Bölüm...
Action,Crime,Dark Fantasy,Drama,Epic,Gore,Horror,Military,Monster,Novel,Post-Apocalyptic,Psychological,Seinen,Slice of life,Thriller,Tragedy,Violence

Bölüm 35

Aksiyon (7)
Yazar: AnonWriter Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 3 dk Kelime: 843

Bölüm 35: Aksiyon (7)

“Feneri şu kapağa tut!“ diye bağırdı Murat, nefes nefese.

Ağır filtre kazanının üzerindeki kelebek somunları gevşetmek için kurbağacık
anahtarıyla girişti. Somunlar paslıydı, her dönüşte çelik gıcırtısı odada
yankılanıyordu. Yukarıdaki o yırtık borunun içinden gelen tırnak sesleri ise her
saniye daha da yaklaşıyordu.

Gıcıııırt... Gıcıııırt...

“Son iki somun!“ dedi Murat, alnından akan terler gaz maskesinin kenarından
süzülürken. “Alphan, kapağı tut, ağır düşmesin!“

Kazanın kapağına omuz verdim. Son somun da çıkınca, kapağı yana doğru kaydırdık.
İçeriden yüzümüze vuran o sıcak, zift kokulu duman genzimi yaktı. Kazanın
içindeki o eski, tamamen yanmış ve kömürleşmiş karbon filtre bloklarını
ellerimizle çekip çıkardık. Simsiyah, yapışkan bir isle kaplıydılar.

“Yedekleri ver!“

Osman’ın çantaya tıktığı o beyaz, temiz elyaf filtreleri kazanın içine süratle
yerleştirdik. Tam oturduklarında klik sesini duydum. Kapağı tekrar üzerine
kapatıp somunları alelacele sıkmaya başladık.

Tıkır... Tıkır... SSSHHH-ÇIRRRR!

Tam o sırada, tavandaki o yırtık borunun ağzında simsiyah, çürümüş tırnaklar
belirdi. Bir Beyaz daha kafasını borudan aşağıya uzatmış, o kör gözleriyle bizi
süzüyordu. Kendini aşağıya atmak üzereydi.

“O boruyu kapatmalıyız!“ diye bağırdım. “Yoksa arkası kesilmeyecek!“

Murat etrafına bakındı. Yerde, bakım çalışmaları için kullanılan o ağır,
yuvarlak çelik kör flanş kapağını gördü. “Şunu kaldırın! Borunun ağzına
vidalayacağız!“

İkimiz birden o ağır çelik kapağı yüklendik. İnanılmaz ağırdı. Bütün gücümüzle
kaldırıp borunun o yırtık, açık ağzına doğru bastırdık.

GÜÜÜM!

Tam kapağı borunun ağzına dayadığımız anda, borunun içindeki yaratık kapağa
yukarıdan var gücüyle vurdu. Darbe o kadar şiddetliydi ki, kollarım sarsıldı,
omuz eklemlerim yerinden çıkacak gibi acıdı.

“Tut şunu! Bırakma!“ diye kükredi Murat.

Omuzumu kapağa dayadım, bütün vücut ağırlığımla yukarıya doğru baskı yaptım.
Yaratık yukarıdan kapağı tekmeliyordu. GÜM! GÜM! GÜM! Çelik kapak her darbede
titriyordu.

Murat o sırada kalın cıvataları flanşın deliklerine sokup anahtarla çılgın gibi
sıkmaya başladı.

“Birinci cıvata tamam!“ dedi Murat. “Bırakma Alphan, az kaldı!“

GÜÜÜM! Bir darbe daha. Ağzımdan hafif bir kan sızdı, dişlerimi o kadar sıkmıştım
ki çenem kasılmıştı.

“İkinci tamam! Üçüncü tamam!“

Murat son cıvatayı da sıkınca, o ağır çelik kapak borunun ağzına tamamen
kilitlendi. Yukarıdaki yaratık kapağı tırnaklarıyla kazımaya başladı ama artık
içeri girmesi imkansızdı. Demir borunun arkasında hapsolmuştu.

“Sistem vanası!“ dedi Murat, duvardaki o devasa, kırmızı döküm çarkı göstererek.
“Şu vanayı aç! Sistem emiş yapsın!“

Çarka doğru koştum. İki elimle kavrayıp sola doğru çevirdim. Vana paslıydı, ilk
başta dönmedi. “Hadi ulan!“ diye bağırıp bütün gücümle yüklendim.

SREEEEK...

Vana döndü. O an, sığınağın içindeki o dev emiş fanlarının tekrar çalışmaya
başladığını, borulardan temiz havanın akmaya başladığını hissettim. Jeneratör
odasındaki o yoğun duman, acil tahliye menfezlerinden dışarıya doğru hızla
çekilmeye başladı. Hava temizleniyordu.

“Başardık,“ dedim, gaz maskemi hafifçe aralayıp derin bir nefes alarak. “İşimiz
bitti. Gidiyoruz.“

Aletleri çantaya topladık. Murat çantasını sırtlandı.

Asansör boşluğuna açılan o ağır metal kapıya yaklaştım. Kapıyı yavaşça araladım,
dışarıya, o kızıl loşluğa baktım.

Ve donakaldım.

Aşağıdaki o kırmızı fişek sönmek üzereydi ama o soluk ışıkta onları
görebiliyordum.

En az üç tane Beyaz, asansör boşluğundaki o çelik kirişlerin üzerinde, koku ve
ses arayarak yavaşça aşağıya doğru tırmanıyordu. Bizim az önce çıkardığımız o
silah sesleri ve çığlıklar, tüneldeki diğer yaratıkları da buraya, bu dikey
şaftın içine çekmişti.

Girişimiz, o metal ızgara platform tamamen onların gözetimi altındaydı. Sığınağa
giden yolumuz tamamen kapanmıştı.

Kapıyı sessizce kapattım. Kilidi yavaşça yerine oturttum.

Murat’a döndüm. Yüzümdeki o çaresiz ifade her şeyi anlatıyordu.

“Sıçtık,“ diye fısıldadım. “Yolumuz kapandı. Buraya sıkıştık.“

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi