Banyo lavabosundaki aynada saçımı kontrol ettim. Hafif kalkmış kısımları tarayıp düzelttim.
Bir insanın izlenimi tek bir saç kesimiyle değişebilir. Yakışıklı biri olmasam da, sadece saçımı biraz boyatıp kestirerek iyi göründüğümü düşünüyorum.
Chinatsu-chan’a aşık olduğumdan beri edindiğim bir alışkanlık. Dış görünüşü korumak, temizliğin ilk adımıdır.
“Abi, banyoyu daha ne kadar işgal edeceksin? Ben kullanacağım, o yüzden çekil önümden.“
“Ah, üzgünüm.“
Kız kardeşim tarafından kovalandım. Abi olarak kesinlikle zayıftım.
Sabah yaptığım tek şey bu değildi.
Bugünkü derslere hafif hazırlık. Hafif kas antrenmanı. Kahvaltı ederken haberleri kontrol etmek.
Sadece hafif bir egzersiz olsa da, her gün yapmaya devam edersem etkileri belirginleşirdi. Bu çabalar sayesinde notlarım düzeldi, zar zor da olsa ince ve kaslı denebilecek bir vücudum oldu ve herhangi bir konuşma konusuna bir dereceye kadar ayak uydurabilir hale geldim.
Aşk insanı değiştirir.
Chinatsu-chan’a aşık olmasaydım, kasvetli, sade bir oğlan olarak sönük bir lise hayatı yaşayabilirdim.
“Günaydın, Osako.“
(Ç/N: Ne olur ne olmaz diye yazıyorum. Kentaro Osako:Chinatsu’nun Çocukluk Arkadaşı olan şahıs.)
“Ah... G-Günaydın, Sano-kun.“
Mesela Osako gibi.
Okula varış. Okul girişinde Osako ile karşılaştım. Birbirimizi aynı dostane tavırla selamladık. Osako ile ilişkim kötü değildi ama iyi de sayılmazdı. Konuşurken sorun yaşamıyorduk ama aynı grupta değildik, yani sürekli birlikte takılıyor da değildik.
Açık konuşmak gerekirse, Osako bir yalnızdı. Çoğu zaman Osako ile konuşan tek kişi Chinatsu-chan’dı ve ben de sadece ara sıra konuşurdum. Öte yandan, en azından onun gelip benimle konuştuğunu hiç görmedim.
“Pekala, sınıfta görüşürüz.“
“E-Eh... evet... sınıfta görüşürüz.“
Osako’ya el salladım. Sınıf arkadaşı olmamız, sınıfa dostane bir şekilde yan yana gitmemiz gerektiği anlamına gelmiyordu.
Ayrıca, bugün Osako’ya olan öfkemi saklayabileceğimi sanmıyorum.
En başta, Osako yalnız olduğu için bir süredir Chinatsu-chan’ı suçluyordu. Ona göre; “Chinatsu benimle konuştuğu için sınıftaki erkeklerle rahatça konuşamıyorum.“
Aksine, Chinatsu-chan sınıfta yalnız kalmasından endişe ettiği için onunla konuşuyordu. Eğer şikayet edeceğine, kızı rahatlatmalıydı. Ve buna rağmen, dün, onun ne kadar önemsediğini bilmeden onu incitti. Okyanustan daha geniş olan kalbimin bile sınırları vardı.
“Neyin var, Masa? Bu sabahtan beri yüzün korkunç görünüyor, biliyorsun değil mi?“
“Bu ferahlatıcı gülümsemeye bakarak bunu söyleyebilir misin?“
“Bu komik işte.“
“Birinin gülümsemesine gülmek berbat bir şey değil mi?“
Sınıfa girdim ve uygun bir gruba karıştım. Chinatsu-chan’ı hala göremiyordum.
Düşününce, Chinatsu-chan okula hep Osako ile gelirdi, değil mi? Az önce Osako ile tamamen yalnızdım ve beklendiği üzere, dünkü olaylardan sonra, ilişkiyi hemen onarabileceklerini sanmıyordum.
O kız. Muhtemelen Osako’yu görmemek için okula gelişini geciktirmişti.
“...En çok önemseyen her zaman o.“
“Neyin var, Masa? Yine komik görünüyorsun.“
“Sana gerçek komik yüzün nasıl göründüğünü göstereyim.“
“Buhahaha!“
Bir kızın “Buhahaha!“ diye patlamasını uygun bulmuyorum. Gerçi karnını tutuyor gibi görünüyordu...
Ben sohbet ederken, Osako sınıfa girdi. Bu umurumda değildi.
Tam zamanında, Chinatsu-chan nihayet sınıfa girdi.
“Ah.“
Bir şey söylemek istiyor gibiydi ama yüzünde hüzünlü bir ifadeyle ağzını kapalı tuttu.
“Ah.“
Tam Chinatsu-chan yerine oturmak üzereyken, ben ona bakarken göz göze geldik.
Chinatsu-chan’ın yüzü sanki ani su ısıtıcısı kullanıyormuş gibi kıpkırmızı oldu. Sonra tüm gücüyle yüzünü benden çevirdi.
“Bu da ne? Kafası karışmış ve benim farkımda mı? Eh, dürüst olmak gerekirse sevimli.“
İlişkimiz kesinlikle değişmişti. Chinatsu-chan için kötü bir değişiklik olabilir ama benim için binde bir görülen bir şanstı.
Bu benden hoşlandığı anlamına gelmiyordu ama beni kesinlikle karşı cinsten biri olarak fark ediyordu. Tabii ki buna sevinecektim.
“Ah, Masa yine komik bir yüz ifadesi yaptı.“
“Hehehe.“
“Buh!? B-bu korkunç... Bufu~“
Ah dostum, sırıtmamı durduramıyorum.
Yanımda oturan kıza tuhaf bir bakış attım ve itibarımı düşürdüm. Ama sevincimi o kadar gizleyemiyordum ki, bunun bir önemi yoktu.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.