Bölüm...
Action,Crime,Dark Fantasy,Drama,Epic,Gore,Horror,Military,Monster,Novel,Post-Apocalyptic,Psychological,Seinen,Slice of life,Thriller,Tragedy,Violence

Bölüm 48

Genişleme (4)
Yazar: AnonWriter Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 3 dk Kelime: 781

Bölüm 48: Genişleme (4)

“O yavrucak öylece kalamaz Alphan,“ dedi annem İrem, akşamüstü Pelin’le beni
mutfakta yalnız bulduğunda. Gözleri nemliydi ama sesinde o eski, sarsılmaz anne
kararlılığı vardı. “Günlerdir o soğuk teknik odada bekletiyorsunuz bebeği.
Usulünce toprağa verilmesi lazım. Bir mezarı olmalı. Dua edecek bir yerimiz
olmalı. Yoksa ne bu dünyada huzur buluruz ne de öbür dünyada.“

Pelin başıyla onayladı. “Annen haklı Alphan. Elif her gün o odaya bakıp
kahroluyor. En azından bir mezarı olursa, vedalaşabilirler.“

“Haklısınız,“ dedim, derin bir nefes alarak. “Ama yerin yedi kat dibindeyiz.
Toprak yok ki. Her yer beton ve kaya.“

“Şantiyenin arkasındaki o eski kablo kanalının dibinde yumuşak toprak var,“ dedi
Osman içeri girerek. “Biz tünelleri kazarken görmüştüm. Derin bir mezar
kazabiliriz oraya.“

Karar verilmişti. Lale bebek için bir cenaze töreni düzenleyecektik.

Ertesi gün, sığınağın o loş ışıkları altında toplandık. Lale’nin küçük bedeni,
annemin sandığından çıkardığı bembeyaz, temiz bir keten örtüye sarılmıştı. Onu o
kadar küçük, o kadar narin görünce içimdeki o suçluluk duygusu tekrar boğazıma
düğümlendi.

Cenaze yerine yavaş adımlarla yürüdük. Şantiyenin arkasındaki o sessiz, karanlık
kablo kanalının dibine derin bir mezar kazmıştık Osman’la.

Elif oradaydı. Günlerdir o takındığı donuk, robotik maske o mezarı görünce parça
parça döküldü. Mezarın başına geldiğinde dizlerinin üzerine çöktü, hıçkırıklar
içinde feryat etmeye başladı. “Kızım... Lale’m... Annem...“ diye ağlarken, annem
İrem hemen yanına çöktü, onu göğsüne bastırdı. Elif, annemin koynunda, bir çocuk
gibi hıçkırarak ağladı. Annem saçlarını okşadı, onunla birlikte sessizce gözyaşı
döktü.

Emre (inşaat mühendisi olan çocuk) öne çıktı. Mezarın başında durdu, ellerini
açtı ve Kuran okumaya başladı. Ses tonu o kadar duru, o kadar huzurluydu ki,
okuduğu ayetler o soğuk, beton tünellerin duvarlarında yankılanırken içimizdeki
o vahşi fırtınayı biraz olsun dindirdi. Hepimiz ellerimizi açtık, sessizce
dualar ettik.

Ama bir kişi eksikti.

Murat gelmemişti.

O koca adam, kızının cenazesine bile katılamayacak kadar kırılmıştı. Odasındaki
o karanlığın içinde kalmayı seçmişti. Belki inanacak bir Tanrısı kalmadığını
düşünüyordu, belki de o küçük bedeni toprağa verilirken görmeye yüreği
dayanmayacaktı. Onu zorlamadık. Ama yokluğu, o mezarın başındaki en büyük
boşluktu.

Lale’yi gömdük. Üzerine o yumuşak toprağı yavaşça örttük. Osman’la birlikte
mezarın üzerine ağır, düz bir kaya parçası yerleştirdik ki canavarlar buralara
sızarsa mezara zarar veremesin. Üzerine keskiyle küçük bir çiçek resmi kazıdım.

Cenazeden sonra, sığınağa döndüğümüzde içimizdeki o ağır hava biraz olsun
dağılmıştı. Yas tutmak, vedalaşmak insan olmanın gereğiydi. Ve biz o törenle,
insanlığımızı hala kaybetmediğimizi kanıtlamıştık.

“Hadi,“ dedim Osman ve Berk’e. “İşimiz var.“

Odaların yapımı devam ediyordu. Kaba inşaatı neredeyse bitirmiştik, şimdi en zor
kısma gelmiştik: Altyapı sistemleri.

Berk (makine mühendisi) ve Elif, sığınağın ana panellerinden yeni odalara giden
elektrik kablolarını döşemeye başladılar. Elif, işe geri dönerek kafasını
dağıtmaya çalışıyordu yine. Berk pratik zekasıyla kablo kanallarını duvarların
içine gizliyordu.

Ben ve Osman ise su ve drenaj sistemleriyle ilgileniyorduk. Yeni odalara temiz
su boruları çekiyor, kirli su çıkışlarını sığınağın altındaki gri su geri
dönüşüm tankına bağlıyorduk. Murat olmadığı için tesisat işleri yavaş
ilerliyordu ama Berk’in teorik bilgisi ve benim şantiye tecrübemle bir şekilde
hallediyorduk.

“Bu boruyu şuradan dolaştıracağız,“ dedi Berk, şemayı göstererek. “Yoksa basınç
kaybı olur, su yukarı çıkmaz.“

“Tamamdır usta,“ dedim boruyu anahtarla sıkarken. “Sen hesabı yap, ben sıkarım.“

Yeni odaların altyapısı şekilleniyordu. Elektrik kabloları çekiliyor, borular
döşeniyordu. Biz yerin altında yeni bir yaşam inşa ediyorduk. Lale bebek
toprakta uyurken, biz onun anısını yaşatmak için bu beton kalede daha da
güçleniyorduk.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi