişi ekranlardan izlerken, benim gibi onlarca kilometre öteden bile bir atomu algılayabilecek kişiler, direkt olarak savaşın gerçeğini izliyorlardı.
Gerçi annem daha çok Seraphine’in soyadıyla ilgileniyordu.. aynı Syr gibi.
Maria: >“Hehe, Kael, bizden ayrıyken evlendin mi yoksa~?”
Kael: >“(* ̄ー ̄) yinemi?...”
Anneme sadece göz devirdim ve izlemeye devam ettim, gerçi Seraphine annemin sorusundan sonra sanki bir saniyeliğine dikkatini kaybetmişti.
Galiba bizi dinliyordu.. of çok utanç verici, uzun zaman sonrasında ilk defa kızardığımı hissettim..
...
Seraphine’in adımları ileriye doğru atılır atılmaz, arena değişti.
Bu fiziksel bir değişim değildi. Ama algısal olarak…
hava sıkıştı.
Elis Morwyn bunu ilk fark edenlerden biriydi.
Kılıcını iki eliyle kavradı. Duruşu düzgündü. Disiplini olan bir dövüşçüydü.
Ama karşısındaki kişi, sadece iyi eğitilmiş biri değildi.
İlk hamle Elis’ten geldi.
Hiçbir element veya mana kullanmadan, tamamiyle saf kılıç hamlesi.
Yan adım. Düşük açıdan hızlı bir kesiş.
Seraphine geri çekilmedi.
Kılıcı hafifçe yukarı kalktı ve –çın.
Metal metale değdiği anda, Elis’in bileklerinden yukarı doğru bir titreşim yayıldı.
“—?!”
Bu güç değildi. Bu kontroldü.
Seraphine tek bir adım attı.
Bir. Sade. Net.
Kılıcı yatay bir yay çizdi.
Elis geri sıçradı ama Seraphine’in Antik Kademe beden arındırması, mana kullanmasa bile ona daha fazla avantaj sağlıyordu.
Elis geç kaldı. Omzundaki zırh ince bir çizgiyle yarıldı.
Kalabalık ilk kez ses verdi.
Elis dişlerini sıktı. Geri çekilmedi. Aurası yükseldi.
Anlaşılam mana ile kullanılan bir kılıç tekniğine hazırlanıyor.
“Demek bu yüzden doğrudan alındın…” diye mırıldandı Seraphine.
Sesi sakindi. Ama artık— oynamıyordu.
Elis ileri atıldı. Bu kez teknik kullandı.
Kılıcı üç farklı açıdan ardışık saldırılarla geldi.
Bir yanıltma. Bir kilitleme. Bir bitiriş hamlesi.
Seraphine hepsini gördü.
Zaman onun için yavaşladı.
Kılıcı döndü. Bedenini yarım tur çevirdi. Elis’in üçüncü saldırısı boşluğa düştü. Ve o an–
Seraphine adım attı.
Bu adım, zemini çatlatmadı.
Ama Elis’in dengesini— tam kalbinden kesti.
Kılıcının sırtıyla, Elis’in bileğine vurdu.
–Tak.
Silah elden çıktı.
Aynı anda, Seraphine’in kılıcı Elis’in boğazında durdu.
Milimlerle.
Arena sustu.
Elis nefes nefese kaldı. Gözleri kılıçtaydı. Sonra Seraphine’e baktı.
Bir anlık sessizlikten sonra, başını eğdi.
“…Kaybettim.”
Spikerin sesi gecikmeli geldi.
“—Kazanan! Antik Kademe Zirvesi— Seraphine Oxyleon!”
Kalabalık bu kez gerçekten coştu. Ama benim gözüm— Seraphine’deydi.
Kılıcını indirirken, bakışları bir anlığına bizim bulunduğumuz yere kaydı.
Ve çok kısa— çok ama çok kısa bir an için— kulaklarının kızardığını gördüm.
Anneme tekrar baktım.
Maria gülümsüyordu.
“Dinliyordu,” dedi kendinden emin bir şekilde. “Ve utanmayı da biliyor.”
“…Anne.”
O sadece güldü.
Ben ise iç çektim.
..Seraphine gerçektende maçı domine etti, ne kadar rakibi– Elis Morwyn Gizemli Kademenin Zirvesinde olsa ve kendiside Antik Kademenin zirvesinde olsada.
Bu bu maçın oldukça hızlı bitmesine cevap olarak söylenemez, Seraphine, kılıç konusundan oldukça yetkin.
...
•Tekpi Bırakmayı
•Yorum Atmayı, unutmayın!
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.