Bölüm...
Comedy, Drama, Fantasy, Novel, School, School Life

Bölüm 4

Yaklaşan Bela (II)
Yazar: Brauns Show Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 3 dk Kelime: 697

Su Bei ofisten çıktığında, Su Xiaobao’yu karşı koridorda durmuş, gergin bir şekilde kapıya bakarken gördü. Onu gördüğü an üzerindeki o ağır hava tamamen dağılmış ve kalbi anında ısınmıştı. Ne yaşamış olurlarsa olsunlar, birbirlerine sahip oldukları sürece her şey yolundaydı.

Su Bei, Su Xiaobao’ya doğru hafifçe koştu.

“Nasıl geçti?” diye sordu Su Xiaobao.

Su Bei, sorusuna karşı başını iki yana sallayıp sadece “İyi” diye cevap verdi. Okul yönetiminin dünkü olayla ilgili adalet sağlayacağını bekleyemeyecekleri açıktı. Ama Su Bei, meselenin burada bitmeyeceğini seziyordu.

Öğleden sonra, etüt saatiydi. Su Bei bu zamanı dünkü ödevlerini tamamlamak için kullanıyordu. Üniformasız dört beş kız sınıfa girdiğinde, sessiz sınıf aniden bir bağırışla bölündü: “Mei Abla’nın ekibi geldi!”

Mei Abla, yani Zhou Hongmei ve onun suç ortağı olan zorba kızlar çetesi, dün Su Bei’yi tuvalete sürükleyenlerdi. Zhou Hongmei, Su Bei’nin masasına kadar yürüdü ve tek kelime etmeden masaya sert bir tekme attı. Bu tekme, etraftaki bazı öğrencilerden alkış bile aldı.

“Mei Abla harikasın!”, “Yaşasın Mei Abla!”… Etraftaki övgüleri duyan Zhou Hongmei, gururla başını kaldırdı ve tekrar Su Bei’ye baktı.

“Cidden cesaretin varmış ha. Öğretmene şikayet etmeye cüret ediyorsun!”

[Cevap: A-C-E açısı 40 dereceye eşittir.]

Ödevdeki son cevabı yazmayı bitiren Su Bei, matematik çalışma kitabını kapattı ve başını kaldırdı. Etrafındaki sınıf arkadaşlarına şöyle bir göz gezdirdi; gözleri alaycı bir ifadeyle doluydu.

Su Xiaobao az önce ön kapıdan fizik öğretmeni tarafından çağrılmıştı, hemen ardından da Zhou Hongmei’nin çetesi arka kapıdan girmişti. Ne güzel tesadüf ama.

Su Bei’nin alaycı bakışlarıyla karşılaşan ve az önce Zhou Hongmei’yi alkışlayan öğrenciler, içgüdüsel olarak çenelerini kapattılar. Özellikle, tavrı bir hayaletten bile daha hızlı değişen sıra arkadaşı; Su Bei’nin kendisine dik dik bakmasıyla aniden kendini biraz suçlu hissetti. Hayır, aslında suçlu hissetmesine gerek yoktu. Üstelik onları buraya çağıran da kendisi değildi. Zhou Abla’ya gruptan haber vermeye çalışıyordu ama maalesef bir başkası ondan daha hızlı davranmıştı.

“Ölmek mi istiyorsun?” Zhou Hongmei tekrar Su Bei’nin masasına tekme attı.

“Görünüşe göre dün ona yeterince ders verememişiz. Bu şıllık hâlâ akıllanmamış,” dedi Zhou Hongmei yanındaki kıza.

“Hah, o zaman hatırlamasına yardım edeyim, telefonu ver bana.”

Zhou Hongmei kızın elindeki cep telefonunu aldı, bir video açtı ve Su Bei’nin önüne fırlattı. Aynı zamanda sesi bilerek sonuna kadar açtı. Videodaki sesler, çevredeki öğrencilerin dikkatini çekti. Bu, dün bu insanların Su Bei’yi tuvalete sürükledikleri anın kaydıydı.

Normalde bu öğrenciler sadece meraklarından toplanmışlardı ama videoyu görünce huzursuz hissettiler. İkizlerden hoşlanmasalar da, Zhou Hongmei’nin zorbalığı fazla acımasız gelmişti. Dayanamayan birkaç kişi sessizce kalabalıktan uzaklaştı.

Öte yandan Su Bei, oradaki herkesten çok daha sakindi. Bu sahne bir zamanlar bitmek bilmeyen bir kabusuydu ama dört yıl aradan sonra tekrar izlediğinde, Su Bei düşündüğünden daha soğukkanlı olduğunu fark etti.

“Harika değil mi?”

“Şimdi diz çök ve hatanı kabul et, o zaman bu mesele kapanır. Yoksa bu videoyu internete yükler ve herkesin senin ne kadar ucuz olduğunu görmesini sağlarım.”

Su Bei: “…”

“Mei Abla konuşuyor, hâlâ nasıl aptalı oynayabiliyorsun?”

Su Bei’nin hâlâ sessizce başını eğdiğini gören Zhou Hongmei’nin yanındaki kız, Su Bei’nin saçlarını çekmek için öne atıldı. Tam o anda, Su Bei aniden sırasından ayağa kalktı ve kendisini çevreleyen o kalabalığa buz gibi gözlerle dik dik baktı.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi