Yukarı Çık




5   Önceki Bölüm 

           
VI / Okulun İdolüne Karşı

Dersler bitmişti.

İzumi Sumie isteksizce sırasına yayılmış oturuyordu.

Karşısında Amasaki Amane vardı. İkisinin önünde de açık ders kitapları duruyordu. Her zamanki gibi birlikte ders çalıştıkları saatlerden biriydi.

Evet, kitaplar yine açıktı… ama bugün nedense ortam her zamankinden biraz farklıydı.

Sınıf neredeyse tamamen boşalmıştı. Buna rağmen İzumi yerinden kalkacak gibi görünmüyordu.

Sanki bütün enerjisi çekilmiş gibi masaya kapanmış, kendi kendine mırıldanıyordu.

“Bu iş nasıl oldu da buraya geldi…”

Bunun sebebi, o sabah yaşanan tuhaf olaydı.

İzumi, okula yeni nakil gelen bir kızdan aniden bir aşk itirafı almıştı. Bu da kısa sürede bütün sınıfa yayılan bir dedikoduya dönüşmüştü. Özellikle Satou’nun ağzı hiç durmamıştı. İtiraf anına bizzat tanık olan o geveze çocuk, olayı herkese anlatıp durmuştu.

Zaten muhtemelen bu yüzden kimse onu pek sevmezdi. Ama nedense kimse de bunu yüzüne söylemezdi. Herkes gereğinden fazla nazikti.

Sonuç olarak İzumi, sabahtan beri sınıf arkadaşlarının bitmek bilmeyen dalga geçmelerine maruz kalmıştı. Gün boyu süren bu durum onu iyice bunaltmış, en sonunda da kendini her zamanki ders çalışma saatinde bulmuştu.

Ortam nihayet sakinleşince İzumi doğruldu.

“Gerçekten abarttılar. Altı üstü biri bana itirafta bulundu diye ortalığı ayağa kaldırdılar.”

Bunu söylerken Amane’den destek bekliyordu.

Ama kızın ona attığı bakış hiç de öyle değildi.

Bakışlarında açık bir küçümseme vardı.

“Ne o bakış? Bu durum tam da Bay Popüler’e yakışmıyor mu? Sen zaten böyle şeylere alışkınsındır.”

“Ha? Amane, keyfin mi kaçık?”

“Yooo… hiiiiç sayılmaz…”

“Ben ne yaptım ya?! O ürkütücü bakışları keser misin!”

İzumi o anda karşısındaki kızın kendi tarafında olmadığını anladı.

Amane soğuk bir ifadeyle ona bakarken saçını parmağına doluyor, bir yandan da masanın altından İzumi’ye tekme atıyordu. İzumi acıyla kıvrandı.

“İzumi-cchi, saf numarası yapıyorsun ama aslında bu durumdan hiç de rahatsız değilsin, değil mi?”

“Hey, diğer aptallar gibi konuşma.”

“Ama Satou-kun, kız sana itirafta ederken epey tuhaf davrandığını söyledi.”

Bu söz üzerine İzumi’nin yüzü asıldı.

“Onun söylediklerine hemen inanma. O çocuk hikâyeyi öyle bir süslüyor ki sonunda gerçeğin kırıntısı bile kalmıyor.”

“Peki ya ilkokulda çıktığın yüz kızdan birinin buraya nakil olduğu söylentisi?”

“Bu tamamen uydurma! İlkokuldayken ben ne kadar çapkın olabilirim ki?! Gerçekten beni böyle biri mi sanıyorsun?”

“Ama sen sürekli ‘Bütün kızlar bana bayılıyor’ falan diyorsun.”

“Bu işten sağ çıkmam mümkün değil…”

İzumi başını ellerinin arasına aldı.

“Bak, o kızla sadece bir keresinde okulun etrafında dolaşmıştık, o kadar. Böyle önemsiz bir şey yüzünden bana aşık olmasını ben de anlamıyorum.”

“Gerçekten mi? Seni tanıyorum. Kesin ‘Selam küçük tatlı kedi yavrusu♪’ gibi bir şey söylemişsindir.”

“…………”

“Hey. Cevap ver. Gözlerini kaçırma.”

Tam isabet.

İzumi’nin tepkisi suçüstü yakalanmış gibiydi.

(Yok artık. Gerçekten sebebi bu olabilir mi?)

İzumi içten içe soğuk terler dökerken Amane saçını savurup umursamaz bir tavırla konuştu.

“Her neyse. Kiminle çıkarsan çık, benim için fark etmez.”

“Öyleyse bu pasif agresif tavırlar ne?”

“Dedim ya, umurumda değil. Yeni gelen o tatlı kızla şimdiden mutluluklar.”

Amane’nin inatçı tavrı karşısında İzumi derin bir iç çekti.

“Bak, bir kız ne kadar tatlı olursa olsun sırf bana itirafta bulundu diye hemen onunla çıkmaya başlamam.”

“Ha?! Neden olmasın?!”

“Hey, o kadar yaklaşma! Korkutuyorsun…”

İzumi yine iç çekti.

“Bir kızla bir erkek arasındaki ilişki, birbirlerini gerçekten tanıyıp anladıklarında başlamalıdır. Öyle değil mi?”

“Of… Sen Showa döneminden mi kaldın?”

“Öyle bakma bana! En azından Heisei dönemindenim!”

“Ama sürekli flörtöz şeyler söylüyorsun.”

“Şaka hepsi ya! Neyse, hadi artık ders çalışalım.”

İzumi çantasından Amane’yle çalışmak için getirdiği yardımcı kitabı çıkardı.

Amane onu izlerken kalbinde küçük bir umut filizlendi.

(Acaba bu bana duygularını açmasının bir yolu olabilir mi?)

Sabah yaşanan olay…

O gizemli ve güzel transfer öğrencinin yaptığı ani itiraf…

Ve şimdi İzumi’nin, kızın ne kadar tatlı olduğunu umursamadan ilişkiyi reddetmesi…

Bütün bunlar tek bir anlama geliyordu.

—İzumi bu fırsatı kullanarak Amane’ye açılacaktı!

Amane’nin zihninde sanki melekler davul çalıyordu. Bir anda romantik bir hayalin içine dalarak yumuşak bir sesle konuştu.

“Evet, bu tam senlik bir davranış, İzumi-cchi. Zaten hep böyle biriydin.”

“Ha? Ne oldu? Az önce bana tekme atıyordun.”

“Özür dilerim. Sonra sana çok lezzetli bir krep ısmarlarım, olur mu? Affet beni♪”

“Şey… aslında o kadar da önemli değildi ama…”

Amane’nin bir anda değişen ruh hâline şaşıran İzumi defterini açtı.

“Neyse Amane, birazdan yarı zamanlı işe gideceğim. O yüzden çalışmaya başlayalım…”

Tam kitabını açacakken—

“Ne yapıyorsun, İzumi-kun?”

Arkadan bir kız sesi geldi.

İzumi arkasını döndüğünde söylentilerin merkezindeki kişiyle göz göze geldi: Nanao Nanase.

Kız ellerini İzumi’nin omuzlarına koyup masaya doğru eğildi. Yüzü bu kadar yakındayken İzumi’nin dudakları hafifçe seğirdi.

“Ah… selam. Bir şey mi oldu?”

“Öğretmenler odasına çağrılmıştım. Ama seni burada görünce uğrayayım dedim.”

“Anladım ama… başka bir sınıfa böyle pat diye girmek pek doğru değil.”

“Haklısın.”

Nanao tatlı bir gülümsemeyle konuştu.

“Size katılabilir miyim, İzumi Sumie-kun?”

“Benim için sorun yok.”

Masadan gelen başka bir ses ise iğneleyiciydi.

“Burada Amane-chan’ın da olduğunu unutma.”

Oldukça gereksiz bir hatırlatmaydı.

Ama Nanao hiç rahatsız olmuş gibi görünmedi.

“Ah, özür dilerim…”

Amane’ye bakarken bir anda gözleri büyüdü.

“Ah! Sen Amane-chan değil misin?”

Amane cevap vermeye fırsat bulamadan Nanao heyecanla elini tuttu.

“Sen model olan Amane-chan’sın, değil mi?”

“Evet… ama…”

Nanao ellerini birleştirip gülümsedi.

“Memleketimde bile çok ünlüsün. Çok tatlısın!”

Amane kısa bir an sessiz kaldı.

Sonra saçını geriye savurup kendinden emin bir tavırla konuştu.

“Elbette öyleyim!”

Tam anlamıyla ders kitaplarına girecek türden bir saç savurma hareketiydi.

Az önce sözde aşk rakibine karşı hissettiği gerginlik tamamen kaybolmuş, yerini “Ay ne tatlısın!” havası almıştı.

Nanao tekrar masaya baktı.

“Peki siz neden hâlâ buradasınız?”

İzumi kısa bir an durdu.

“…Amane bana biraz ders çalıştırıyor.”

Aslında durum tam olarak öyle değildi ama ortada böyle bir hikâye vardı. Amane’nin ona özel ders verdiği söyleniyordu ve İzumi yeni gelen Nanao’nun yanında da bu rolü sürdürmeye karar verdi.

Nanao bunu hiç sorgulamadı.

“Vay Amane-chan, demek derslerde de iyisin. Harika.”

Bu içten övgü karşısında Amane gururla cevap verdi.

“Elbette!”

Yanında ona boş boş bakan İzumi’nin bakışlarını ise hiç fark etmiyordu.

“Neyse, biz çalışmaya devam edeceğiz. Görüşürüz Nanao.”

İzumi nazikçe onu göndermeye çalıştı.

Ama tam o sırada—

“Ah doğru ya. Ben de çalışma grubunuza katılabilir miyim?”

“Ne?!”

Beklenmedik bir karşı hamleydi.

Ama Nanao onların şaşkınlığını fark etmiyordu.

“Buradaki dersler eski okulumdan biraz ileride. Rahatsız olmazsanız beni de çalıştırır mısınız?”

İzumi bir an düşündü.

Onu doğrudan reddetmek gerçekten tuhaf olurdu.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

5   Önceki Bölüm