Bu itirafın ne kadar güçlü olduğunu bilmiyorum, çünkü daha önce hiç kimseye söylememiştim. Ama az önce öğrendiğim bir şeyi biliyordum. Bu sözleri söylemek hayal ettiğimden daha fazla cesaret gerektirdi.
“Hae? Huh? Ehhh?!!“
Chinatsu-chan, cesur itirafıma şaşkın bir şekilde sesini yükseltti.
“Senden hoşlanıyorum, Chinatsu-chan. Bu yüzden sana iyi davranmak istiyorum,“ işte yaptığım itiraf buydu.
Sakin bir şekilde geriye dönüp baktığımda, bunu ’fotoğraf yüzüyle’ söylediğimi fark ettim ve yere vurma isteği duydum. Sadece bu bile yüzümü kızarttı ve hatta terletti.
Ama onu sevdiğimi söyledim. Belki de yanlış anlamıştır.
Sessizce ona baktım. Belki ciddiyetimi ona ilettim, Chinatsu-chan sözünü yuttu.
“B-Böyle aniden bir şey söylemen sorun yaratıyor.“
Kesinlikle haklı.
Onun kalbinin kırılmasından faydalanıp birdenbire ona yaklaşmayı planlamıştım, ama sadece akışına bıraktım ve duygularımı itiraf ettim.
Beklenmedik olsa da, bu hücuma geçme zamanıydı. Eğer beklenmedik bir şekilde yaparsam, Chinatsu-chan daha istekli olabilir.
“Seni şaşırttığım için üzgünüm. Gerçek şu ki, senden uzun zamandır hoşlanıyorum. Osako’yu sevdiğini ve o adam yüzünden beni düşünemeyeceğini biliyorum. Yine de, eğer beni de düşünmeye çalışırsan sevinirim...“
Aslında, ’Onu unutmanı sağlayacağım!’ gibi bir şey söyleyecektim.
Ah, en önemli kısımda ödüm koptu. En önemli kısımda erkek gibi davranmadığım için kendimden nefret ediyorum.
Belki de bu kadar zayıf olduğum içindi?
(Ç/N: Kardeşim kendine zayıf diyorsan, ucube harem protagonistleri ne oluyor...)
“Sano-kun, sen her zaman benim arkadaşımdın, bu yüzden ben...“
Aniden, Chinatsu-chan koşmaya başladı. Çok hızlıydı ve onu kolayca gözden kaybettim.
Are, kaçtı mı? Şüphesiz, kaçtı.
Sanırım mahvettim.
Bu sonuç karşısında şaşkınlıkla öylece durdum. O üzgün olduğunda onu teselli etmiştim. Sakinleştiğinde duygularımı itiraf ettim. Güvenilir figürüme aşık olacağını düşünmüştüm. İşte böyle düşünmüştüm.
Onun Osako tarafından bu kadar kötü muamele gördüğü için, nazik sözlerle bana çekileceğini düşünmüştüm. Safmışım.
“Haa~“
Büyük bir iç çekti.
Artık Chinatsu-chan beni sadece bir erkek arkadaş olarak göremezdi.
Ya artık benimle konuşmazsa?
Hayır, hayır, eğer arkadaş kalsaydık, hiçbir şans olmazdı. Daha doğrusu, gerçek oyun şimdi başlıyor!
Durumu değiştirelim. Kaçması, benimle bilinçli olduğunu gösteriyordu. Pozitif düşünelim.
Yarın Chinatsu-chan’a nasıl yaklaşacağım? Eve giderken bunu düşünüyordum.
Koştu, koştu, koştu. Eve hangi yoldan geldiğini hatırlamıyordu.
Sonraki şey, odasındaki yatağında uzanıyor olmasıydı.
O kadar üzgündü ki, ne zaman geri döndüğünü bilmiyordu. Nefes alamıyordu ve kalbi hızla atıyordu. Bu yüzden kafası toparlanamıyordu.
“B-Bana mı itiraf? Ben, Sano-kun?“
Bunu hatırlamak bile yüzünü kızarttı.
Karşı cinsten hiç itiraf almamıştı.
Kentaro’ya karşı gizleyemediği güçlü bir sevgisi vardı. Üstelik, kişiliği yüzünden, kimseye karşı dürüst olamamıştı ve başkaları tarafından hiç iyi karşılanmamıştı.
“Sano-kun... neden?“
Dürüstçe konuşabileceği tek kişi oydu. Masataka Sano tek istisnaydı.
İstemeden başkalarına karşı kaba bir tavır sergiliyordu. Kentaro’ya yani çocukluk arkadaşına bile dürüst olduğunu söylemek zordu.
Masataka’dan ne tiksinmişti ne de hoşlanmamıştı. Chinatsu, farkında olmadan, hikayesini sabırla dinleyen Masataka’ya kalbini açmıştı.
Ama Sano-kun’u sevip sevmediğini hiç düşünmemişti.
Arkadaş olduklarını düşünüyordu. Aşk hakkında konuşabileceği erkek bir arkadaş. Aynı cinsiyetten arkadaşlarıyla konuşabileceğinden daha çok onunla her şeyi konuşabilirdi, ama onu karşı cins olarak hiç düşünmemişti. Ve yine de, onun ona itiraf edeceğini hiç düşünmemişti.
“Yarın nasıl bir ifade takınmalıyım?“
Yastığa yüzünü gömdü. Göğsünde biriken bir şeyi dışarı atmaya çalışır gibi yüksek sesle bağırdı.
Yastık sesini bastırdı. Bu, Chinatsu’nun belirsiz zihninin sesiydi.
Masataka’nın ona itiraf ettiği gerçeğiyle o kadar meşguldü ki, çocukluk arkadaşından aldığı istismarı tamamen unutmuştu.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.