Bölüm...
Comedy, Drama, Fantasy, Novel, School, School Life

Bölüm 5

Seninle Kıyaslanınca, O Çok Daha Kötü (I)
Yazar: Brauns Show Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 3 dk Kelime: 833

Su Bei’nin ani çıkışı, Zhou Hongmei ve çetesini şaşkına çevirdi. Karşılarında titremesi gerekmiyor muydu? Neden Su Bei hâlâ bu kadar sakin ve istifini bozmadan duruyordu? Özellikle gözleri o kadar sakindi ki, bu durum zorbaların kendilerine olan güvenlerini yitirmelerine neden oldu.

Zhou Hongmei: “Yaşlı Wang’a ne dedin ha?”

“Hiçbir şey, sadece dün beni nasıl dövdüğünüzü öğretmenime bildirdim,” diye cevap verdi Su Bei. Sesi ne alçak gönüllü ne de küstahçaydı; oldukça dengeliydi. Eskiden onlardan korkuyor olabilirdi ama Su Bei’nin gözünde bu insanlar artık sadece blöf yapıp başkalarını ezmeyi bilen, küçük, reşit olmayan zorbalardan ibaretti.

Su Bei’nin bu ani sert tutumu karşısında, Zhou Hongmei ve çetesi geçici bir anlığına ne yapacaklarını şaşırdılar.

Zhou Hongmei soğuk bir şekilde burnundan soludu: “Öğretmene ispiyonlamanın işe yarayacağını mı sanıyorsun? Okulun bizi cezalandırmasını mı istiyorsun? Yoksa okuldan atılmamızı mı?”

“Böyle bir şey düşünmedim. Öğretmene dünkü olayı sadece önlem amaçlı anlattım.”

“Ne demek istiyorsun?”

“Tam olarak şu; eğer bundan sonra başıma talihsiz bir kaza gelirse, suçlanmaktan kurtulamazsınız.”

“Kes şu saçmalamayı!!”

“Söylediklerim gerçek.” Su Bei ardından bu kişilere okul zorbalığıyla ilgili birkaç hukuki bilgi vermeye başladı. Sesi sakindi ve mantığı son derece netti. Üstelik konuyla ilgili birkaç emsal vaka sıralamayı da ihmal etmedi. Çığ düştüğünde, hiçbir kar tanesi masum değildir—Su Bei aniden bu cümleyi hatırladı.

Su Bei sözlerini bitirdiğinde, Zhou Hongmei ve grubunun ifadeleri sanki karşılarında bir hayalet görmüşler gibiydi. Acaba dün Su Bei’ye ders vermeleri, onda bir aydınlanma mı yaratmıştı? Nasıl bir gecede bu kadar sivrilmişti?

“Küçük oyunların beni kandıramaz.” Zhou Hongmei’nin tonu bariz bir şekilde zayıflamıştı.

“Cep telefonun yok mu? Bana inanmıyorsan kendi gözlerinle bak.” Su Bei masanın üzerindeki cep telefonunu işaret ederek devam etti: “Ayrıca, bu videoyu internette paylaşabilirsin ama seni uyarmadığımı söyleme. Eğer başıma bir şey gelirse, bu video doğrudan delil yerine geçecek.”

Tam o sırada, fizik öğretmeni tarafından ofise çağrılan Su Xiaobao geri dönmüştü. Sınıfa girdiği an böyle bir manzarayla karşılaştı: Su Bei, Zhou Hongmei’nin çetesi tarafından çevrilmişti ama o, rakiplerini tamamen dilsiz bırakmıştı.

Su Bei’nin iyi olduğunu gören Su Xiaobao rahat bir nefes aldı. Aynı zamanda kalbinde ‘Benim kız kardeşim büyümüş’ düşüncesiyle garip bir gurur ve huzur hissetti.

Su Xiaobao döndüğü için Zhou Hongmei ve çetesi artık Su Bei’ye bir şey yapamazdı.

“Bu konuyu öğretmene bildirdin diye korkacağımı sanma. Benim adamıma el uzatmaya cüret ettiğin sürece, seni gün yüzüne çıkarmadan durmayacağım.” Zhou Hongmei tehditler savurarak arkasını döndü ve gitti.

Heyecan verici bir olay izleyemeyen çevredeki öğrenciler kendi sıralarına döndüler ancak birçoğu Su Bei’ye tuhaf gözlerle bakıyordu. Aralarında karmaşık bakışlar atanlar da vardı ama Su Bei bunu umursamadı.

“Mei Abla, bu meseleyi böylece bırakacak mısın?” İçine sindiremeyen çete üyelerinden biri sordu.

“Ya ne yapacaktım? Onu ölüme mi zorlayalım, sonra hep beraber hapse mi girelim?” Zhou Hongmei asık bir suratla çıkıştı.

Su Bei’nin az önce anlattığı, okul zorbalığı yüzünden intihar edenler hakkındaki bilgiler, ne kadar doğru olduklarını bilmeseler bile oldukça korkutucu gelmişti.

“Bu…” dedi kız, kaşlarını çatarak. 

Eğer Su Bei’den en nefret eden sınıf arkadaşlarını sıralasalardı, kesinlikle ilk üçte yer alırdı. Ondan sadece genç efendi Xu yüzünden nefret etmiyordu; aslında hoşlandığı çocuk, sınıfın spor komitesiydi. Ancak onun gizliden gizliye Su Bei’den hoşlandığını keşfetmişti.

“Peki ya o video? Yine de yükleyecek miyiz?”

“Yükle de gör gününü!”

“Dün videoyu kim çektiyse, telefonunu bana versin.” Zhou Hongmei, videonun gerçekten delil olarak kullanılacağından endişeleniyordu. Bu yüzden kendi telefonundaki haricinde, diğer tüm kayıtları silmeyi planlıyordu.

“Xu Shanshan, ya senin telefonun?”

“Telefonum tamirdeydi. Ayrıca dün Zhou Xiao ve diğerlerinin kayıt yaptığını görünce ben çekmedim.”

“Pekâlâ.” Zhou Hongmei kolayca inandı. Xu Shanshan’ın yalan söylüyor olabileceği aklının ucundan bile geçmedi.

“Daha sonra Yaşlı Wang bizi dün yaşananlar hakkında soru sormaya çağırırsa, hiçbir şeyden haberiniz olmadı
ğını söyleyin ve kimsenin itiraf etmesine izin vermeyin.”

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi