Bölüm...
Action, Adventure, Dark Fantasy, Demons, Drama, Epic, Fantasy, Harem, Magic, Martial, Mecha, Military, Mystery, Novel, Sci_fi, Supernatural, Superpower, Tragedy, Villainess, War

Bölüm 3

Boyun Eğdirilen Gölgeler
Yazar: ZenZowske Grup: : Novelci Okuma süresi: 4 dk Kelime: 1.014

Karaçam Kalesi’nin üzerine ağır bir gece çökmüştü, ancak avludaki altından buğday tarlası karanlıkta bile hafif, uhrevi bir parıltı yayıyordu. Kaelen, odasındaki meşe masanın başında oturmuş, elindeki yıpranmış bölge haritasını inceliyordu. Dışarıdaki soğuk rüzgar pencereleri zorluyor ama onun umurunda bile olmuyordu. Zihni tamamen Hegemonya Arayüzü’nün yeni bildirimleriyle meşguldü.

[+250 Mutlak Otorite Puanı Kazanıldı.]

Kaelen parmaklarını masada hafifçe tıkırdattı. “Demek ki sadakat sadece korkuyla değil, umutla birleştiğinde daha fazla puan getiriyor,“ diye mırıldandı. Önceki hayatının imparatorluk deneyimi, bu sistemin matematiğiyle mükemmel bir uyum içindeydi.

Sistemin mağaza ekranını zihninde kaydırdı. Anormal beceriler paha biçilemezdi, ancak ordusu olmadan bir hiçti. Sadece kendi gücüyle savaşmak, bir imparatorun değil, ancak başıboş bir paralı askerin işi olabilirdi. Gözleri “Ordu Yönetimi ve Auralar“ sekmesinde durdu.

Açıklama: Hükümdarın sancağı altında savaşan askerlerin zihinlerinden korkuyu, tereddüdü ve acıyı siler. Sadık birliklerin fiziksel dayanıklılığı %300 artar.

Kaelen hiç düşünmeden puanlarını harcadı. Zihninden tüm kaleye yayılan, sadece onun hissedebildiği kızıl bir enerji dalgası yayıldı. Aşağıdaki koğuşlarda uyuyan o yirmi kadar zayıf, sadakatsiz ve bitkin muhafız, yarın sabah uyandıklarında eski hayatlarına dair hiçbir zayıflık belirtisi taşımayacaklardı. Onlar artık Kaelen’in demir iradesinin birer uzantısıydı.

Tam o sırada, Kaelen’in gözleri haritadan kalktı ve odanın en karanlık köşesine doğru odaklandı. Yüzünde ne bir şaşkınlık ne de bir irkilme vardı. Gözleri buza dönüştü.

“İmparatorluk istihbaratının köpekleri,“ dedi Kaelen, sesi odadaki sessizliği bir bıçak gibi keserken. “Adımlarını gizlemekte iyilerdir ama kalp atışlarını yavaşlatmayı hala öğrenememişler.“

Odanın köşesindeki gölgeler dalgalandı. Bir saniye sonra, havada gümüş bir parıltı belirdi. Siyah, vücudunu saran deri bir zırh giymiş, yüzü maskeli bir kadın havadan süzülerek doğrudan Kaelen’in boynuna doğru iki zehirli hançer savurdu. Hareketleri o kadar hızlı, o kadar kusursuzdu ki, sıradan bir kılıç ustası daha ne olduğunu anlayamadan başını kaybederdi.

Ancak Kaelen kılını bile kıpırdatmadı. Sistem arayüzü gözlerinin önünde parladı.

Kadının hançerleri Kaelen’in boynuna sadece bir milimetre kala, havada donup kaldı. Kadın, sanki üzerine görünmez, devasa bir dağ düşmüş gibi korkunç bir basınçla karşılaştı. Kemiklerinden çatırtılar gelerek saniyeler içinde dizlerinin üzerine, Kaelen’in masasının tam önüne çakıldı. Yüzündeki maske basıncın etkisiyle ortadan ikiye yarıldı ve yere düştü.

Maskenin altından, gümüş rengi saçları terden alnına yapışmış, ametist rengi gözleri dehşetle açılmış, olağanüstü güzellikte ama bir o kadar da ölümcül görünen bir yüz ortaya çıktı. Bu sıradan bir casus değildi. Üzerindeki işleme, onun Başkent’in en tehlikeli fraksiyonlarından biri olan Gölgeler Loncası’na ait yüksek rütbeli bir infazcı olduğunu gösteriyordu.

Kaelen yavaşça sandalyesinden kalktı ve kadının etrafında bir tur attı. Basınç o kadar ağırdı ki kadın başını bile kaldıramıyor, sadece nefes almak için insanüstü bir çaba sarf ediyordu.

“Bölgedeki anormal sihir dalgalanmasını hissettiniz ve zayıf, aptal bir varis olan beni kontrol etmeye geldin,“ dedi Kaelen, durumu bir matematik problemini çözer gibi özetleyerek. Eğildi ve kadının çenesini tek parmağıyla sertçe yukarı kaldırdı. “Adın ne?“

“E-Elara...“ diye fısıldadı kadın. Gözlerinde daha önce hiç tatmadığı bir duygu vardı: Saf dehşet. Kendi birliğindeki en güçlü büyücülerin bile bu kadar sessiz, bu kadar çaba harcamadan birini ezecek gücü yoktu. Bu adam büyü yapmıyordu, bu adam sanki gerçekliğin ta kendisiyle oynuyordu.

“Pekala, Elara,“ dedi Kaelen, onu bir böcekmiş gibi incelerken. “Seni buraya kimin gönderdiğiyle ilgilenmiyorum. Ancak önünde iki seçenek var. Birincisi; o güzel bedenini şu an üzerinde hissettiğin basınçla ezip sıvıya çevirmem. İkincisi; eski efendilerini unutup, benim gölgelerimden biri olman.“

Elara titreyerek Kaelen’in gözlerine baktı. O gözlerde zerre kadar arzu, şehvet veya merhamet yoktu. Bugüne kadar sayısız erkeği güzelliğiyle manipüle etmiş, onlarla oynamıştı. Ancak karşısındaki bu adam, onun güzelliğini veya varlığını zerre kadar umursamıyordu. O sadece mutlak bir iktidardı. Evrimsel bir içgüdü, Elara’nın zihnini ele geçirmeye başladı. Bu kadar ezici bir gücün, bu kadar ulaşılmaz bir aklın karşısında durmak intihardı. Ona sığınmak, ona ait olmak ise... hayatta kalmanın ve gerçek güce ulaşmanın tek yoluydu. Kadın, Kaelen’in o soğuk ve umursamaz aurasına kapıldığını fark etti.

Baskı bir anlığına hafiflediğinde, Elara hiç tereddüt etmeden hançerlerini yere bıraktı ve alnını Kaelen’in çizmelerine değdirerek tam bir itaat pozisyonu aldı.

“Hayatım... ve gölgem sizindir, Lordum,“ dedi fısıltıyla, sesinde hem bir korku hem de tuhaf, fanatik bir hayranlık vardı.

Kaelen hafifçe gülümsedi ama bu gözlerine ulaşmadı. “Güzel. Yarın sabah, ordumun eğitimine gözetmenlik edeceksin. Artık Karaçam’ın İstihbarat Şefi sensin.“

Her şey tam da Kaelen’in hesapladığı gibi ilerliyordu. Bir krallık kılıçlarla fethedilir, ancak gölgelerle yönetilirdi.

Bu seriyi sitemizden 50 bölüm ileriden okuyabilirsin! Çeviri grubuna girerek sitemize ulaşabilirsin!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi