Bölüm...
Action, Adventure, Comedy, Dark Fantasy, Fantasy, Magic, Monster, Novel, Shounen

Bölüm 22

Zirvede Yarış: Hayato, Kaminari’ye Karşı
Yazar: KERIM_KAKOSHI Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 13 dk Kelime: 3.134

Ve nihayet, Hayato’nun bulunduğu grupta hareketlilik başladı. Demir duvar yavaş yavaş yukarı doğru açılırken gerilim artıyordu. Sadece parkurdaki grupta değil, izleme salonunda da basınç bir anda yükselmişti...

Ancak grup arkadaşlarının ve izleyicilerin aksine, bizim “oyun manyağı“ her zamanki gibi kendi dünyasındaydı: Demir duvarın hemen önündeki yere bakıyor ve bir şeyler sayıyordu... Bunun yarışla ilgili olmadığını gayet iyi biliyordum. Muhtemelen start çizgisindeki hat ilgisini çekmişti; çünkü “Büyü Yarışları“ndaki çizgiye çok benziyordu.

“Yine kendi halinde...“ Diye iç çektim.

Ama aniden demir duvar, geçilebilecek kadar yükseldiği anda odada bir toz bulutu koptu ve her yeri kapladı. Ne olduğunu tam olarak göremeden diğer ekrandaki sahne değişti ve Kaminari’nin tüm hızıyla ileri atıldığını gördük.

Salondaki herkes bir anda şaşkınlığa uğradı; hayranlık çığlıkları tüm salonu doldurdu.

“Bu ne hız!“, “Resmen arkasında bıraktığı tozu yutturdu rakiplerine!“ gibi sesler yükseliyordu. Rakibimiz olsa bile ona hayran kalmamak elde değildi; gerçekten çok hızlıydı. Tıpkı bir yıldırım gibiydi: Sadece hızlı koşmuyor, keskin hamlelerle yoldaki tüm engellerden sıyrılıyordu. Sadece hedefine odaklanmış, her şeyin yanından süzülüp geçen bir oka benzetilebilirdi.

— Müthiş bir hız. Daha ne kadar böyle koşabilir ki? — dedi Rikuto aniden öne eğilerek. O an Rikuto sanki Kaminari’yi gözleriyle analiz ediyordu.

— Ekranlar bile ona yetişemiyor, — diye onayladı Renta.

— Şunun tipine bakın, ne hale gelmiş! — diyerek güldü Ginto birden.

— Yüksek hızdan dolayı Ginto-san. Yüzünde deriyi o hızda sabit tutacak kadar güçlü kaslar yok, bu yüzden böyle bir görüntü oluşuyor, — diye açıkladı Tsukuya.

«Yine kendi havalarındalar,» diye düşündüm.

Kaminari’nin o göz kamaştırıcı startından sonra ekranlar nihayet diğer katılımcıları da göstermeye başladı. Şaşırtıcı bir şekilde Hayato sonuncu sıradaydı; ancak önündeki üç kişiyi ve Kaminari’yi yakalamaya çalışıyordu.

— Eğer Hayato bu tempoda devam ederse kaybedecek, — dedi Rikuto gergin bir sesle.

— Endişelenme, o sadece... — Sözümü bitiremeden Hayato aniden hızlanmaya ve diğer katılımcıları bir bir geçmeye başladı.

— ...henüz hızını alamadı, — diye devam ettim gülümseyerek.

Hayato çocukluğundan beri böyleydi. Bir işe odaklanıp ciddileşmesi hep zaman alırdı. Durum ancak içinden çıkılmaz bir hal aldığında gerçek gücünü gösterirdi. Ve işte, zafer tehlikeye girip de herkesin gerisinde kaldığında nihayet Hayato uyanacak ve...

Birinci olacaktı.

Sözlerimden sonra Hayato herkesi geçmeye ve hızlanmaya devam etti. Kısa süre sonra insanlar ona hayran hayran bakmaya başladı; çünkü Hayato da Kaminari gibi tüm engellerden sıyrılıyordu ama bunu diğerlerinden çok daha akıcı ve estetik bir şekilde yapıyordu. Kulağa garip gelse de durum buydu. Her bir kişiyi geçişinde elleriyle garip hareketler yapıyordu. Bildiğim kadarıyla bunlar “Magmaga“ oyunlarındaki tepkilerdi.

— Size de Hayato sanki koşmuyor da kayıyor gibi gelmiyor mu? — diye sordu Renta bize dönerek.

— Öyle görünüyor çünkü etraftaki yer şekillerini kullanıyor, — dedi Rikuto, Hayato’nun hızlanmak için yoldaki engelleri nasıl stratejik olarak kullandığını göstererek.

— Bu oyun bağımlısı kaç kilo ki bu hareketleri bu kadar hafifçe yapabiliyor? — diye sordu Ginto bana dönerek.

— Mesele kilo değil... Mesele hız. Daha dikkatli bak, — dedi Renta, Hayato’nun bir mızrak kullanarak nasıl öne fırladığını gösterirken.

— Şimdi mızrak kırılacak, — dedi Renta ve sözlerinin hemen ardından mızrak gerçekten kırıldı.

— Ooo, — dedi Ginto şaşırarak. Ben de onaylarcasına başımı salladım.

Onların konuşmalarını dinlerken bana sadece kuzenimle gurur duymak ve mağrur bir şekilde gülümsemek kalıyordu.

— Görünüşe bakılırsa bu yarışı izlemekten gerçekten keyif alıyorsun Akira, — diye güldü Renta gülümsememi görünce.

— Ben mi?! — diye şaşırdım.

Hepsi başıyla onayladı.

— Eh, bilirsiniz. Hayato’yu kundaktan beri tanırım, beraber büyüdük. Potansiyelini bildiğim için onun böyle geliştiğini görmek bana keyif veriyor, — dedim ve herkes gülümsedi.

— Sadece, RiK Sınavı’nı geçmekteki temel amaçlarından birinin “Magmaga“ oyununu satın almak olması biraz üzücü, — diye mırıldandım son olarak. Hepsi kahkahayı bastı.

— Her zamanki hali işte, — dedi Renta gülerek.

— Beyler, çene çalmayı bırakın da bakın, Hayato ekranda Kaminari ile yan yana göründü! — diye bağırdı Ginto.

Gerçekten de Hayato ona yetişmişti. Ve nihayet Hayato, Kaminari’yi fark ettiğinde gözlerinde uzun zamandır görmediğim o büyük heyecanı gördüm. Ve aniden Hayato, Kaminari’yi görür görmez ekranların görüş açısından kayboldu.

“Gördünüz mü, demiştim size Kaminari’yi görünce korkup kaçacak!“ diye bir ses duyuldu kalabalıktan, etrafındakiler de ona güldü. Ancak bir saniye sonra Kaminari’nin olduğu ekranda o belirdi.

Hayato sol eliyle Kaminari’ye yapışmıştı. Ekranda aynı anda iki duygu okunuyordu: Hayato’nun coşkusu ve Kaminari’nin şaşkınlığı. Sonunda Hayato ona yetişmişti!

O anda salonda büyük bir gürültü koptu; şaşkınlık ve hayranlık sesleri birbirine karışıyordu. Az önce Hayato’nun korktuğunu söyleyen çocuk şoktan yere çökmüştü. Salondaki herkes tek bir kişiye bakıyordu. Hayato’ya. Çünkü Hayato o an imkansızı başarmıştı: Yıldırımın kendisine yetişmişti.

Ancak bu zafer anımızı sert bir ses böldü.

— Yetişmek, geçmek anlamına mı gelir sanıyorsunuz? — Arkadan bir ses gelmişti. Herkes o yöne baktı.

— Ona bakın, Kaminari’ye yetişmiş olsa bile onu geçemiyor, — diye devam etti ses. Konuşanın Sorato olduğunu hemen anladım. Yine kalabalığın merkezinde oturmuş, etrafındaki atmosferi yönetiyordu.

Ama haklıydı. Hayato yetişmişti ama onu geçemiyordu. Kaminari’ye tutunmuş olması, onu geride bırakacağı anlamına gelmiyordu.

— Evet, Hayato hızlı ama anlaşılan Kaminari’yi durdurmaya gücü yetmeyecek, — dedi Ginto kendini tekrardan koltuğun sırtına yaslayarak.

Herkes sustu. Durum değişmiyordu: Hayato ve Kaminari aynı tempoda koşmaya devam ediyor, birbirlerinin öne geçmesine izin vermiyorlardı. Ancak tam yarışın böyle biteceği sanılırken Kaminari aniden yavaşlamaya başladı.

— Ona ne oluyor böyle?! — Tsukuya ve Ginto aynı anda yerlerinden fırladılar.

— Görünüşe bakılırsa Hayato’nun baskısı işe yaradı? — diye gülümsedi Rikuto.

— Yan yana koştukları tüm bu süre boyunca hızları aslında düşüyordu ama önemli bir detay vardı. Hayato başından beri Kaminari’ye baskı yapmayı hiç bırakmadı. Fiziksel olarak onu sürekli itiyor ve tutuyordu, — dedi Renta hayranlıkla.

Gerçekten de Hayato’nun taktiği tutmuştu. Kaminari, Hayato’nun temposuna dayanamamıştı. Şimdi Hayato, Kaminari’den kurtulmuş ve tekrar hızlanmaya başlamıştı; o meşhur taktiğiyle çevredeki yer şekillerini kullanıyordu.

Ama tam Hayato sıçramak üzereydi ki, ayağının hemen yanından bir kılıç geçti. Hayato ucu ucuna sıyrılıp yere inmeyi başardı. Ama şimdi Kaminari yanındaydı ve arkadan Hayato’ya fırlatılan o kılıcı yakalamıştı.

— Hileciye bak! Kılıç kullanıyor! — diye bağırdı Tsukuya.

— Zafer için kirli yöntemlerden bile çekinmiyor, — dedi Ginto yumruğunu sıkarak. Yüzünde gergin bir gülümseme belirtmişti.

Kaminari kılıcı tutup Hayato’ya savurdu. Hayato ise tekrar yukarı sıçrayarak darbeden kaçmayı başardı. Ancak Kaminari sanki bunu bekliyormuş gibi, hiç arkasına bakmadan ileri fırladı. Sonuç olarak Kaminari birinciliği geri almıştı...

— Hay aksi, bu Kaminari bilerek alçaktan vurdu ki Hayato’yu tekrar zıplamaya zorlasın, — dedi Rikuto yumruklarını sıkarak.

— En kötü ihtimalle Hayato zıplayacak ve yavaşlayacaktı. En iyi ihtimalle ise ayağı sakatlanacaktı. İki durum da Kaminari’nin işine gelirdi, — dedi Renta ciddi bir sesle.

Rikuto ve Renta’nın sözlerine tepki veremeden, Kaminari’nin olduğu ekranda gökyüzünden bir kılıç daha belirdi ve tam Kaminari’nin yanına saplandı. Kaminari kılıcın kendisine çarpmayacağını bilse de bir anlığına dikkati dağılmıştı. Ve bu anlık duraksama Hayato için yeterliydi; bir saniye sonra Hayato kılıcın yanında belirdi ve kabzasını kavradı. Kavradığı gibi Kaminari’ye doğru savurdu.

Sanki roller değişmişti.

Çelik çeliğe çarptığında çıkan kıvılcımlar koşanların yüzlerini bir anlığına aydınlattı. Artık ekranda iki hız ustası, Hayato ve Kaminari, kılıçlarıyla çarpışıyordu.

— Neler oluyor böyle be! — diye bağırdı Ginto coşkuyla.

— Hızları etkileyici. Ama daha korkutucu olanı tepki hızları; her ikisi de muazzam düzeyde, birbirlerine açık vermiyorlar, — dedi Rikuto hayranlıkla.

— Bastır Hayato-san! — diye bağırmaya başladı Tsukuya.

— Hey Akira. Yoksa sen ve Hayato bu zamana kadar bizden böyle bir potansiyeli mi saklıyordunuz? — diye gülümsedi Renta bana bakarak.

— Hiçbir şeyi saklamadık, — dedim gururla. — Her şey gözünüzün önünde, — diye devam ettim gülümseyerek.

— Haklısın valla! — diye güldü Renta.

Biz konuşurken arkadaki kalabalık hayranlık ve şaşkınlık içinde bağırmaya devam ediyordu. Ekranda kılıç düellosu sürüyordu. Ne Hayato ne de Kaminari bir adım bile geri atmıyordu. Kılıç savurma hızları etkileyiciydi ama her ikisi de yavaşlamıştı. Yorgunluk artık kendini hissettiriyordu.

— Sadece kılıçla dövüşmüyorlar, aynı zamanda koşuyorlar ve engellerden kaçıyorlar, — dedi Tsukuya panikle.

— Bu bir dayanıklılık savaşı. Tek bir hata ve en iyi ihtimalle yarışta ikinciliğe düşersin, — dedi Rikuto.

Tam bu durumun daha fazla süremeyeceğini düşünürken Kaminari yerdeki bir asaya takıldı ve neredeyse düşüyordu. Ama son anda kılıcını fırlatarak duvardaki bir çekicin ipini kesti; çekiç bir anda duvardan fırlayıp doğrudan Hayato’nun üzerine savruldu. Tam o an gardını düşüren Hayato, üzerine çılgınca bir hızla gelen çekice bakakaldı.

— Hayato! — Aniden yerimden fırladım. İçimi aniden bir korku kaplamıştı.

Bir an sonra çekiç doğrudan Hayato’ya çarptı; Hayato birkaç metre geriye savruldu ve Kaminari’nin biraz gerisinde yere yığıldı. Salondaki herkes ayağa kalktı.

— Hayato! — Ginto’nun sesi duyuldu.

— O iyi, değil mi?! — diye paniğe kapıldı Tsukuya.

Renta, ben ve Rikuto tek bir kelime bile edemiyorduk. Bu bir sınav olsa da engeller gerçekti. Bu sınavda ağır yaralananlar olduğunu biliyorduk. O an her şey sustu sanki; Hayato’nun başına kötü bir şey gelmiş olabileceği düşüncesiyle paniğe kapıldım...

Derken Renta omzumu tuttu.

— Bak Akira, ayağa kalktı! — diye bağırdı. Arkamdan çığlıklar yükseldi.

“Hadi canım, o çekiç darbesinden sonra mı!“, “Bu çocuk terminatör mü ne!“

Ekranda Hayato’nun ayağa kalktığını ve neredeyse kırılmış olan kılıcı bir kenara fırlattığını gördük.

«Yoksa o...» diye düşünürken çocuklar benden önce davrandı.

— Yoksa o çekicin darbesinden hemen önce kılıcı siper mi etti! — diye bağırdı Tsukuya.

— Dâhice, — dedi Rikuto hayrani bir sesle.

— Darbeden önceki o milisaniyeler içinde bunu akıl edebilmiş olması etkileyici, — diye gülümsedi Renta.

O ana kadar sessizce oturan Kurosawa bile artık bizimle beraber yerinde duramıyordu.

— Hadi Hayato, göster gününü şuna! — diye bağırdı Ginto.
Hayato nihayet tam olarak doğrulduğunda Kaminari çoktan ileri atılmıştı. Ama artık çok daha yavaş olduğu belliydi. Hayato da onun peşinden koşmaya başladı. Yalpalasa da o çekiç darbesinden sonra hala koşabiliyordu.

— İkisinde de eski hızlarından eser kalmadı. Tıpkı birer tırtıl gibi ilerliyorlar, — dedi Sorato sıkılmış bir sesle.

Haklıydı; hem ayağı sakatlanan Kaminari hem de çekiçten sonra kendine gelemeyen Hayato eskisi kadar hızlı değildi. Yine de ayağını sürüklemek zorunda kalan Kaminari’nin aksine, Hayato hala koşabiliyordu. Sadece düz gidemiyordu...

— Ne yapacağız, finiş çok yakın, — dedi Tsukuya.

Bunu duyduğumda kendimi tutamadım ve çıkış kapısına doğru koştum.

— Hey Akira, nereye?! — Renta ve Kurosawa beni durdurmaya çalıştı.

Ama o an gözüm hiçbir şeyi görmüyordu. Kafamdaki tek şey kapıya ulaşmaktı. Sonunda diğer katılımcıları geçip kapıya vardım ve kapıyı açtım. Karşıda, ufukta görünenler Kaminari ve Hayato idi.

— Akira, sakin ol! Eğer çizgiyi onların olduğu tarafa doğru geçersen diskalifiye olursun! — diye bağırdı Renta.

— Biliyorum Renta, merak etme. Sadece Hayato’yu böyle bırakamam, — diyerek Renta’yı kenara çektim.

Yol açıldığında, nasıl oldu bilmiyorum ama öyle bir bağırdım ki sesim birkaç dakika geri gelmedi.

— Hayato! Ne olursa olsun birinci ol! MVD oyunlarında her zaman kazandığın gibi, sönüp gitmene izin verme, Magmaga Ustası! — diye haykırdım.

Bu kelimeler ne kadar tuhaf ve başkaları için de bir şey ifade etmiyor olsada Hayato için ne kadar önemli olduğunu biliyordum. O bir Magmaga Oyunları Ustası...

Ben bağırdığım anda Hayato’nun o bakışını hissettim. Gülümsüyordu.

O sırada başka çığlıklar duyuldu.

— Hadi Hayato, sana bin kutsal para yatırdım! — diye bağırdı Renta.

— Ben... Ben iki bin yatırdım! Hayato-san! — diye haykırdı Tsukuya.

— Ben de beş bin! Kaybedeyim deme sakın Hayato! — diye bağırdı Ginto. 

Kurosawa ise zıplayıp başını sallıyordu...

O an şaşkınlığımı gizleyemedim... «Dostluk bu mu dede, baba?..» diye düşünürken...

— Siz beni ne sanıyorsunuz be! — Koridorun sonundan bir ses geldi. Hayato öyle yüksek sesle bağırmıştı ki tüylerim diken diken olmuştu. Dışarıdan nasıl göründüğümüz kimin umurundaydı; Hayato savaşçı ruhunu geri kazanmıştı.

Bağırışlarımızdan sonra Hayato omzunu tutarak ve burnundaki kanı silerek ileri atıldı. İlk ayağa kalktığından çok daha hızlıydı. Ve finişe sadece birkaç metre kalmış olan Kaminari’ye yetişti. Kaminari’nin, burada sonda onu bekleyen kimsesi yoktu. Ama Hayato’nun vardı. Biz vardık.

Hayato, Kaminari’yi omzundan yakalayıp itti. Kaminari düşerken pes etmedi ve Hayato’nun bacağını yakaladı; Hayato da yere kapaklandı.

— Bıraksana beni artık baş belası, — diye mırıldandı Hayato, Kaminari’nin elini tekmelemeye çalışarak.

Sonra Kaminari, Hayato’nun üzerine çıktı ve onu yumruklamaya başladı.

— Beni geçemeyeceksin! — diye bağırdı Kaminari. Hayato ise son ana kadar gardını aldı.

Birden Kaminari bağırarak yumruğunu sertçe savurdu.

— Kaybedemem! — diye haykırdı.

O yumruk inerken Hayato’nun yüzüne çarptı ama Hayato da boş durmadı; o da Kaminari’nin yüzüne bir darbe indirdi. Çocuklarla beraber gözlerimizi onlardan ayıramıyor, tek bir kelime bile edemiyorduk.

Darbenin etkisiyle Kaminari yere serildi. Hayato ayağa kalkmaya başladı ve aniden Kaminari’ye döndü.

— Biliyor musun Kaminari... Çok güçlüydün. Ama hepimizin kaybetmemek için sebepleri var. Ve benim sebebim hemen karşımda duruyor. — Bunu diyerek Hayato bize baktı.

Burnu kanıyordu, sağ gözü şişmişti ve tüm yüzü çamur içindeydi; ama o an hayatımda gördüğüm her türlü ışıktan daha parlak görünüyordu. Sanırım o an hepimizin tüyleri diken diken olmuştu. Sadece bakıyor, yerimizden bile kımıldayamıyorduk.

Sonra Hayato doğruldu.

— Ben de kaybedemem, Kaminari. — Hayato ileri doğru yürümeye başladı.

— Hadi Hayato, başaracaksın! — diye bağırdı Renta.

— Sakın düşme oyun bağımlısı! — diye güldü Ginto.

Birden aramıza Tsukuya daldı, son anda onu yakalayabildik.

— Hayato-san, hadi! Az kaldı! — diye bağırdı.

— Tsukuya dur, Tsukuya! — diyerek Renta onu tam finiş çizgisinin önünde durdurdu. Bir adım daha atsa her şey bitecekti...

— Alemsiniz valla, — diyerek güldü Rikuto. Şaşırtıcı bir şekilde arkasında Haruya durmuş bizi izliyordu. O her zaman yorgun bakan gözleri şimdi parlıyordu. «Anlaşılan Hayato onu da fethetmeyi başardı,» diye gülümsedim.

Ve nihayet Hayato finiş çizgisini geçti ve karşımızda boylu boyunca durdu. Bir saniyeliğine salona ölüm sessizliği hakim oldu, ta ki tabela kırmızı yanıp Hayato’nun finişini onaylayana dek... Hayato bize baktı.

— BAŞARDIM BEYLER! — diye bağırdı, sağ elini havaya kaldırarak.

Hepimiz aynı anda karşılık verdik: “EVET, BAŞARDIN!“
Bir sonraki an bina resmen tezahürat ve alkış sesleriyle sarsıldı. “Helal olsun çocuk!“, “Sana saygı duyuyoruz!“ sesleri yükseliyordu.

Hayato bana baktı.

— Kanka... Bana Magmaga oyununu alacağız, değil mi? — dedi Hayato yüzünde yorgun bir gülümsemeyle.

— Bunu düşünmek için henüz erken, önümüzde 3 etap daha var, unuttun mu? — diye gülümsedim. Hayato “Doğru ya...“ diyerek öne doğru yığıldı.

Onu yakaladım, herkes bir an paniğe kapıldı. Ama yüzünü bize çevirdiğimde, yorgunluktan uyuyakaldığını gördük.

— Geri zekalı! Ödümüzü patlattı! — diye bağırdı Ginto.

— Bunu sen mi söylüyorsun Ginto? — diyerek kendimi tutamayıp güldüm.

— Yoksa bir şeyi mi kaçırdık? — dedi Renta gülümseyerek aynı zamanda Ginto’nun sırtına vurarak.

Renta’nın sözlerinden sonra Hayato hafifçe horlamaya başladı. Bu son nokta oldu; hepimiz kahkahalara boğulduk. Farkında bile olmadan tüm o kaygılarım uçup gitmişti, sadece mutlu hissettiğimiz o anın tadını çıkarıyorduk.

Başardın Hayato...

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi