Bölüm...
Action, Adventure, Dark Fantasy, Demons, Drama, Epic, Fantasy, Harem, Magic, Martial, Mecha, Military, Mystery, Novel, Sci_fi, Supernatural, Superpower, Tragedy, Villainess, War

Bölüm 20

İç Saray’ın Taç Giyme Töreni
Yazar: ZenZowske Grup: : Novelci Okuma süresi: 6 dk Kelime: 1.536

Işık Şehri’nin düşüşünün üzerinden tam bir ay geçmişti. Aethelgard kıtası, tarihindeki en büyük, en kanlı ve en hızlı fetih hareketine şahit olmuş; binlerce yıldır birbirleriyle savaşan elfler, insanlar, karanlık kültler ve kutsal tarikatlar tek bir sancağın altında birleşmişti. Kaelen Vane’in sancağı altında.

Başkentin silueti bu bir ay içinde Kaelen’in sistem destekli iradesiyle tamamen baştan yaratılmıştı. Kutsal Işık Krallığı’nın o göz alıcı, kibirli beyaz mermerleri ve altın kubbeleri sökülmüş; yerlerini gökyüzünü delen simsiyah basalt kuleler, gölge çeliğiyle güçlendirilmiş surlar ve gece gündüz hiç sönmeden çalışan devasa simya fabrikalarının mor dumanları almıştı. Kaelen’in kurduğu bu yeni imparatorluk düzeni, sıradan bir fethin ötesine geçerek; modern teknolojik kavramları, seri üretimi, rasyonel politikaları ve acımasız bir bürokrasiyi ortaçağ benzeri bu fantastik dünyaya kusursuz bir şekilde entegre ediyordu.  

Kaelen, Büyük Katedral’in kalıntıları üzerine inşa ettirdiği yeni ve devasa taht odasında, siyah basalt tahtına uzanmış bir şekilde oturuyordu. Taht odasının tavanı yoktu; doğrudan uzayın dondurucu karanlığına ve yıldızlara açılan, Kaelen’in boyutsal bir anomaliyle yarattığı şeffaf bir kubbeyle örtülüydü.

Kaelen, gözlerini kapatıp zihnindeki Hegemonya Arayüzü’nü açtığında, sistemin bugüne kadar gördüğü en büyük güncellemeyi tamamladığını fark etti.

[Kazanılan Mutlak Otorite Puanı: +100.000]
[Mevcut Mutlak Otorite Puanı: 116.700]

Kaelen dudaklarında hafif, soğuk bir tebessümle arayüzü izledi. Aethelgard kıtasındaki herkes onun ulaşabileceği en büyük güce ulaştığını, artık sadece rahat bir saltanat süreceğini sanıyordu. Oysa Kaelen için bu koca kıta ve milyarlarca tebaa, sadece daha büyük bir savaşın, kozmik bir oyunun başlangıç aşaması, basit bir “eğitim“ seviyesiydi.

Taht odasının devasa kapıları, dışarıdaki muhafızların ağır adımlarıyla iki yana açıldı. İçeriye, imparatorluğun kaderini belirleyecek olan o tarihi taç giyme töreni için seçilmiş üç kadın girdi. Kaelen, sadece toprakları ve orduları fethetmekle kalmıyor, aynı zamanda bu dünyanın en güçlü, en zeki ve en tehlikeli kadınlarının kalplerini ve mutlak sadakatlerini de eşsiz bir güçle kendi yörüngesine hapsediyordu.

En önde, Fısıltı Ormanı’nın Yüksek Elf Rahibesi Lyra yürüyordu. Üzerinde eskisi gibi sade bir doğa cübbesi değil, Kaelen’in imparatorluğuna yakışır şekilde gölge çeliği iplikleriyle dokunmuş, hatlarını kusursuzca saran gümüş rengi bir zırh-elbise vardı.

Hemen yanında, kızıl saçlarını kristal bir tokayla toplamış olan Vexia ilerliyordu. Vexia’nın gözlerinde sadece simyasal dehanın değil, aynı zamanda bu devasa gücün hemen sağında yer alma arzusuyla yanan amansız bir rekabetin ateşi parlıyordu.

Ve gölgelerin içinden, adeta karanlığın ta kendisinden dokunmuş gibi duran bir ipek pelerinle Elara süzülerek onların yanına katıldı. Ametist gözleri, tahttaki Kaelen’den bir saniye bile ayrılmıyordu.

Üç kadın da tahtın basamaklarının önünde aynı anda diz çöktü. Taht odasındaki o ağır, yerçekimini büken kozmik baskı, onların ruhlarındaki o fanatik boyun eğme içgüdüsünü her nefeste daha da körüklüyordu. Hepsi, Kaelen’in bugün kimi “İmparatoriçe“ seçeceğini, o eşsiz tahtın tek ortağı olarak kimi yanına alacağını merak ediyor, kalpleri göğüs kafeslerini kıracakmış gibi atıyordu.

Kaelen, tahtından yavaşça doğruldu. Sesi, odanın her köşesinde yankılanan bir ölüm fermanı kadar netti.

“Aethelgard kıtası artık tamamen benim irademin bir uzantısıdır,“ dedi Kaelen, dondurucu bakışlarını üç kadının üzerinde gezdirerek. “Siz üçünüz, bu fethin en keskin kılıçları oldunuz. Kibrinizi yıktınız, zayıflıklarınızı ezdiniz ve benim kurallarıma mutlak bir itaatle bağlandınız. Bugün, imparatorluğumun İç Saray’ını ve idari kadrosunu sonsuza dek mühürlüyorum.“

Kadınlar nefeslerini tuttu.

“Lyra,“ dedi Kaelen. Elf başrahibesi heyecanla başını kaldırdı. “Seni ’Batı’nın Mutlak Hanımı ve İmparatorluk Flora Komutanı’ ilan ediyorum. Tüm kıtanın tarımı, ormanları ve şifa orduları senin emrinde olacak. Milyarlarca tebaamın açlık çekmemesi senin ellerinde.“ Lyra, gözyaşları içinde alnını mermere değdirerek bu devasa onuru kabul etti.

“Vexia.“ Kızıl saçlı simyager öne atıldı. “Sen, ’Doğu’nun Mutlak Hanımı ve İmparatorluk Savaş Makineleri Başmühendisi’sin. Gölge çeliği fabrikaları, simya atölyeleri ve ağır silahların üretimi tamamen sana ait. Benim ordularımın yıkım gücü, senin zekanın sınırlarıyla belirlenecek.“ Vexia’nın yüzünde gurur dolu bir gülümseme belirdi; Kaelen’in dehasına hizmet etmek onun en büyük tatminiydi.

“Elara.“ Gölgelerin hanımı dikkatle Kaelen’e baktı. “Sen, ’Gece’nin Mutlak Hanımı ve İmparatorluk İstihbarat Diktatörü’sün. Kıtanın her bir köşesindeki gölgeler senin gözlerin olacak. Bize karşı atılacak her adımı daha zihinlerdeyken keseceksin.“ Elara, fanatik bir bağlılıkla başını eğdi.

Ancak üç kadın da bir şeyin eksik olduğunu fark etmişti. Kaelen, devasa unvanlar ve kıtanın yönetimini onlara vermişti ama hiçbirini “İmparatoriçe“ ilan etmemişti.

Vexia, cesaretini toplayarak titreyen bir sesle sordu: “Yüce Lordumuz... Lütfen cüretimi bağışlayın ancak... Kozmik Taht’ın hemen yanındaki o boş koltuğa, İmparatoriçelik makamına kimi layık görüyorsunuz?“

Elara ve Lyra da nefeslerini tutmuş, bu sorunun cevabını bekliyorlardı. Aralarındaki o ince entrika ve güç rekabeti, Kaelen’in vereceği tek bir kelimeyle ya sona erecek ya da bir kan davasına dönüşecekti.

Kaelen yavaşça merdivenlerden aşağı indi. Üç kadının tam önünde durduğunda, etrafındaki kozmik enerji o kadar yoğundu ki, odadaki ışık bile onun etrafında bükülüyordu.

“İmparatoriçe mi?“ diye fısıldadı Kaelen. Sesinde hem bir alay hem de evreni titretecek bir ciddiyet vardı. “Siz, Aethelgard kıtasını fethettiğimiz için oyunun bittiğini mi sanıyorsunuz?“

Kaelen sağ elini yavaşça uzaya açılan o şeffaf kubbenin altındaki boşluğa doğru uzattı. Zihnindeki sistem arayüzünde biriken 100.000 puanın tam yarısını tek bir saniyede harcadı.

“Boyutsal Yırtılma. Aktif et.“

Taht odasının tam ortasında, uzayın dokusu büyük bir çatırtıyla paramparça oldu. Gerçekliğin kumaşı yırtılarak, mor ve altın rünlerle çevrili, etrafına muazzam bir enerji dalgası yayan devasa bir geçit açıldı. Geçidin içinden, Aethelgard kıtasındaki en güçlü büyücülerin bile hayal edemeyeceği kadar yoğun, yabancı ve vahşi bir mana akıntısı sızmaya başladı. Bu, bambaşka bir evrenin, çok daha acımasız ve kozmik savaşların döndüğü yeni bir dünyanın kapısıydı.

Üç kadın, açılan bu devasa boyut kapısının yaydığı o akıl almaz güç karşısında dehşet ve huşu içinde gerilediler.

Kaelen, ellerini arkasında birleştirerek boyut kapısına doğru döndü. Pelerini, o yabancı evrenden esen rüzgarla dalgalanıyordu.

“Ben bir kıtanın kralı değilim. Ben kozmik bir hegemonum,“ dedi Kaelen, başını arkasındaki üç güçlü kadına çevirerek. “İmparatoriçe tacı, bu eski ve zayıf kıtada yaptığınız hizmetlerle kazanılmayacak. O tacı, benim için bu yeni evreni fetheden, benim sancağımı o boyutun tanrılarının kalbine diken kişi takacak.“

Bu sözler, Elara, Vexia ve Lyra’nın ruhlarında adeta bir nükleer patlama etkisi yarattı. Kaelen, onlara sadece bir unvan veya aşk sunmuyordu; onlara, evrenleri boyun eğdirecek sonsuz bir amaç, asla sönmeyecek amansız bir hırs ve kendi sınırlarını paramparça etmeleri için yepyeni bir kozmik savaş vaat ediyordu. Üç kadının gözlerindeki o rekabet ateşi, artık küçük bir kıtanın siyasi entrikalarından sıyrılarak boyutlar arası bir savaşa evrilmişti. Onlar, bu yenilmez tanrının gözdesi olmak için yeni dünyaları yakıp yıkmaya dünden hazırdı.

Kaelen, boyut kapısından içeri adımını attı. “Sarsılmaz Lejyon’u hazırlayın,“ emri taht odasında yankılandı. “Kanunlarımızı evrenin geri kalanına taşıma vakti geldi.“

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi