Yukarı Çık




58   Önceki Bölüm 

           
59.Bölüm - Turnuva (3/???)

—————————————————————

..Seraphine gerçektende maçı domine etti, ne kadar rakibi– Elis Morwyn Gizemli Kademenin Zirvesinde olsa ve kendiside Antik Kademenin zirvesinde olsada.

Bu bu maçın oldukça hızlı bitmesine cevap olarak söylenemez, Seraphine, kılıç konusundan oldukça yetkin.

—————————————————————



Arena henüz Seraphine’in zaferinin yankılarını tamamen sindirememişti.

Sekiz maç daha art arda tamamlanmış, isimler birer birer elenmişti. 
Kalabalık yorulmuştu ama beklenti azalmamıştı.

Çünkü sıradaki maç— sadece bir eşleşme değildi.

Spikerin sesi yeniden yükseldiğinde, arenada farklı bir dikkat oluştu.

>“Dokuzuncu karşılaşma için… lütfen yerlerinizi koruyun.”

Işıklar hafifçe kısıldı. Arena zemini, sanki bir şey bekliyormuş gibi sessizleşti.

>“Şimdi karşınızda— Gizemli Kademe Zirvesi!”

Sağ taraftaki kapı ağır ağır açıldı.
Bir adam adım attı.
Uzun boylu. Geniş omuzlu. 
Saçları koyu gümüş tonlarındaydı ve gözleri… soğuktu.

Ama bu soğukluk kibirden değil— alışkanlıktan geliyordu.

>“Aethron Valcarys!”

Bu isimle birlikte tribünlerde net bir dalgalanma oldu.
Fısıltılar. Kısık ünlemler. Bazı VIP koltuklarında hafifçe doğrulan figürler…

Valcarys.

Sıradan bir soyadı değildi.

Valcarys ailesi, birçok üst seviye gezegende hüküm süren, askerî disiplinleriyle bilinen, nesiller boyunca saf savaşçı yetiştirmiş bir hanedandı.

Ne entrika. 
Ne politik oyunlar.
Sadece güç. 
Sadece sonuç.

Aethron’un üzerinde gösterişli bir ekipman yoktu. 
Zırhı sadeydi. 
Kılıcı uzun, dengeli ve yıpranmıştı.

Bu bir süs değildi. Bu– kullanılmış bir silahtı.

>“Valcarys ailesinin üçüncü varisi. yetmiş sekiz yaşında Gizemli Kademe Zirvesi’ne ulaşmış, saf beden güçlendirme ve kılıç yollarında uzman!”

Aethron, arena merkezine doğru yürürken etrafına bakmadı. 
Ne kalabalığa. 
Ne VIP’lere.

Sadece karşı kapıya.

Gözleri oradaydı.

>“Ve şimdi… karşısındaki isim!”

Arena sessizliğe gömüldü.
Ve spikerin konuşmasını beklediler.

>“Aenwyn..”

Spiker daha, Syr’in ismini tamamen söylemeden, seyircilerden ve VIP bölümünden sesler yükselmeye başladı.

Sonuçta Moonlight ailesinin dördüncü çocuğunu kim tanımazdı ki?

Sadece Moonlight ailesinde doğmak bilez evrende tanınmana yardımcı olur.
Seni herkes tanır, seni herkes bilir.

>“..MOONLİGHT!”

Spiker, Syr’in soyadınıda söylediği zaman kalabalıktan gelen sesler dahada arttı.

>“Aenwyn Moonlight, kendisi Moonlight ailesinin çocukları için yaptığı testi yaklaşık 2 ay önce geçti.”

Bu sefer sıradan seyirciler pek tepki vermesede VIP’lerden büyük tepkiler geldi.
Sonuçta hepsi biliyordu ki.

Moonlight ailesi çocuklarını sıradan ve bilinmeyen gezegenlerde bırakıp, kendi başlarına yetiştirme dünyasına girip, Altın Kademe olana kadar, onlarla iletişime geçmiyordu.

Ve Aenwyn, bu testi 2 ay önce geçtiyse en fazla Altın Kademe olmalıydı.. değil mi?

Tabi bunları düşünen kişiler VIP’lerdi ama gerçek çok başkaydı.

Syr çoktan Elmas Kademe’nin Zirvesine ulaşmış ve kendi gücünü sonuna kadar rafine etmişti.

Kael’den elde ettiği beceriler ve Element Alanlarının yardımı sayesinde anladığı Elementler ile birlikte, Syr’in Karşısından Orta Aşama, Antik Kademe bile zorlanırdı.

...

>“...Bu turnuvayı düzenleyen ailenin temsilcisi!”

Bir figür adım attı.

Aurası sakin ve kontrollüydü.

>“..Karşınızda, Aenwyn Moonlight!!”

Syr sahneye çıktığında duruşu rahattı. Ne meydan okuyan bir gülümseme vardı, ne de sahte bir ciddiyet.

Gözleri berraktı. 
Dikkati topluydu.
Uzun, Gümüş - Siyah saçları omuzlarından aşağı dökülüyordu. Galaksiyi andıran o soluk parlaklık, arenanın ışıklarıyla birleştiğinde onu olduğundan daha sakin— ama daha tehlikeli gösteriyordu.

[Karakter Tasarımı: https://imgur.com/gallery/aenwyn-moonlight-5pNommq ]

Spiker devam etti.
>“Aenwyn Moonlight! Babası İlahi Kademe’ye ulaşmış, Moonlight hanedanının mevcut sütunlarından biri!”

VIP bölümünde hafif bir kıpırdanma oldu.

İlahi Kademe

Bu kelime hâlâ ağırdı.
Syr, arena merkezine ulaştığında durdu.

Aethron karşısındaydı.

İlk kez göz göze geldiler.

Aethron’un bakışı keskinleşti.
>“Demek Moonlight’ın dördüncü çocuğu sensin.”

Sesi kalındı. Ama küçümseyici değildi.

Syr hafifçe başını eğdi.
>“Valcarys’in kılıcı da sen olmalısın.”

Kısa bir sessizlik.

Sonra Aethron’un dudakları çok hafif kıvrıldı.
>“Zayıf görünüyorsun.”

Syr’in cevabı gecikmedi.
>“Sen de yavaş görünüyorsun.”

Ben fark etmeden dudaklarımı sıktım.

Kael:
>“Syr…”

Ama Syr beni duymuyordu. 
Zaten duymaya ihtiyacı da yoktu.

Spikerin sesi arenayı doldurdu.
>“Dahilerin Turnuvası— Birinci Tur! Dokuzuncu Karşılaşma…”

Kısa bir duraksama.

>“Başlasın!”

Aethron hiç beklemedi, ilk adımı atan oldu.

Zemini titreten bir hızla ileri atıldı. 
Hiç element yoktu. Hiç gösteriş yoktu.
Saf beden gücü.

Kılıcı, doğrudan Syr’in boynuna iniyordu.
Ama Syr.. yerinde değildi.

Bir adım. Sanki kayar gibi.
Ay ışığına benzer bir iz bırakarak yana çekildi.

Aethron’un kaşları ilk kez çatıldı.
>“–Hızlı.”

Syr’in sesi sakindi.
>“Henüz başlamadın bile.”

Ve o an— Syr’in aurası açıldı.

Ama patlamadı.

Ay ışığı gibi yayıldı. Sessiz. Soğuk. Derin.
Kalabalık nefesini tuttu.

Kalabalık şok olmuş bir şekilde bağırıyordu ve tezahüratlar yapıyorlardı.

Syr’in Elmas Kademe olduğunu ama Mana kalitesinin ve miktarının Antik Kademelerle karşılaştırabileceğini fark eden çok az sayıdaki kişiler ise.

Konuşamıyorlardı.
Donup kalmışlardı.
Gözlerini Syr’den alamıyorlardı.

>“Bir Anomali.”

Akıllarından bu iki kelime geçti.

Ben ise– ilk kez gerçekten fark ettim.

Syr artık sadece korunması gereken biri değildi.

O– sahnenin kendisiydi.

...

Syr, tek bir an bile tereddüt etmedi.
“Beden Güçlendirme: +10.000%!”

Mana, Syr’in bedenine şiddetle doldu.
Kaslar gerildi, lifler sıkıştı.
Kemikler, taşıyabileceklerinin çok ötesine zorlandı.

Ve hemen ardından—

Syr, ruhuna bağlı olan kılıcı Astral Işık’ı, doğrudan bedeninden dışarı çıkardı.

Astral Işık ortaya çıktığı anda—
arenadaki hava değişti.

Aurasını hisseden herkes titremeye başladı.

Bazıları korkudan.
Bazıları saf heyecandan.
Bazılarıysa nedenini bile anlamadan…
kıskançlıktan titredi.

Aethron da titredi.

Ama onunki diğerleri gibi değildi.

Kanı kaynıyordu.

Karşısında duran şey bir rakip değil—

bir Anomaliydi.

Ve bu anomali, açıkça tehdit ediciydi.

Syr ileri doğru atıldı.

Hiç beklemeden, hiç ölçmeden.

Sonsuz Boşluk Kılıcı’nı kullandı.

>“Birinci Adım: Boyutsal Kesiş!”

Bir saniye önce Aethron’un zihninde yalnızca savaşın heyecanı vardı.

Bir saniye sonra—

ölümü hissetti.

>“—!!
Bundan kaçınmalıyım!”

İçgüdüleri devreye girdi.

Aethron, Syr’in kılıcından ucu ucuna kaçabildi.

Ama kaçtığı an, savunma yapmayı bıraktı.

Elinde ne varsa—
tamamını kullandı.

Konseptlerini aktive etti.
Hem de tek tek değil—
hepsini birden.

Valcarys ailesinin özel kılıç tekniği harekete geçti.

Valcarys Kılıç Tekniği: Elemental Özdeşim

Birden fazla elementi aynı anda kılıca harmanlayan,
ve onları sıradan sınırların çok ötesine taşıyan bir teknikti bu.

Belki Kael ve çevresi için olağan sayılabilirdi.

Ama gerçek şu ki—
herkes kılıcına element aşılayamazdı.

Aşılayabilenler ise, genellikle yalnızca bir tanesini taşıyabilirdi.

Bu teknik ise—
bu sınırı tamamen ortadan kaldırıyordu.



Aethron saldırıya geçti.

Kılıcında en az altı elementin sesi vardı.
Metal, alev, rüzgâr ve daha fazlası—
tek bir çizgide birleşmişti.

Ama Syr—
rahatlıkla kaçındı.

Ve gecikmeden karşı saldırıya geçti.
Aethron, Ateş Konsepti: Yakım’ı, etki alanı olarak etrafına yaydı.

Alanı kendi lehine çevirmeye çalışıyordu.
Syr’in sesi sakindi.

>“Öz Ateşi: Ruhsal Güç.”

[Ruhsal Güç:
Öz alevi, ruhunuzu kaynak olarak kullanarak konsept sahibine güç bahşeder.
+1.000% Ateş Elementi Hasarı
+250% Saf Hasar Bonusu
+100% Patlama Hasarı Bonusu
Ruhsal Yakım:
1 Ruh, Ruhsal Güç becerisini 10 saniye boyunca aktif olmasına, olanak verir.]

Syr, konseptini sakin bir ifadeyle harekete geçirdi.

Ardından—
Ateş Elementi ve Işık Elementi aynı anda yükseldi.

[Öz Ateşinin Kutsaması(Pasif):
Ateş Elementi etkisi +100.000%]

Tüm güçlendirmeler tamamlandığında—
Syr, Sonsuz Boşluk Kılıcı’nı tekrar ve tekrar kullanarak saldırmaya başladı.

Aethron, saldırıların büyük kısmından kaçındı.

Kaçamayacaklarını ise güçlü bedeniyle karşıladı.

Ama Syr—
birçok saldırıyı doğrudan bedenine aldı.

Her yedi–sekiz saldırıdan biri tamamen görmezden geliniyordu.

Geri kalanlar ise—
daha iz bırakmadan iyileşiyordu.

[Öz Ateşi İçsel Yenilenmesi(Pasif):
+5.000% Yenilenme

Beceri:Kaçma Oranı
Etkiler:
• Tüm saldırılardan %20 oranında kaçınma şansı.
• Fiziksel, büyüsel ve ruhsal tüm saldırı türlerinde geçerlidir.
• “Kanun” seviyesi ve üzerindeki güçlere karşı geçersizdir– çünkü hiçbir beceri kanunların ötesine geçemez.]

Syr, bu şekilde üstünlük kuramayacağını fark ettiğinde—
bir adım daha ileri gitti.

>“Beden Güçlendirme: +25.000%!”

Yeni yükseldiği kademeler henüz tam oturmamıştı.
Bu güç, Syr’in bedenine yük bindiriyordu.

Pasif yenilenme zararı bastırıyordu ama—
bu hâlde en fazla beş dakika dayanabilirdi.

Syr için..
bu fazlasıyla yeterliydi.



>“İmparator Aşama:
Tekinsiz, Yıldırım, Su, Ateş büyüsü.”

Büyüler de devreye girdi.

Aethron’un yüzündeki şaşkınlık gizlenemez hâle geldi.

Kılıca odaklanan biri olarak,
Kendisiyle kafa kafaya savaşan, Aenwyn’in de kendisi gibi olduğunu sanmıştı.

Ama şimdi–
üstüne onlarca yüksek yoğunluklu elemental saldırı yağıyordu.

Ve sonra–
Syr’in sesi yeniden yükseldi.

>“Ölüm Elementi: Tekillik.”

—wıısssh…

Ses neredeyse yoktu.
Ama etki–
arenanın tamamına yayıldı.

Ölüm Elementi, Syr’in etrafında tek bir merkezde şekillendi.

Ölüm Elementi: Tekillik’i, Syr tamamen kendi başına biçimlendirmişti.
Kael’den en ufak bir yardım almadan.

Bu teknik‐
kullanıcının etrafında 100 m²’lik bir ölüm dairesi oluşturuyordu.

Dairenin içinde, düşman olarak algılanan herkes
Ölüm tarafından hedef alınıyordu.

En büyük iki etkisi–
Direnç Kırma ve Lanet idi.

Direnç Kırma, düşmanın tüm dirençlerini zayıflatıyordu.

Lanet ise, düşmanın içine sızan herhangi bir Ölüm Elementi aracılığıyla devreye giriyordu.

Lanetlenen bir hedefin yaşam gücü zamanla azalıyor,
savaş gücü ise düşmanın direncine bağlı olarak en fazla %30 seviyesine düşüyordu.

Ama en korkutucu etkisi—

görüş duyusunun tamamen yok edilmesiydi.

–Ahhh!”

Bir anda kör olan Aethron,
korkunun ne demek olduğunu gerçekten hissetti.

Görme duyusu–

tamamen silinmişti.

Element algısı bile dâhil.

Normalde bir element kullanıcısı,
elementini yayarak çevresini hissedebilirdi.

Ama Syr, bunu bile elinden almıştı.

Yine de Aethron bir savaşçıydı.

Göremese bile– duyabilirdi.
Koku alabilirdi.

Tüm dikkatini topladı.

Rüzgârın sesini takip ederek Syr’in yerini bulmaya çalıştı.

Ama Syr durmadı.
>“Uzay Elementi: Alternatif Uzay.”

Boyut–
ayna gibi ayrıldı.
Her şey aynıydı.
İçerisi dışarıdan, dışarısı içeriden görülebiliyordu.

Ama

aralarında hiçbir etkileşim yoktu.
Ses yoktu.

Titreşim yoktu.

Algı yoktu.

Aethron, rüzgârın sesini tamamen kaybetti.

Syr ise—
hiç ses çıkarmadı.

-Çang!!”

Tek bir hamle.

Aethron’un kılıcı elinden çıktı.
Syr’in kılıcı, Aethron’un boynunda durdu.

Başının kesilmesine—

sadece bir an kalmıştı.

>“Kaybettin.”

Sessizlik.

>“…
Ben kaybettim.”

Syr, Aethron’un yenilgiyi kabul etmesiyle birlikte
tüm elementsel etkilerini geri çekti.

Alternatif Uzay dağıldı.

Arena—
gerçekliğine tamamiyle bağlandı.

Ne olduğunu tam anlayamayan bir kalabalık
ve donup kalan bir spiker vardı.

>“..Ne bekliyorsun?
Duyursana— ben kazandım.”

Bir an sonra spiker kendine geldi.

>“—Evet Baylar ve Bayanlar!
Birinci Tur, Dokuzuncu Karşılaşmanın galibi– Bayan Aenwyn MOONLIGHT!!”

Herkes


Arena sessizdi.

Ama bu, sakin bir sessizlik değildi.
Bu—
neye tanık olduklarını henüz idrak edememiş onbinlerce zihnin sessizliğiydi.

Kael, kızlar ve Syr’in ailesi bu donukluğu fark ettikleri anda, neredeyse refleksle alkışlamaya başladılar.

Sesler önce cılızdı.
Sonra—
bir ritme dönüştü.

Ama–

Kael
>“Aferin sana Syr!!
Tam da kız arkadaşımdan beklendiği gibi!!”


Kızlar
>“

Selvaria ve Aurelion
>“( ;`Д´)

Seyirciler ve VIP bölümündekiler
>“( TДT) ( ;`Д´)

Kael’in sesi arenada yankılandığı anda,
zaten askıda kalmış olan sessizlik tamamen çöktü.

Bir anlığına—
kimse ne düşüneceğini bilemedi.

Sonra, fısıltılar başladı.

“Kız arkadaş mı?”

“Syr… o da kim?”

“Az önce kazanan kişi miydi o?”

“Leydi Aenwyn’e öyle mi hitap etti…?”

Sesler üst üste binmeye başladı.

Sorular, şaşkınlıkla karıştı.

Şaşkınlık—
yerini huzursuzluğa bıraktı.

“Sen kendini kim sanıyorsun da Leydi Aenwyn’e ‘kız arkadaşım’ diyorsun?!”

“Moonlight ailesi bunu kabul eder mi?!”

“Bu da neyin cesareti?!”



Birkaç saniye içinde,
arenadaki uğultu patlama noktasına ulaştı.
Ama o anda—

Aurelion öne çıktı.

Aurelion
>“Yeter.”

Sesi bağırmıyordu.

Ama mana ile yüklüydü.

Tek bir kelime—
arenanın her köşesine ulaştı.

Sesler, sanki görünmez bir el tarafından bastırılmış gibi
bir anda sustu.

Kimse konuşmaya cesaret edemedi.
Aurelion’un bakışları arenayı süzdü.
Sonra, Syr’e döndü.

Aurelion
“Aferin kızım.”

Bir an durdu.

“Oldukça güçlüsün.
Seninle gurur duyuyorum.”

Bu cümle—
arena için bir darbe gibiydi.

Sıradan seyirciler, ne anlama geldiğini tam kavrayamadan alkışlamaya başladı.

Ama VIP bölümünde—
kimse alkışlamadı.

Orada, fısıltılar hemen başladı.

“Az önce… ‘gurur duyuyorum’ mu dedi?”

“Bunu toplum içinde mi söyledi?”

“Moonlight ailesinde bu söz kolay söylenmez…”

“İki ablasına bile dememişti..”

“Bu… bir mesaj mı?”

Bakışlar hızla değişti.
Hesaplar yapılmaya başlandı.

“Onu desteklemeli miyiz?”

“Potansiyeli yalnızca yüksek değil… anormal.”

Moonlight ailesinin anomalisi bu.”



Bu tartışmaların nedeni açıktı.

Aurelion,
“Seninle gurur duyuyorum.”

cümlesini ilk kez toplum önünde söylemişti.

Ne Syr’in iki ablasına.
Ne de ağabeyine.

Bu yüzden—

soyluların zihninde tek bir düşünce filizlendi:

Taht.

Ama Syr–
bunların hiçbirini umursamıyordu.

Onun bakışları, VIP bölümünde Kael’i aradı.
Ve buldu.

Ve onu bulunca, ona doğru güzel bir gülümseme gösterdi.
Kalabalık, siyaset, güç dengeleri…
hiçbiri umrunda değildi.

Onun tek hedefi vardı:
Kael’le–
sevgilisiyle–
bir sonsuzluk yaşamak.

...

Bölüm Sonu

•Tekpi Bırakmayı

•Yorum Atmayı, unutmayın!

[Karakter Tasarımı: https://imgur.com/gallery/aenwyn-moonlight-5pNommq ]

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

58   Önceki Bölüm