Bölüm...
Action, Adventure, Dark Fantasy, Demons, Drama, Epic, Fantasy, Harem, Magic, Martial, Mecha, Military, Mystery, Novel, Sci_fi, Supernatural, Superpower, Tragedy, Villainess, War

Bölüm 1

Çorak Topraklar
Yazar: ZenZowske Grup: : Novelci Okuma süresi: 4 dk Kelime: 906

Soğuk, kemikleri sızlatan bir rüzgar, çatlak taş duvarların arasından süzülerek odaya doluyordu. Kaelen gözlerini yavaşça araladı. Burnuna gelen ilk koku rutubet, is ve çürümüşlüktü. Başında hafif bir zonklama vardı, ancak zihni bir buzdağı kadar berrak ve soğuktu.

Yattığı tahta yataktan doğruldu ve ellerine baktı. Bunlar, önceki hayatında sayısız gezegeni ve milyarlarca askeri yöneten o kozmik imparatorun elleri değildi. Bunlar, solgun, nasırsız ve zayıf bir gencin elleriydi. Zihnine akın eden anılar, durumun vahametini saniyeler içinde özetledi.

Aethelgard. Ejderhaların gökyüzünü yardığı, elf klanlarının ormanlarda saklandığı ve yozlaşmış insan imparatorluklarının güç için birbirini yediği bir evren. Ve o, bu acımasız kıtanın en değersiz, en çorak kuzey sınırı olan Karaçam Bölgesi’nin varisi Lord Kaelen Vane’di. Önceki bedeni, kendi amcası tarafından sinsice zehirlenerek birkaç saat önce can vermişti.

Kaelen dudaklarında alaycı bir tebessümle ayağa kalktı. Önceki hayatında, imparatorluğunu sevgi, barış ve kardeşlik üzerine kurmaya çalışmış; en yakın komutanlarına ve eşine sınırsız merhamet göstermişti. Sonuç? Kendi taht odasında, kalbine saplanan zehirli bir hançer olmuştu.

“Merhamet,“ diye fısıldadı Kaelen boş odaya doğru. Sesinde hiçbir duygu kırıntısı yoktu. “Zayıfların, kendilerini kandırmak için uydurdukları bir yalandır. Bir daha asla.“

Tam o anda, zihninin derinliklerinde mekanik, ruhsuz ve tüm boyutların ötesinden gelen bir ses yankılandı. Görüş alanının tam ortasında, evrenin fizik kurallarını hiçe sayan yarı saydam, mavi bir arayüz belirdi.

[Hegemonya Arayüzü Aktif.]
[Mevcut Mutlak Otorite Puanı: 0]

Kaelen kaşlarını hafifçe çattı. Önceki hayatında teknolojinin zirvesini görmüştü ama ruhuna bağlanan bu arayüz tamamen farklı bir metafiziksel anomaliydi.

Kaelen, beynine kazınan bilginin ağırlığını hissettiğinde derin bir nefes aldı. Bu “Gölge Kıtımı“, hedefteki canlının kendi gölgesini ona karşı bir silaha dönüştürerek anında infaz etmesini sağlayan akıl almaz, kötücül bir güçtü.

Düşüncelerini bölen şey, tahta kapının gürültüyle kırılarak açılması oldu. İçeriye, üzerinde amcasının arması bulunan ağır zırhlar giymiş, iri yarı bir şövalye girdi. Arkasında iki asker daha vardı. Şövalye, Kaelen’in yatakta ölü yatmasını beklerken onu ayakta görünce afalladı ama hızla toparlanıp küstahça sırıttı.

“Vay canına, küçük lordumuz mucizevi bir şekilde iyileşmiş,“ dedi şövalye, kılıcının kabzasını tutarak. “Ancak amcanız Lord Regent’in emri kesindir. Çorak toprakların iyiliği için, vebanızın yayılmaması adına sizi izole etmeliyiz. Yani... sizi şu pencereden aşağı atmam gerekecek. Kayıtlara intihar olarak geçecek.“

Kaelen adama baktı. Ne bir panik, ne bir öfke, ne de bir korku emaresi gösterdi. Gözleri, uçuruma bakan birinin hissettiği o ölümcül boşluk kadar sakindi. Aptalca bir kahramanlık konuşması yapmadı, kılıç çekmeye yeltenmedi. Sadece zihnindeki arayüze odaklandı.

“Amcama,“ dedi Kaelen, sesi buz gibi bir fısıltı halinde odada yankılanırken, “benim kurallarımın geçerli olduğu bir toprağa izinsiz girdiğini söylemeliydin.“

Şövalye kahkaha atmak için ağzını açtığı an, Kaelen sağ elinin işaret parmağını hafifçe kaldırdı.

Gölge Kıtımı. Aktif.

Odanın zeminine vuran güneş ışığının yarattığı şövalyenin kendi gölgesi, bir anda zift gibi siyah, katı bir maddeye dönüştü. Gölge, bir yılan gibi yerden fırladı ve şövalyenin boğazına dolandı. Adam tek bir çığlık bile atamadan, kendi gölgesi zırhın arasından süzülüp boynunu korkunç bir çatırtıyla 180 derece geriye kırdı.

İri yarı adam, içi boşaltılmış bir çuval gibi yere yığılırken, arkasındaki iki askerin gözleri dehşetle yuvalarından fırlamıştı. Kılıçlarını çekmek istediler ama elleri titriyordu. Hayatlarında ne böyle bir büyü ne de böyle sessiz, vahşi bir ölüm görmüşlerdi.

Kaelen yavaşça onlara doğru yürüdü. Yüzünde hala hiçbir ifade yoktu.

“Cesedi temizleyin. Ardından avludaki tüm askerleri ve halkı toplayın,“ diye emretti sıradan bir işten bahseder gibi. “Yarım saat içinde herkes kalede toplanmış olacak. Gelmeyenlerin gölgeleri, onların son gördüğü şey olur.“

Askerler, altlarına kaçırmak üzere olan bir halde çılgınca başlarını sallayarak odayı terk ettiler.

Kaelen, şövalyenin cesedinin üzerinden soğukkanlılıkla atlayıp pencereye yaklaştı. Yıkık dökük kalenin avlusuna, açlıktan kırılan insanlara ve bu yozlaşmış dünyaya yukarıdan baktı. Sistem arayüzü tekrar parladı:

[+50 Mutlak Otorite Puanı Kazanıldı.]

Her şey daha yeni başlıyordu. Bu zayıf bedende, evreni dize getirecek o mutlak hükümdar küllerinden yeniden doğuyordu.

Bu seriyi sitemizden 50 bölüm ileriden okuyabilirsin! Çeviri grubuna girerek sitemize ulaşabilirsin!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi