Bölüm 9
Rüzgar Geçidi’ndeki ezici zaferin ardından, Karaçam Kalesi ile Kızılcevher Madeni arasındaki koridor tamamen Kaelen’in kontrolüne geçmişti. Kaelen, maden kasabasındaki eski yönetim binasını geçici karargahı haline getirdi. Masasının üzerinde, Vexia’nın çizdiği yeni simyasal tesis planları ve Elara’nın getirdiği askeri haritalar duruyordu.
Kaelen, sadece askeri fetihlerin bir devleti ayakta tutmaya yetmeyeceğini çok iyi biliyordu. Gerçek bir hegemonya, fethettiği topraklara kendi nizamını ve kanunlarını dayatmalıydı. Zihnindeki mavi ekranı açtı.
[Mevcut Mutlak Otorite Puanı: 1050]
Sistem mağazasının “Kanunlar ve İdari Yapılanma“ sekmesine girdi. Sistem, sadece askeri yıkımı değil, kurulan toplumsal düzenin kalitesini de puanlıyordu. Kaelen, kendi imzasını taşıyan ilk mutlak kanunları (Hegemonya Nizamnamesi) sisteme kaydetti:
1* Köleliğin Kaldırılması: Karaçam sınırları içindeki her tebaa özgürdür. Ancak her birey, yeteneklerine göre tahtın belirlediği üretim veya askeri görevlerde çalışmakla yükümlüdür.
2* Evrensel Temel Eğitim: Sınıf farkı gözetmeksizin tüm tebaanın çocuklarına okuma-yazma, temel simya kuralları ve askeri disiplin eğitimi verilecektir.
3* Merkezi Kaynak Yönetimi: Çıkarılan tüm madenler ve üretilen gıdalar doğrudan tahtın kontrolündedir; adil dağıtım bizzat hükümdar tarafından denetlenir.
Kanunların duyurulmasının ardından, binanın kapısı açıldı ve Vexia ile Elara içeri girdi. İki kadın da Kaelen’in etrafında eskisinden çok daha ağır, adeta yerçekimini bükülen o mutlak hükümdar aurasını hissedebiliyordu.
Vexia heyecanla öne çıktı. “Lordum, madencilerin çocukları arasından seçtiğim ilk on adaya simyanın temel prensiplerini öğretmeye başladım. Sizin getirdiğiniz bu zorunlu eğitim sistemi, Başkent’teki büyücü loncalarının o kibirli tekelini tamamen kıracak!“
Elara ise gölgelerin arasından süzülerek Kaelen’in masasına yaklaştı. Ametist gözlerinde her zamankinden daha ciddi bir ifade vardı. “Lordum, Rüzgar Geçidi’nde kullandığınız o muazzam yerçekimi anomalisini sadece Başkent hissetmedi. Sınır komşumuz olan Fısıltı Ormanı’nın Kadim Elfleri de bu kozmik dalgalanmayı fark etti. Ormanın derinliklerinden gelen bir elçi heyetinin sınırımızı geçmek üzere olduğunu tespit ettim. Başlarında, gümüş zırhlı kibirli bir Elf Başrahibesi var.“
Kaelen’in dudaklarında hafif, alaycı bir gülümseme belirdi. Elfler, kendilerini doğanın ve sihrin mutlak hakimi sanan kibirli varlıklardı. Ancak Kaelen’in sisteminin ve kozmik gücünün yanında, onların kadim büyüleri sadece çocuk oyuncağı kalacaktı.
“Onları karşılayacağız,“ dedi Kaelen yavaşça ayağa kalkarak. “Ama müttefikler olarak değil; tahtımızın önünde diz çökecek yeni tebaalar olarak.“
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.