Bölüm...
Adventure,Fantasy,Horror,Isekai

Bölüm 448

84.Kısım – 1864 (4)
Yazar: Sansanson Grup: Novel Gecesi Okuma süresi: 16 dk Kelime: 4.056



Çeviri: Sansanson
84.Kısım – 1864 (4)

‘Gizemli Entrikacı’ neden bu zamana kadar Hikâyemizi izlemişti?
 
“Cevap ver bana.”
 
O, Dış Tanrıların kralıydı ve kendi ‘Sonuç’unu görmüştü. Yani, beni ortadan kaldırmak isteseydi, büyük miktarda Olasılığa mal olsa bile bunu yapardı.
 
Ancak bunu yapmadı.
 
‘Gizemli Entrikacı’ şimdi Yoo Joonghyuk’a ve bana bakıyordu.
 
Bilinci o kadar derin ve kapsamlıydı ki, üzerinde [Bilge Okuyucunun Bakış Açısı]’nı kullansam bile onu anlayamazdım. Durum bu olabilirdi, ama en azından şu anda onu anlayabileceğimi düşündüm.
 
– Romanım Hayatta Kalma Yolları’ndan intihal edilmişse, o zaman sen neyden intihal edildin?
 
1863. turun Han Sooyoung’u bana bu soruyu sormuştu.
 
Cevabı bilmeme rağmen ona yanıt vermedim. Çünkü bunu kabul etmek istemiyordum.
 
1863. turda onun yarattığı dünya, bir bakıma benim yaşadığım hayattan çok daha tamdı. Orijinal romandaki herkes hayattaydı ve Seul, Son Senaryo ile başa çıkmak için gerekli altyapıya da sahipti.
 
O tablodaki tek eksik ‘Yoo Joonghyuk’du.
 
Bunun haksızlık olduğunu düşündüm. Ana karakteri çıkarılmış orijinalden kopyalanan dünyanın yanlış olduğunu düşündüm.
 
Belli kopyalar orijinali aşabilir.
 
Buna rağmen, Han Sooyoung’un yarattığı dünyadan gözlerimi alamıyordum. Yanlış olduğunu düşündüğümde bile. Çünkü onun hikâyesi benim de hedeflediğim unsurları barındırıyordu.
 
[Takımyıldızı Gizemli Entrikacı sana bakıyor.]
 
Birinin hayatı için de telif hakkı var mıydı?
 
Ama birinin hayatını ‘bir yazarın eseri’ olarak tanımlamak doğru muydu?
 
Kurtuluşun Şeytan Kralı.
 
Başka bir dünya çizgisinin başarısı uğruna hayatını sunan kişi, şimdi doğrudan bana bakıyordu. Bu dünyada ‘Sonuç’a tanıklık etme ‘hakkına’ sahip tek adam.
 
Öyle olsa bile, görmek istediği sonu göremedi. Böyle bir adam Yoo Joonghyuk’un [Kara Göksel Şeytan Kılıcı]’nı çıplak eliyle kavradı ve konuştu. Düzgün bir ‘Son’a ulaşamayan bir hikâye başarısız bir hikâye midir?
 
Kılıcın kestiği parmaklardan hikâyeler aktı. Yakından tanıdığım hikâyeler.
 
On yıldan fazla bir süredir okuduğum hikâye.
 
Bu dünyada gerçekten, dürüstçe ‘düzgün bir sonucun’ var olduğuna inanıyor musun?
 
Yoo Joonghyuk aceleyle [Kara Göksel Şeytan Kılıcı]’nı savurdu ve Entrikacı’nın siluetinin uzaklaşmasına neden oldu.
 
‘Kendine gel Kim Dokja. Şimdi bize ciddiyetle saldıracak.’
 
[Nitelik Şeytan Kral Avcısı etkinleşiyor!]
 
[Nitelik Yıldızların Dehşeti etkinleşiyor!]
 
Şeytan Kralları ve Takımyıldızlarını kesmek için yapılan kılıç feryat etmeye başladı.
 
[Hikâye Sonsuz Cehennem Manzarası uluyor!]
 
[Dev Hikâye Yalnız Kıyametin Yolcusu, hikâye anlatımına devam ediyor!]
 
Yalnızca kendi hayatıyla bir ‘Dev Hikâye’yi tamamlamış biri tam karşımızdaydı.
 
Krrrraaaang!
 
Yaklaşan Hikâye ile başa çıkamadık ve geri çekilmek zorunda kaldık. Islanmış pamuk gibi, tüm beden ağırlaşmıştı. Tongtian’ın suları altüst oldu ve nehrin dibi açığa çıktı.
 
Açığa çıkan dibi destek olarak kullandık ve kılıcı gökyüzüne doğru savurduk.
 
Göğü Yaran Kılıç Ustalığı.
 
Yıkım Tekniği.
 
Göğü Yaran Meteor Saldırısı.
 
Gökyüzüne saplanan yıldırım [Kara Göksel Şeytan Kılıcı]’nın ucundan fırladı. Düşen bir meteor yağmuru gibi gökyüzünü yaran çoklu kılıç ışıklarının üzerine bir Şeytan Kral ve bir Takımyıldızının yanı sıra bir Aşkının Statüleri eklendi.
 
Ve karşı taraf da kendi [Göğü Yaran Kılıç]’ını hareket ettirdi.
 
Kwoooom!
 
O da bizim sahip olduğumuz tekniklerin aynısına sahipti. İki özdeş meteor yağmuru havada çarpıştı ve devasa bir patlama çınladı.
 
Teknik aynı olduğunda, sonucu belirleyen şey ustalık ve Hikâyenin Statüsüydü.
 
[Dev Hikâye Yalnız Kıyametin Yolcusu, kendi hikâyesini hatırlıyor.]
 
Ne yazık ki, bu yönlerin hiçbirinde üstünlük iddia edemedik.
 
‘Kim Dokja!’
 
Yine de bu buradan geri çekileceğimiz anlamına gelmiyordu.
 
Hâlâ Sonsuz Cehennem Manzarası’nı çalıştırırken çaresizce diğer Hikâyeleri serbest bıraktım.
 
[Hikâye Dış Tanrıyı Öldüren, hikâye anlatımına başladı!]
 
Rakibimizin üstünlüğü elinde tutmasının sebebi iki nitelikti – ‘Şeytan Kral Avcısı’ ve ‘Yıldızların Dehşeti’. Bu durumda, ‘Dış Tanrı’ya karşı savaşmamızı sağlayan Hikâyenin zincirlerini çözmemiz gerekiyordu.
 
Kugugugugu!!
 
Bir Statü diğeriyle çarpıştı. Yoo Joonghyuk’un burnundan kan süzüldü. Ancak geri adım atmadı.
 
Sadece o değil, Hikâyeler bile bunu anlıyor gibiydi. Belki de şimdi hikâyelerini anlatmayı bırakırlarsa, tüm hikâyelerin tam burada duracağını biliyorlardı.
 
Faydasız.
 
Entrikacı’nın Statüsü hareket etti. Daha önce belirsiz dalgalanmalar hâlinde var olan Dev Hikâyenin aurası hızla değişiyordu. Dev bir şekle bürünmüş olan Yalnız Kıyametin Yolcusu, devasa avucuyla üzerimize baskı yapmaya başlamıştı.
 
Yoo Joonghyuk meydan okurcasına hırladı. “Bizim de Dev Hikâyelerimiz var!”
 
[Dev Hikâye Şeytan Diyarı’nın Baharı, hikâye anlatımına devam ediyor!]
 
[Dev Hikâye Miti Yutan Meşale, hikâye anlatımına devam ediyor!]
 
Dev Hikâyelerin dünyası gözlerimizin önünden aktı.
 
Şeytan Kral Seçimi sırasında Surya’ya karşı savaşan Şeytan Diyarı’nın Baharı.
 
‘Gigantomachia’yı deneyimlerken kazandığımız Miti Yutan Meşale.
 
Biri aslan, diğeri ejderha şeklini alan iki Dev Hikâye, devin avucunu ısırmaya, yırtmaya ve ona direnmeye başladı.
 
[41. turun Yoo Joonghyuk’u seni izliyor.]
 
[666. turun Yoo Joonghyuk’u seni izliyor.]
 
[999. turun Yoo Joonghyuk’u seni izliyor.]
 
‘Gizemli Entrikacı’nın içindeki sayısız Yoo Joonghyuk bu savaşı gözlemliyordu.
 
Zihnimde [666] ve [999]’u hatırladım. Orada bir yerde olmalıydılar. Entrikacı’nın kendisiyle birlikte, bu dünya çizgisinin başından beri beni izliyorlardı.
 
İki Yoo Joonghyuk arasındaki ateşli savaşı izliyor ve sarsılıyorlardı.
 
[Sahne Uyarlaması etkinleşiyor!]
 
Gökyüzü yarıldı, ardından ışık ve karanlık yeni bir ‘dünya’ yaratmaya başladı.
 
[Dev Hikâye Işık ve Karanlığın Mevsimi, hikâye anlatımına başladı.]
 
Işık ve Karanlığın Mevsimi bizim ‘Dev Hikâyemiz’di. Ama aynı zamanda Entrikacı’nın da Hikâyesiydi.
 
Ve bu Dev Hikâyede, Yoo Joonghyuk Entrikacı’ya yenilmişti.
 
Kazanamazsın.
 
Sahne Uyarlaması’nın etkileri mutlaktı.
 
Yenilgi tarihi sadece yeni bir yenilgi tarihi yaratmaya devam ederdi.
 
Beyaz ceket giyen bir adam gökyüzüne bakıyordu. Ve siyah ceket giyen adam o bakışla buluştu.
 
Entrikacı’nın gözleri titredi.
 
Şüphesiz, bu daha önceki aynı Yoo Joonghyuk’a karşı yapılan savaşın birebir aynısıydı. Yine de bir şeyler farklıydı. Entrikacı kendi ceketine baktı.
 
Siyahtı.
 
Ceketinin rengi zıttı.
 
Işık ve karanlık çarpışıyordu. Ve tek bir gözcü tüm hikâyeyi izliyordu.
 
Yoo Joonghyuk’un sağ kolunda inanılmaz bir Statü toplandı. Hangi tekniği kullanmayı planladığı açıktı.
 
Şu anki kendisinin çağırabileceği en büyük teknik: [Kayan Yıldız Kesişi].
 
Kıyamet Ejderhası savaşı sırasında Yoo Joonghyuk bu teknikle ‘Gizemli Entrikacı’yı yenmeyi başaramamıştı.
 
[Enkarnasyon Jung Heewon, Dev Hikâyedeki payını geçici olarak devretti.]
 
Çok da uzak olmayan savaş alanındaki <Kim Dokja’nın Şirketi>’nden herkes güçlerini bize katıyordu. Dev Hikâyede payı olan herkes şimdi bu savaşa katılıyordu.
 
[Enkarnasyon Han Sooyoung, Dev Hikâyedeki payını geçici olarak devretti.]
 
[Enkarnasyon Shin Yoosung, Dev Hikâyedeki payını geçici olarak devretti.]
 
[Enkarnasyon Lee Gilyoung, Dev Hikâyedeki payını geçici olarak devretti.]
 
<Kim Dokja’nın Şirketi>’nin her Hikâyesi Yoo Joonghyuk’un [Kara Göksel Şeytan Kılıcı]’nda toplandı. Hikâyesinin bu şekilde balon gibi büyüdüğünü gördükten sonra, ‘Gizemli Entrikacı’ da kendi Statüsünü dökmeye başladı.
 
İki aynı Yoo Joonghyuk olabilirlerdi ama yarattıkları Hikâyeler tamamen farklıydı.
 
Yoo Joonghyuk kimdir?
 
Sahip oldukları Hikâyeler bu sorunun cevabı gibi hareket ediyordu.
 
[Dev Hikâye Yalnız Kıyametin Yolcusu, hikâye anlatımına devam ediyor.]
 
‘Gizemli Entrikacı’nın Hikâyesi, birinci regresyon turu, ikinci regresyon turu, yüzüncü regresyon turu, ve hatta bininci regresyon turundaki Yoo Joonghyuk’tu. Yalnızca bir kişinin varlığının üst üste birikmesiyle oluşmuş bir Hikâye.
 
Tüm trajediler sıradanlaşmıştı ve yalnızca tek bir varlık devasa boyutlara ulaşmıştı.
 
Savrulan [Kara Göksel Şeytan Kılıcı]’ndan çıkan kılıç ışığı tam da bu Hikâyeye karşı durdu.
 
[Hikâye Yaşam ve Ölüm Yoldaşları, hikâye anlatımına devam ediyor.]
 
Yoo Joonghyuk’un yanıtı buydu.
 
[Hikâye Geçmiş ve Geleceğin Çocuğu, hikâye anlatımına başladı.]
 
Yoo Joonghyuk, Shin Yoosung’du.
 
[Hikâye Yıkımın Yargıcı, hikâye anlatımına başladı.]
 
O, Jung Heewon’du ve...
 
[Hikâye Sahte Kurtarıcı, hikâye anlatımına devam ediyor.]
 
O, aynı zamanda Han Sooyoung’du. Ve sonra…
 
[Hikâye Kurtuluşun Şeytan Kralı, hikâye anlatımına devam ediyor!]
 
Ve o, bendim.
 
Kwooooom!
 
[Kayan Yıldız Kesişi], Entrikacı’nın Dev Hikâyesi ile çarpıştı. Bu dövüş kelimenin tam anlamıyla bir kilitlenmedeydi ve bir anlık dikkatsizlik galibi pekâlâ belirleyebilirdi. Sahip olduğumuz her Hikâye güçlü bir şekilde öne atıldı. Ve sonra...
 
[666. turun Yoo Joonghyuk’u...]
 
Bu savaşın ortasında çok küçük bir değişiklik meydana geldi.
 
[362. turun Yoo Joonghyuk’u...]
 
Kulakları sağır eden bir kükreme koptu ve patlamanın etkisiyle nehir suyu soluk bir sis oluşturdu. Nehir suyu ardından üzerimize hücum etti ve Yoo Joonghyuk’un bedenini sürükledi. Bilinci bulanıklaşıyordu.
 
Yoo Joonghyuk’un yerine geçerek, Enkarnasyon bedenini yerinden oynattım ve yakındaki bir enkaz yığınına taşıdım.
 
Ancak daha yakından baktığımda, bunun normal bir enkaz parçası değil, ‘Dış Tanrıların’ cesetlerinden oluşmuş küçük bir ada olduğunu gördüm.
 
İşte o zaman bir ses duydum.
 
Seninle benim aramda tek bir fark var.
 
Nehir suyunun gri sisi çekilirken, açığa çıkan ceset adasının üzerine çöken ‘Gizemli Entrikacı’nın silueti kendini gösterdi.
 
Sen sadece şanslıydın, bense değildim.
 
Tıs-çat, çaçaçat!
 
Siyah ceketi darmadağınık bir hâldeydi. Bütün vücudunda kıvılcımlar dans ediyordu.
 
[1562. turun Yoo Joonghyuk’u...]
 
[1321. turun Yoo Joonghyuk’u...]
 
İçindeki ‘Yoo Joonghyuklar’ şimdi ona başkaldırıyordu. Entrikacı’nın iradesine uymayı reddediyorlardı.
 
[999. turun Yoo Joonghyuk’u 1864. turun sonunu görmek istiyor.]
 
Statüsü azar azar azalıyordu. Ve bedeni de kademeli olarak küçülüyordu. Şişkin kasları küçülüyor, boyu da kısalıyordu.
 
Çok geçmeden Statüsünü kaybeden ‘Gizemli Entrikacı’, bir çocuk figürüne dönüştü.
 
Sendeleyerek ayağa kalktım – Yoo Joonghyuk’un ayakları üzerine.
 
“Sen...”
 
Bir şey söylemek istedim ama sesim çıkmadı.
 
[Seyircilerin mutlak çoğunluğu savaşınız karşısında titriyor!]
 
[Seyircilerin bir kısmı...]
 
Kazandık.
 
Sayısız dolaylı mesaj yağdı ama hiçbiri kafama girmedi.
 
‘Gizemli Entrikacı’ bu adanın üzerinde tek başına oturmuştu. Yere saplanan [Göğü Yaran Kılıç] onu destekleyen tek şeydi.
 
[Kara Göksel Şeytan Kılıcı]’nı sıkıca kavrarken, temkinli bir şekilde ona yaklaştım.
 
Aynı Yoo Joonghyuk olmasına rağmen, neden bu kadar farklı bir hayat yaşamak zorundaydı? Neden bu adam tüm bu trajedilerin üstesinden tek başına gelmek zorundaydı?
 
[Dev Hikâye Yalnız Kıyametin Yolcusu, hikâye anlatımında bocalıyor.]
 
Hiç yoldaşı olmadığı için miydi?
 
Yoldaşlar...
 
[41. turun Yoo Joonghyuk’u sana karşı tetikte bekliyor.]
 
...Hayır, vardı.
 
Kesinlikle yoldaşları vardı.
 
Bedeninden çıkan ‘Kkoma Yoo Joonghyuklar’ tam orada duruyordu.
 
[HayırHayırHayırHayırHayırHayırHayır]
 
Kkoma Yoo Joonghyuk’lar şimdi korumacı bir şekilde onun etrafını sarıyordu. Ve sonra, ‘Dış Tanrılar’ o kkoma Yoo Joonghyuk’ların etrafını sarıyordu.
 
[TekBirTaneTekBirTaneTekBirTane]
 
‘Gizemli Entrikacı’nın yaşadığı tarih – yaşadığı ‘Hayatta Kalma Yolları’nın her parçası şimdi onu koruyordu.
 
[ÖldürmeonuÖldürmeonuÖldürmeonuÖldürmeonu]
 
Bunlar ‘Sonuç’a ulaşamadıkları için terk edilen hikâyelerdi.
 
Yoo Joonghyuk’un bedenini tekrar hareket ettirdim ve onlara doğru duruşumu alçalttım. Elimi uzattığımda, küçük Dış Tanrılardan biri uzatılan parmağı ısırdı. Isırılan parmağın ucunda al kan damlası oluştu.
 
Bu dünya çizgisinin yepyeni bir hikâye olduğu bir yalandı.
 
Şimdi bile, Yoo Joonghyuk’un hikâyesi – ‘Hayatta Kalma Yolları’ – henüz bitmemişti.
 
‘Kim Dokja’.
 
Bilincini geri kazanmış olmalıydı ki Yoo Joonghyuk benimle konuşmaya başladı.
 
Hemen cevap vermedim ve ‘Gizemli Entrikacı’ya yaklaşmak için Dış Tanrıları geçtim.
 
Şimdi bir çocuk formunda olan adam, Dış Tanrılarla çevriliyken bana bakıyordu.
 
Yoo Joonghyuk [Kara Göksel Şeytan Kılıcı]’nı sıkıca tuttuğumu gördü ve konuştu. ‘Pişman olacaksın.’
 
Hayır, olmayacağım.
 
Kılıcı sadece yavaşça kınına geri sokmak için kaldırdım.
 
Zaten sen de onu öldürmeyecektin.
 
Yoo Joonghyuk’un cevabı her zamankinden biraz daha geç geldi. ‘...Onu öldürsek bile, zaten yine regresyon geçirecek.’
 
Bunu söylüyor olsa bile, şu anda ne düşündüğü gayet açıktı. Bu trajediden zaten bıkmıştık.
 
[Birçok Takımyıldızı seni izliyor.]
 
[Birçok Takımyıldızı kararını anlayamıyor.]
 
Bu kararı bir Hikâye kazanmak uğruna vermedim. Ve bunun 1864 hayat süren bir hayata ufacık bir teselli bile sunmayacağını biliyordum.
 
Ama yine de...
 
“Gizemli Entrikacı.”
 
Seslendim ve bana baktı.
 
Bu dünya orijinal hikâyeden değişmiş olsa bile, bu dünya artık basit bir roman olmaktan çıksa bile... Bu adamın hikâyesi olmasaydı, bu dünya var olmazdı.
 
O olmasaydı, şimdiki Kim Dokja burada olmazdı.
 
Ona kesinlikle bir borcum vardı. Hiçbir şeyin ödeyemeyeceği bir borç.
 
“Bir kez yazılan bir cümlenin asla değiştirilemeyeceğini söylemiştin, değil mi? Buna katılmıyorum.”
 
Gerçekten de cümleler değiştirilebilirdi. Tıpkı ‘Hayatta Kalma Yolları’nın revize edilmiş versiyonlarının var olması gibi.
 
Benim Hikâyem çoktan sona erdi.
 
“...Eee, sonra?”
 
...Sonrası yok. Sona ermek bu anlama gelir.
 
“Bazı hikâyeler ancak sona erdikten sonra yeniden başlayabilir. Yaşadığım dünyada, hikâyesinin o yıl biteceğini defalarca söyleyen ama onu on yıldan fazla bir süre devam ettiren biri vardı.”
 
Ve işte o hikâye hayatta kalmama yardımcı olan şeydi.
 
“Hikâyenin beş yüzüncü bölümde biteceğini duymuştum ama farkına bile varmadan bini geçti ve ardından iki bininci bölümü aştı.”
 
...Söylemek istediğin şey ne?
 
“O hikâye 3149. bölüme kadar yazıldı... ama 3150. bölüm yazılmadı.”
 
Bir nokta koyulmuş olsa bile, bir sonraki cümle yazıldığı sürece hikâye devam ederdi.
 
‘Gizemli Entrikacı’ da bunun farkında olmalıydı. Çünkü o, hikâyesini oradaki herkesten çok daha uzun süredir anlatan bir adamdı.
 
Yüzümde bir tebessümle konuştum. “O hikâye şu anda bile hâlâ devam ediyormuş gibi geliyor. Ve belki de gerçekten devam ediyordur. Rahatladım, aslında.”
 
Sen...
 
“Çünkü ben bir Takımyıldızıyım.” Entrikacı’nın ifadesi sertleşirken, soğuk bir sesle başka bir şey daha ekledim. “Takımyıldızları böyle yaratıklardır.”
 
Sözlerimin onu incitme ihtimali olsa bile, bu seçtiğim cevaptı. Onu küçük düşürmemenin tek yolu buydu.
 
Gizemli Entrikacı’nın gözleri doğrudan bana dikilmişti. ...Senin gördüğün o hikâye... Cılız, öfkeli sesi bana yönelmişti. ...Ölümünle sonuçlanacak. Sana hayal edilebilecek en kötü sonucu gösterecek. Ve Nebulan için de...!
 
“Fark etmez.”
 
Burada söylediğim şeyin sorumsuzluk olarak görülebileceğini biliyordum. Küçük kefaret girişimimin diğer herkes için anlatılamaz acılar ve talihsizlikler getirebileceğini biliyordum. Bunu biliyordum.
 
Yine de şu anda yapabileceğimin en iyisi buydu.
 
“Bu her gerçekleştiğinde, savaşmak için elimden geleni yapacağım.”
 
Entrikacı’nın ifadesi değişiyordu – benim yapamayacağım bir ifadeye. Uzak evrenin sonlarını analiz ederken takınılan türden bir ifade. Bu tür bir ifadeyle savaş alanını taradı.
 
Savaş alanına yağan yağmur durmuştu ve Cennetin Dengi Büyük Bilge’nin çağırdığı fırtına bulutları çekiliyordu.
 
‘Göksel Dünyalara Karşı Büyük Savaş’ sona eriyordu.
 
<İmparator>’un düşen Takımyıldızları Büyük Bilge’ye ve Yogoe’lere bakıyordu. Yüzlerine kalın bir şekilde çizilen yenilgi hissi, bana bugünün kazananının kim olduğunu söylüyordu.
 
[Şu anda, Hikâye odası Emekli SSSSS-dereceli Sun Wukong Oldumkutsal metinlere sahip.]
 
[Kutsal metinler bir saat boyunca korunursa senaryo otomatik olarak sona erecektir.]
 
[Senaryonun bitmesine şu anda on saniye kaldı.]
 
Sonunda uzun senaryo sona eriyordu.
 
<Yıldız Akışı>’nın göz kamaştırıcı derecede parlak gökyüzüne baktım. Son Senaryo’yu kontrol edecek olan ‘Yüce Dokkaebiler’ oradaydı, dik dik bana bakıyorlardı.
 
[Senaryo sona erdi.!]
 
[Hikâye odası Emekli SSSSS-dereceli Sun Wukong Oldum senaryoyu kazandı!]
 
İnanılmaz miktarda ödül ödemesini duyuran parlak mesajlar ve Takımyıldızları tarafından gönderilen tebrik sözleri yağdı ve yukarıdaki gökyüzünü kapladı.
 
Elinde ‘kutsal metinler’i sallayarak bana doğru hızla koşan Shin Yoosung’u fark ettim, Biyoo başının üstünde duruyordu.
 
Metinlerin başlığı şöyleydi:
 
Emekli SSSSS-dereceli Sun Wukong Oldum.
 
“Ahjussi!”
 
[İlgili senaryodaki Dış Tanrı payı devasa!]
 
[<Yıldız Akışı> Dış Tanrılar’ın varlığını kabul ediyor.]
 
[Dış Tanrılar artık senaryolara resmen katılabilir!]
 
(Aralarına eşlik eden göz kamaştırıcı ışık huzmeleriyle, Yogoe’lerin hepsi havaya yükseldi.)
 
(Sun Wukong’u merkezleri alarak etrafında toplanan Yogoe’ler, tek bir koloni gibi göklere doğru uludular.)
 
Çığlıklarını duydum.
 
(Yabancı bir ülkeden gelen bir şarkı gibiydi.)
 
Enkarnasyon Bedenimi taşırken el sallayan Jung Heewon’u fark ettim. Yanlış duymuş olabilirim ama “Sonunda seni yakaladım” gibi bir şey söylediğini sandım.
 
Sırada, artık ‘Sakyamuni’nin Halefi’ olan Yoo Sangah’ı ve hâlsiz düşmüş Lee Gilyoung’u taşıyan Jang Hayoung’u gördüm.
 
Yanımda duran ‘Gizemli Entrikacı’nın da aynı manzarayı izlediğini gördüm.
 
(‘Batı’ya Yolculuk’ burada sona erecek.)
 
Bir senaryo sona erdi ama hikâye devam etti. Ancak o hikâyenin bile bir sonu olacaktı.
 
[Yeni bir Dev Hikâye edindin!]
 
[Gizli Senaryo – Tek Bir Hikâye’nin dördüncü koşulunu kısmen tamamladın!]
 
Ve böylece, böylesine sessizce...
 
[Dev Hikâyen Sonuç’un ilk yarısını tamamladı!]
 
Bu dünyanın sonunu müjdeleyen bir mesaj duydum.
 
[Nebulan Son Senaryo’ya girme hakkı kazandı.]

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi