Bölüm...
Action,Crime,Dark Fantasy,Drama,Epic,Gore,Horror,Military,Monster,Novel,Post-Apocalyptic,Psychological,Seinen,Slice of life,Thriller,Tragedy,Violence

Bölüm 24

Yolcu Yolunda Gerek (2)
Yazar: AnonWriter Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 3 dk Kelime: 790

Bölüm 24: Yolcu Yolunda Gerek (2)

Soğuk insanı sadece dondurmuyor; uyuşturuyor da. Bir süre sonra titremeniz
kesiliyor, parmak uçlarınızdaki o sızlama gidiyor ve yerini tatlı bir hissizliğe
bırakıyor. İşte o an tehlikeli andır. Vücudun “pes ediyorum“ deme şeklidir bu.

“Kendinize gelin,“ dedim arkaya bakarak. Pelin’in gözleri yarı kapalıydı.
“Uyumak yok. Adımlara odaklanın.“

Rayların kenarındaki drenaj kanalı boyunca yürüyorduk. Kanalın içindeki lağım
suyu bile donmuş, siyah, parlak bir cam şerit gibi tünel boyunca uzanıyordu.

Tam o sırada, Osman yine durdu. Fenerini tamamen kapattı. Biz de durduk.

Karanlığın içinden, yaklaşık yirmi metre ötedeki eski bir vagonun içinden garip
bir ses geliyordu.

Kırt... kırt... kırt...

Dişlerin kemiğe sürtünme sesiydi bu. Bir şey, donmuş bir eti kemirmek için
uğraşıyordu. Ama bu ses ne Beyazların o vahşi hırıltılarına benziyordu ne de
Kızılların o ritmik klik seslerine. Daha vahşi, daha hayvani bir sesti.

Osman’a “Bekle“ işareti yaptım. Tabancamı sağ elime aldım, sol elimle de o ağır
demir levyeyi sıkıca kavradım. Yavaşça vagonun kırık kapısına doğru yaklaştım.
Gözümü kapının aralığına dayadım.

Fenerimi bir anlığına yakıp söndürdim.

İçeridekileri gördüm.

Köpeklerdi. Ama bizim bildiğimiz o sokak köpeklerinden eser kalmamıştı.

Sivas Kangalı kırması olan o sokak köpekleri, bu buz çağında hayatta kalabilmek
için mutasyona uğramışlardı. Boyları normalden neredeyse iki kat daha büyüktü.
Tüyleri, soğuktan korunmak için inanılmaz derecede kalınlaşmış, yağlı ve kirli
bir kürk halini almıştı. Kürklerinin üzerinde buzdan iğneler parıldıyordu.
Pençeleri, buzlu zeminde tutunabilmek için daha uzun ve kavisliydi. Gözleri
ise... gözleri sütlü sarı bir renkteydi. Görmüyorlardı belki ama koku ve ses
duyuları tavan yapmıştı.

Üç tane mutant köpek, vagonun zeminindeki donmuş bir cesedi parçalıyordu.
Kaburgaları dişleriyle kırıyor, donmuş etleri koparıyorlardı.

Tam o sırada, sürünün lideri olan o devasa erkek köpek kemirmeyi bıraktı.
Kulakları dikildi. Burnu havaya kalktı.

Bizi hissetmişti.

Boğazından, vagonun metal duvarlarını titreten boğuk, derin bir hırlama
yükseldi.

Gırrrrrrr...

Yaratık, vagonun kırık kapısından dışarıya, tam benim olduğum yöne doğru bir
hamle yaptı. İnanılmaz bir hızla fırladı.

Silahı kullanamazdım. Ses çıkarmak intihardı.

Sol elimdeki levyeyi bütün gücümle savurdum.

KÜT!

Demir levye, havada süzülen köpeğin tam suratına indi. Kafatasının kırılma
sesini duydum. Yaratık acı bir çığlık atarak yere yığıldı, debelenmeye başladı.

Ama arkasından diğeri fırladı. Bu seferki doğrudan Osman’ın üzerine atladı.

Osman panik yapmadı. Tüfeğin namlusunu köpeğin göğsüne dayayıp onu geriye doğru
itti. Köpek yere düştüğünde, Osman belindeki o ağır İngiliz anahtarını kaldırıp
yaratığın kafasına var gücüyle indirdi.

KÜT!

Yaratık kaskatı kesildi.

Vagonun içindeki üçüncü köpek, liderlerinin ve yoldaşlarının saniyeler içinde
yere serildiğini görünce duraksadı. Dişlerini bize doğru gösterdi, ağzından
sıcak, beyaz buharlar fışkırıyordu. Ama o hayvani içgüdüsü ona geri çekilmesini
söyledi.

Yavaşça vagonun derinliklerine, karanlığa doğru çekildi ve sustu.

Nefes nefese kalmıştık. Yerde iki mutant köpeğin cesedi duruyordu. Sıcak, koyu
renkli kanları buzlu rayların üzerine akıyor, buharlaşıyordu.

“Taze kan,“ dedim Osman’a, yerdeki cesetleri göstererek. “Kan kokusu buralara
her şeyi toplar. Çabuk, uzaklaşalım buradan.“

Annem ve Pelin’i yanımıza alıp adımlarımızı hızlandırdık. Vagonun yanından
geçerken, içerideki o hayatta kalan son köpeğin simsiyah köşeden bize bakan o
sütlü sarı gözlerini hissettim üzerimde.

Doğa sadece insanı değiştirmiyordu. Hayvanlar da bu cehenneme ayak uyduruyordu.
Ve bu yeni dünyada, insanoğlu artık besin zincirinin en tepesinde değildi. Biz
de o köpekler gibi, hayatta kalmak için avlanmak ve öldürmek zorunda olan
sıradan yırtıcılardık sadece.

“Yola devam,“ dedim, levyedeki kanı rayın demirine silerken. “Daha hızlı.“

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi