- Novel
- 2 ay önce
Buhar gücü ve makineciliğin yükselişiyle, kim bir Beyonder olmaya yaklaşabilir? Tarih ve karanlığın sisi ardında gizlenen, kulaklarımıza fısıldayan, pusudaki şeytan kim ya da ne?
Buhar gücü ve makineciliğin yükselişiyle, kim bir Beyonder olmaya yaklaşabilir? Tarih ve karanlığın sisi ardında gizlenen, kulaklarımıza fısıldayan, pusudaki şeytan kim ya da ne?
Aşk Yahut Ölüm (AYÖ) isimli bir galge oyununun dünyasında bir yan karakter olarak reenkarne oldum. AYÖ isimli oyunun mantığı şöyle işler: Karakterler ya ana karaktere aşık olup mutlu mesut yaşarlar ya da hayal etmesi bile zor, en acımasız şekillerde ölürler. Dengesizin teki tarafından yazılan dengesiz bir oyun. Yalnızca bir yan karakter olduğum için bu olaylara takılmadan yaşar giderim diye düşünüyordum ama benim için yazılan kader bambaşkaydı. Bir şekilde onların bu trajik kaderlerine ben de bulaşmak zorunda kaldım. Ben ve diğer karakterleri hep birlikte kurtarmak için tek seçenek “Harem Sonu”ydu. Bu sona ulaşmaları için arkalardan, gölgelerden; dinlenmeden, her karşılaştığım zorluğa bir çözüm yolu bularak onlara destek olmaya çalıştım ama nafile… Ana karakter nasıl becerdiğini anlamadığım şekilde bizleri “Tamamen Ölüm” rotasına soktu. Hiç kimsenin aşkı bulamadığı ve tüm karakterlerin öldüğü bir rotaya… Rotayı değiştirmek için bir umudum kalmamıştı, evet ama sonu değiştirebilirdim. Bu yüzden bedeli ne olursa olsun bu senaryoyu değiştireceğime, bu karakterleri kurtaracağıma yemin ettim ve…
Danganronpa: Another Episode oyununun ekstra içeriği olan bu kısa roman, iki kişinin gözünden kederin yıktığı şehir ortamını anlatmakta: Leon Kuwata’nın garip kuzeni Kanon Nakajima ve serinin başından beri bildiğimiz Yasuhiro Hagakure. “Çocukların Devrimi“ni bu ikilinin bakış açısından görüyoruz.
2,3 milyonluk nüfusunun %80’i öğrenci olmasına rağmen Academi Şehri, dünya çapındaki diğer tüm ülkelerden çok daha ileri düzeydedir. Sakinleri içlerinde doğaüstü bir yeteneğe benzer bir şeyi uyandırır ve bu daha sonra Seviye 0’dan 5’e kadar sıralanır. Çizginin yanında güçsüz bir Seviye 0 esper olan Touma Kamijou yer alıyor. Yetenekleri işe yaramaz olarak kabul edilse de, “Imagine Breaker“ olarak bilinen ve sağ elinin, onlarla temasa geçtiğinde herhangi bir doğaüstü gücü etkisiz hale getirmesine olanak tanıyan gizemli bir fenomene sahiptir. Buna rağmen başına sık sık gelen talihsizlikler geldiğini söylüyor. Bir gün kendine Index Librorum Prohibitorum adını veren bir kız, gizemli bir şekilde Touma’nın balkonuna çıkar ve ona büyücüler tarafından avlandığını açıklar. Bu, güçsüz çocuğun büyünün var olduğu yepyeni bir dünyayı keşfetmesine yol açar. Touma dünyanın hem bilimsel hem de büyülü yönlerinden kaynaklanan sorunlarla karşı karşıyayken bunları nasıl çözecek?
NOT: Normalde Light Novel, ancak site Light Novelleri desteklemiyor. Bu yüzden görseller olmadan roman olarak çeviriliyordur. Silent Sinner In Blue’daki olaylar sırasında yaşananlar ve arkaplanda olmuş şeyleri konu alan bir romandır. Silent Sinner In Blue okumadıysanız lütfen arama kısmına “Touhou Project: Silent Sinner In Blue“ yazarak okuyun.
Okamura Minori, 17 yıllık hayatını hasta annesine ve küçük kardeşi Mai’ye bakmak için hırsızlık yaparak geçirmişti. Hayatının en büyük pişmanlığı ise, kardeşi Mai’nin gözlerinin önünde kaçırılmasına çaresizce tanıklık etmek oldu. Kısa bir süre sonra bir soygun sırasında vurularak ölen Minori, gözlerini soylu Osaki ailesinin dâhisi Aki olarak yeniden açar. Yeni hayatında, 17 yaşındaki soğukkanlı bir zihin, 9 yaşında bir çocuğun bedeni ve “Kan Bağı“ adı verilen, kanı manipüle edebildiği korkunç bir güce sahiptir. Geçmişinin travmasından kurtulamayan Aki, bir gün haydutların elinden üç çocuğu kurtarır. Ancak kurtardığı kızlardan biri olan Aya, Aki’nin kâbuslarına giren o yüze, kaybettiği kardeşi Mai’ye tıpatıp benzemektedir. Bu, onun ikinci şansıdır. Babası “Kara Kılıç“ın ölümcül hastalığı, ailesinin karanlık sırları ve gölgelerde pusuya yatmış “Cehennem“ tarikatı ile yüzleşirken Aki’nin tek bir amacı vardır: Bu sefer, ne pahasına olursa olsun, onu korumak.
Duygular bizim için uyuşturucu gibidir. Hissettikçe daha fazlasına bağımlı oluruz. En zor kısmı bizi tüketmelerine izin vermemek. Ama benim için artık çok geç. Zaten tamamen tükendim. *** Oyun hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Ölmüş olmam gerekiyordu. Şimdi ise kendimi bu durumda bulmuştum. Daha önce hiç oymamadığım bir oyun. Aşina olmadığım bir karakter ve... Yapacağım her harekette beni tamamen yutmak istiyor gibi görünen bir dünya. Neler oluyor? Ve ben kimim?
20 yaşındaki üniversite öğrencisi Kusunoki’nin görkemli hayalleri, geleceğinin sefaletle dolu olacağını öğrenmesiyle yıkılır. Geçinmek için kişisel eşyalarını satmak zorunda kalan Kusunoki’ye, ömrünü satarak para kazanma teklifi gelir. Ancak kalan 30 yıllık hayatı yalnızca cüzi bir miktar eder—bu da onun bu hayatta asla mutluluğu bulamayacağı anlamına gelir. Mutsuzlukla dolu bir ömrü sürdürmektense, Kusunoki yaşam süresini satmaya karar verir ve geriye sadece üç aylık bir ömür kalır. Toplumsal kurallardan kurtulmuş olmanın verdiği özgürlükle kendine bir dizi hedef koyar; bunlardan biri de çocukluk arkadaşı Himeno’ya karşı hislerini netleştirmektir. Bu sırada, Kusunoki’nin ömrünü satın alan kurum tarafından gönderilen Miyagi adındaki görevli, onun antisosyal davranışlar sergileyip sergilemeyeceğini gözlemlemekle görevlendirilir. Miyagi’nin sürekli varlığı Kusunoki’yi rahatsız etse de, kalan zamanında varoluşuna bir anlam bulmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır.
Beş yıl önce, Dünya “Dünya Uyanışı” olarak bilinen bir olaya tanık oldu. O dönemde dünya tamamen değişti. Manalar uyandı, kapılar açılmaya başladı ve her insanın gözlerinin önünde, onların “statülerini” gösteren holografik bir ekran belirdi. Her bireye başlangıç olarak bir yetenek verildi. Bu yetenekler, geliştirilmiş görüş gibi basit becerilerden, zihinle ateş kontrolü gibi çılgın fantezi güçlerine kadar çeşitlilik gösteriyordu. Ve bu sayısız yeteneğin içinde Damien, “kısa mesafe ışınlanma” becerisiyle uzamsal bir yakınlık uyandırdı. Başta çok heyecanlanmıştı; yoğun savaşlar yapmayı ve büyük güçler elde etmeyi hayal ediyordu. Ama gerçek, onu çok hızlı bir şekilde yüzüstü bıraktı. Yeteneği sadece kendisinin 10 metre etrafında çalışıyordu ve fiziksel istatistikleri inanılmaz derecede zayıftı. Gücünü birkaç kez kullandıktan sonra bitap düşüyordu. Gücünün yetersizliği karşısında hayal kırıklığına uğrayan Damien, hayatını devam ettirmek için elinden gelen her işi yaparak sessiz bir yaşam sürdü — ta ki bir gün her şey değişene kadar. Damien ihanete uğradı ve bir kapının içine atıldı, canavarlarla dolu bir labirentte kendi başına hayatta kalmak zorunda kaldı. O gün içinde bir şey koptu. Artık zayıf kalmaya ve başını eğmeye razı değildi. Karanlıktan çıktığında, kendini başka bir dünyada buldu ve dünyaya nasıl döneceğini bilmiyordu. Ama artık ilk düştüğü zamandaki çocuk değildi...
Tang Hanedanlığı’ndan bir kız olan Jiang He, bin yıl boyunca seyahat etti ve Xu Qing’in karşısına çıktı. Kader, bin yıl süren bu aşkı bir araya getirdi. Kızın aşina olduğu her şey tarih oldu. Akrabaları, arkadaşları ve düşmanları 1200 yıl önce geride kaldı. Xing çekinmeden Jiang’ı yeni bir hayata başlamak için yönlendirir. Acı, kafa karışıklığı, tezahüratlar ve kahkahalar bu yeni dünyada kalacaktır.
Heiberg Ulusal Medyumluk Okulu, ülkenin dört bir yanından gelen seçkin psişiklerin her gün kıyasıya rekabet ettiği bir yer. Jin, aslında yeteneksiz olmasına rağmen giriş sınavını geçerek okula kabul edilen dahi bir dolandırıcıdır. Orada “Felaket Kraliçesi” olarak korkulan Nina ile tanışır. Ancak gerçekte, o da çevresindekileri üstün oyunculuğuyla kandıran bir yeteneksizdir. Aynı sırrı paylaşan ikili, okulun zirvesine ulaşmak için bir suç ortaklığı kurar ve seçkin psişikleri ustaca planlarına alet ederler.
Bu dünyanın ötesinde On İki Krallık’ın krallığı yatıyor. Orada, doğa kanunları, tahtta uygun olmayan bir hükümdar olduğunda krallıkların savaş ve kıtlıkla harap olmasına neden olan, Cennetin Emri tarafından kurulan ahlaki bir kural olan Yol tarafından yönetilir. Bebekler ağaçlardaki yumurtalardan doğar ve efsanevi yaratıklar topraklarda dolaşır. O dünya ile Japonya arasında geçici bir gedik oluştuğunda, Youko Nakajima bir lise öğrencisi olarak sıradan günlük hayatından sürüklenir ve kendini bir peri masalından çok daha az çekici bir durumda bulur. Bir zamanlar toplumsal baskılara her zaman uyan örnek bir öğrenciyken, şimdi terkedilmiş ve dünyevi herhangi bir düzen duygusuyla bağlı olmayan bir diyarın vahşi doğasında hem insanlar hem de hayvanlar tarafından takip edilmektedir. Bu garip yeni yasalarla ve çevresindeki insanların nezaket eksikliğiyle yüzleşmek için mücadele eden Youko, herhangi bir dürüstlük duygusuyla hayatta kalmak istiyorsa kendi seçimlerini yapmayı öğrenmelidir. Fantastik ve oldukça ayrıntılı Juuni Kokuki, Youko ve diğerlerinin acımasız ve soğuk bir güzelliğe itildikleri sırada kendilerini bulmaya zorlanan hikayelerini anlatıyor.
Zaman yeniden başladı. Bir yıldız doğdu , bir yıldız öldü. Yıldız öldüğünde bir çocuk doğdu. Ona kötü şeyler yaptılar hemde çok kötü şeyler... Sonra ise bazı varlıklar köye saldırdı bu kehanet mi ?
Savaşın ön saflarında küçük bir kız. Sarı saçlı, mavi gözlü, porselen beyazı tenli. Peltek sesiyle orduya komutanlık ediyor. İsmi " Tanya Degurechaff". Ama gerçekte Japonya’nın en elit kesimlerinden biri, aslında kendisine "Tanrı" diyen gizemli bir varlığı kızdırdıktan sonra yeniden küçük bir kız olarak doğdu. Ve bu küçük kızın tek önceliği kendisi ve kariyeri için başarılı olabilmektir. Bu sayede imparatorluk ordusunun arasındaki en tehlikeli büycülerinden birisi olacaktır.
Zindanın keşfedilmemiş bölgelerinin derinliklerinde, var olmaması gereken bir ceset keşfedilir. Iarumas dirildikten sonra, ölmeden önceki hayatına dair anıları kaybolur ve günlerini ölü maceracıların cesetlerini almak için zindanı araştırarak geçirir. Onlar da diriltilebilir mi? Yoksa Tanrı onları sunaktaki kül yığınlarına mı dönüştürecektir? Her iki durumda da Iarumas buluculuk ücretini alır. Yetenekleri ona biraz saygı kazandırsa da, bu soğuk ve faydacı tavrı yüzünden küçümsenir. Yaşayanlar mesafeli durur, Iarumas ise öncelikle ölülerle arkadaşlık eder. Ta ki katledilen bir gruptan sağ kurtulan tek kişi olan vahşi genç kılıç ustası Garbage ile tanışana kadar. Garbage’ı da yanına alan Iarumas, geçmişine dair ipuçları bulmak için zindanın derinliklerine iner; canavarlardan, tuzaklardan ve kül rengi bir ölümün kaçınılmazlığından kaçar.
Quincie’lerin Bin Yıllık Kan Savaşı sona ermiştir, ancak Ruh Topluluğu’ndaki kargaşanın közü hâlâ için için yanmaktadır. Tokinada Tsunayashiro, bir dizi suikastın diğer tüm unvan sahiplerini ortadan kaldırmasının ardından klanının başına geçer ve yeni bir Ruh Kralı yaratmak için büyük bir plan yapar. Karanlık hırsları kısa sürede diyarlar arasında yeni bir topyekûn savaşın tohumlarını eker, ancak her şey kaybolmuş değildir. Çatışmayı yatıştırmanın anahtarını elinde tutan beklenmedik bir Ruh Reaper var: Dokuzuncu Bölüğün Yardımcı Yüzbaşısı ve Seireitei Bulletin muhabiri Shuhei Hisagi!
“Büyük Patlama’nın üzerinden 13.8 milyar yıl geçti... ve mühür kırıldı.” Nehrin kıyısında, açlıktan bilincimi yitirirken beni bulan ve hayata bağlayan kişi oydu: Casillas. Bana yalnızca bir isim değil, hayat için bir neden verdi. Ama beş yıl önce, bir sabah ardında yalnızca şu sözleri bırakarak ortadan kayboldu: “Gitmek zorundayım. Unutma, kader bizi yeniden bir araya getirecek, Mae.“ Onun beni yarı yolda bırakacak biri olmadığına inanarak, bir yıl boyunca dönmesini bekledim. Ama zaman sessiz kaldı. Ve ben, suskunluğa daha fazla tahammül edemedim. “Eğer dönmüyorsan… seni ben bulacağım.“ Kılıcımı aldım. Yola çıktım. Dört yıl boyunca karanlık ormanlardan, çorak topraklara, kıyametin eşiğindeki şehir kalıntılarından, soğuk devlet salonlarına kadar izini sürdüm. Bir trende yolculuk ederken çıkan kanlı bir saldırı, beni hiç bilmediğim bir gerçeğin eşiğine itti. Işığın Tanrıları. Her taşın altında adları fısıldanıyor, her ihanette izleri var. Ve her cevap, beni Casillas’a daha da yaklaştırıyor gibi. Ama içimde, her yeni ipucunda yankılanan tek bir soru var: “Bu ne demek oluyor, Casillas?”
Daha önce hiç kalbinizde çalan şarkıyı söylemediyseniz o şarkıyı kaybetmeden önce söyleyin... mümkünse her gün söyleyin.... 1.Hikaye=> Göz Bebeği: Bir gencin sevdiği kız hakkında söylediği şeyin yanlış anlaşılması.- Romantik, Komedi 2.Hikaye=> Yeni Ay’a Doğru Hilal: Bir adamın ölürken hissettiği pişmanlıklar - Psikolojik 3.Hikaye=> Duyulan Şarkı: Elinden tek hobisi de alınan bir gencin hissettikleri ve tek dostu olan köpeği - Psikolojik 4.Hikaye=> Her Zaman Nazik: Karşısındaki kişinin kim olduğunu umursamadan her an nazik olan bir dede ve bunun nedenini merak eden bir torun 5.Hikaye=> Pişman Olmadan: Bir pişmanlıktan sonra daha fazla pişman olmadan yaşamak isteyen bir kadın - Dram 6.Hikaye=> Gökkuşağına Elveda: Yitirdiği evlatlarının özlemiyle kalbi yanan bir anne - Dram, Psikolojik 7.Hikaye=> Ressam Çırağı: Tiksinilen bi renge benzetilen bi çırak ve onun ustası
Choej bakışını okyanusa doğru indirdi. Okyanustan sadece 10 metre kadar yukarıdaydılar. Afallamıştı ama sakin kalmalıydı. Kafasını kendisini giysisinden tutup havaya kaldıran ve de umursamazca uçmaya devam eden Roseharu’ya çevirmeye çalıştı ama yapamadı. Sonra tekrar okyanusa bakarak “Sen sadece bir kelebek misin, Roseharu?“ diye sordu. / Yine kendi yazdığım bi çalışma. 1.bölümden önceki bölümler masal versiyonu olacak. 1.bölüm ve sonrası roman şeklinde olacak. Ayrıca masalda olmayan acı detayları ve masalın bitiminden sonrasını görme fırsatınız olacak. Bir masalın içindeki olayların detayları sandığınız kadar masum olmayabilir...
Gimai Seikatsu (Days with My Stepsister), karmaşık aile dinamiklerini ve gençlik duygularını ustalıkla işleyen bir novel. Yuta Asamura ve Saki Ayase’nin başlangıçta mesafeli olan ilişkisi, zamanla derinleşerek okuyuculara duygusal bir yolculuk sunuyor. Ebeveynlerinin boşanmasının gölgesinde, bu iki genç karakterin paylaştığı anlar, okuyuculara hayranlık, aile sevgisi ve belki de daha fazlasını sorgulatan bir hikaye sunuyor.
Yahari Ore no Seishun Love Come wa Machigatte Iru. Romantik bir komedidir, asosyal lise öğrencisi Hachiman Hikigaya’nın hiç arkadaş ve kız arkadaşı yoktur ve hayata ciddi şekilde çarpık bir bakış açısı vardır. Sınıf arkadaşlarının heyecanla ergenlik hayatlarını yaşamaktan bahsettiklerini gördüğünde, "Onlar bir avuç yalancı" diye mırıldanır. Gelecek hayalleri sorulduğunda “Çalışmıyor” cevabını veriyor. Hachiman’ın çarpık kişiliğini düzeltmeye çalışan öğretmeni, onu gönüllü ’hizmet kulübüne’ katılmaya zorlar; burada diğer tek üye, okulun en güzel ve en zeki kızlarından biri olan Yukino Yukinoshita’dır.
Youkoso Jitsuryoku’nun Konusu Kōdo Ikusei Lisesi, her öğrencisine %100 istihdam olanağı sağlayan, çok yönlü ve prestijli bir lisedir. Okulun öğrencileri, istedikleri her şeyi yapabilme özgürlüğüne ve istedikleri şekilde giyinebilme özgürlüğüne sahiptirler. Kōdo Ikusei Lisesi, cennet gibi görünmektedir. Ancak bu özel muameleleri, sadece diğerlerinden daha üstün yetenekli öğrenciler kullanabilmektedir. Kahramanımız, Kiyotaka Ayanokōji ise sıkıntılı öğrencilerin toplandığı D sınıfına kabul edilmiştir. Kendince bir sebepten dolayı, Kiyotaka okula giriş sınavını çok önemsememiş, D sınıfına yerleştirilmiştir. Sınıf arkadaşları, Suzune Horikita ve Kikyō Kushida ile tanıştıktan sonra, Kiyotaka’nın durumu değişmeye başlayacaktır…
Sonunda üniversitede kütüphaneci olarak iş bulan bir kitap kurdu, üniversiteden mezun olduktan kısa bir süre sonra üzücü bir şekilde öldü. Okuma yazma oranının düşük ve kitapların az olduğu bir dünyada normal bir askerin kızı, Myne olarak yeniden doğdu. Ne kadar okumak isterse istesin, etrafta kitap yoktu. Hiç kitap olmadan bir kitap kurdu ne yapabilir? Kendisi yapar, elbette! Hedefi kütüphaneci olmak! Bir kez daha etrafı kitaplarla çevrili olarak yaşayabilmesi için, işe onları kendisi yaparak başlamalı.
Kişinin konuşmasını ve duygularını kaydetmek amacıyla “Auto-Memories Dolls“ oluşturuldu. İlk olarak Dr. Orland’ın karısına mutluluk getirmesi için icat ettiği bu tür bebekler, çalışmaları hakkında bilgi sahibi olduktan sonra şirketler tarafından ödünç alınmaktadır. Auto-Memories Dolls’ın çalışmasıyla taşınan Violet Evergarden isimli bir kadın görevlerini üstlenmeye karar verir. Güzel, altın saçlı ve kristal-mavi gözlü, hızlı bir şekilde en popüler bebek haline geldi ve tüm müşterilerini şirketinden memnun etti.Violet Evergarden, farklı müşterilere hizmet ederken zarif Auto-Memories Doll’ın hayatı etrafında dönen yürekten kısa hikayelerin bir derlemesidir.
Saku Chitose’ye edilen hakaretler neredeyse günlük hayatın bir parçası olmuş durumda. “5. Sınıfın çapkın pisliği“ lakabıyla anılan Saku, popülerliğini kıskananların internette yaptığı karalamalara sık sık maruz kalıyor. Neyse ki bu tür şeyler, Saku’nun özgüveninde en ufak bir çatlak bile yaratmıyor. İnternetteki niş forumların dışında, okul arkadaşlarının hayranlıkla baktığı, öğretmenlerininse örnek öğrenci olarak güvendiği bir isim o. Lisede ikinci yılı başlarken, Saku eski dostlarıyla yeniden bir araya gelirken okulun sosyal elit tabakasına ait yeni arkadaşlar da ediniyor. Ama eğlenceli günler çabucak sona eriyor—çünkü sınıf öğretmeni ondan, eve kapanmış sınıf arkadaşı Kenta Yamazaki’yi tekrar okula döndürmesini istiyor. Bir an önce bu işi halletmek isteyen Saku, ertesi gün Kenta’nın evine gitmeye karar veriyor. Fakat onu büyük bir sürpriz bekliyor: Kenta, Saku’dan ölümüne nefret edenler trenine çoktan binmiş bile. Eğer Saku, kusursuz imajını korumak istiyorsa, onu ikna etmenin bir yolunu bulmalı—hem de ne pahasına olursa olsun.
LiEat’in genel hikayesi, sürekli kimlik değiştiren ve kendini bilgi satıcısı olarak tanıtan Leo adında bir adam ile Efi adında yeni doğmuş bir ejderhanın etrafında şekillenir. Efi’nin özel bir yeteneği vardır: İnsanların söylediği yalanları duyabilir ve bu yalanlar fiziksel canavarlar olarak somutlaşır. Efi, bu “yalan-canavarları“ yiyerek beslenir ve varlığını sürdürür. Hikaye, Leo ve Efi’nin kasabadan kasabaya yaptığı yolculukları takip eder. Gittikleri her yerde, yalanlar üzerine kurulu yerel gizemler ve sorunlarla karşılaşırlar. Leo, bir dedektif gibi davranarak olayların ve kişilerin ardındaki gerçeği araştırırken, Efi de söylenen yalanlardan doğan canavarlarla savaşır. Üç bölümden oluşan serinin her bir bölümü, farklı bir kasabada geçen bağımsız bir gizemi konu alır. Bununla birlikte, bu bölümler boyunca ilerleyen ana bir hikaye örgüsü de mevcuttur. Bu ana hikaye, Leo’nun gizemli geçmişini, neden sürekli seyahat ettiğini ve Efi’nin bir ejderha olarak doğasının ardındaki sırları yavaş yavaş ortaya çıkarır.
Mükemmel düzen ve kontrol üzerine kurulu, steril bir gelecekte yaşayan Elian, “Stabilizatör“ adı verilen ilaçlarla bastırılmış bir zihne sahiptir. Ancak bir gün, gerçeklikle bağını koparan halüsinasyonlar görmeye başlar: Kaybolmuş bir şehir, gizemli bir kız ve ondan bir şeyler isteyen fısıltılar. Elian, deliliğin sınırlarında gezinirken, yaşadığı dünyanın bir yalan mı, yoksa zihnindeki kayıp şehrin mi gerçek olduğunu sorgulamak zorunda kalır. Bu, sahte anılar, gizli bir toplum ve gerçeğin ne anlama geldiğine dair bir savaştır.
Benim için önemli birinin ölümünden sonra, umursamaz bir şekilde yaşamaya başlamıştım. Liseye başladığımda, sınıfımda “Luminesans Hastalığı“ nedeniyle hastanede yatan bir kız vardı. Bu hastalık, adını hastaların vücutlarının ay ışığına maruz kaldığında hafifçe parlamasından alıyordu ve bu parıltı, ölümleri yaklaştıkça daha da güçleniyordu. Bu kızın adı Mamizu Watarase’ydi. Onun çok fazla zamanı kalmadığını ve ölmeden önce yapmak istediği şeyler olduğunu öğrendiğimde... “Sana yardım etmeme izin verir misin?“ “Gerçekten mi?“ Bu söz verildiğinde, benim için donmuş olan zaman yeniden akmaya başladı.
Shinji Ikari’nin NERV Genel Merkezi’ndeki Savaş sırasında Üçüncü Darbe’yi önlemesinden üç yıl sonra, Dünya bir kez daha barış içindedir. NERV, Misato Katsuragi’nin komutası altında yeniden örgütlenmiştir ve Shinji, arkadaşları Asuka Langley Souryuu ve Rei Ayanami’nin yardımıyla EVA ekibine liderlik etmektedir. Teknolojideki gelişmeler örgütün Evangelion’larını yükseltmesine yol açmış ve üç Seri-0.0 ünitesi gezegeni gözlemek üzere alçak Dünya yörüngesine yerleştirilmiştir. NERV tam Shinji’nin Birim-01 Tip-F’sini yükseltmenin eşiğindeyken, Birim-0.0’lardan biri kontrolden çıkar ve Tokyo-3 yakınlarına düşer. Kısa süre sonra NERV, garip bir şekilde modifiye edilmiş bir Seri Üretim Evangelion olan gizemli bir Melek Taşıyıcı tarafından saldırıya uğrar. Artık bu saldırıyı durdurmak ve gizemli yeni düşmanlarını tanımlamak Shinji, Asuka ve Rei’ye kalmıştır.
Bu Spy x Family orijinal hikâye kitabında, Anya Eden Akademisi’nin kamp gezisi sırasında hedefi Damian’la arkadaş olmaya çalışıyor, Yuri izin gününü yeğeniyle ilgilenerek geçiriyor, Franky ise kör bir opera sanatçısının kalbini kazanmak için Loid’den yardım istiyor. Aile portrelerinin çizileceği gün geldiğindeyse, Yor gizli kimliğinin açığa çıkmasından ödü kopuyor. Ve son hikâyede, aile görünmeyen iki gözlemcinin dikkatli bakışları altında... Böyle bir aile, daha önce hiç görülmedi!
Olayların geçtiği yer, 8 yıl önce de bir kaçırma olayının yaşandığı, aynı anda bir kaçırma ve bir dizi cinayetin işlendiği kırsal bir şehirdir. Kurbanlar, kompulsif yalancı “Mii-kun“ (anlatıcı) ve “Maa-chan“ (Misono Mayu) yeniden bir araya gelir ve kaçırılan çocukların Mayu’nun dairesinde olmasına rağmen birlikte yaşamaya başlarlar...
Sen sandığın kişi değilsin. Ve burası doğduğun yer değil.“ Eski bir Japon evinde, dönen bir pervane sesiyle gün doğarken, genç bir kız her sabah aynı şekilde uyanır. Ne zamanın geçtiğini bilir, ne de dışarıdaki dünyanın değiştiğini. Ona bir isim verilmemiştir. Çünkü kimliğini hatırlaması istenmemektedir. Yalnızdır… ama asla gerçekten tek başına değildir. Aynalar, onun geçmişini izler. Fısıltılar, her gece ona bir ismi unutturur. Ve duvardaki notlar, kendi el yazısıyla yazılmıştır – ama hatırlamaz.
EDEN bir güç değil. Evrenin tasarımındaki bir çatlağın adıdır. ⸻ Yakın gelecekte insanlık, “Eden” olarak bilinen bir olguyla karşılaşır. Bu, kuantum parçacıkları arasındaki boşluklardan geçerek anında ışınlanmayı sağlayan, doğanın yasalarını bükebilen bir fenomen. İlk bakışta kurtuluş gibi görünür. Ama her kullanım, evrenin ritmini bozar. Ve doğa, buna tepki verir. Eden’in gerçek bedeli zamandır — ama bu zaman, evrenden değil, kullanıcının kendi ömründen çalınır. Eden, iradeyle değil, içgüdüyle çalışır. Korkuyla. Ölümle yüzleştiğinde. Ya da sadece kaçmak isterken. Kimi insanlar bu gücü kullandıklarında ilahi bir huzur hisseder. Kimi, parçalanmış zaman algısı içinde kim olduğunu unutur. Kimi, her ışınlanmadan sonra çığlık atar ya da güler. Herkesin zihni farklı şekilde kırılır. Ve bazıları… sadece sessizleşir. ⸻ Hikâye, ailesini trajik bir saldırıda kaybeden Kozuki ile başlar. İlk Eden geçişi, tamamen içgüdüseldir. Bilinci bile yoktur. Ama bu an, Eden’in yayılmaya başladığı andır. Kozuki kurtarıcı olmak ister. Ama ne kadar çok kullanırsa… o kadar çok çözülür. ⸻ EDEN serisi, her ciltte (“Guild”) farklı bir karakterin, farklı bir yaşamın hikâyesini anlatır: • Bir devlet bilim adamı, Nullum adı verilen Eden’i durdurabilen maddenin içinde kalan test deneklerinin ölümüne tanıklık eder. • Yıkılmış şehirlerde hayatta kalmaya çalışan iki kardeş, birbirlerini korumaya çalışırken sessizliğe gömülür. • Quantus bağımlısı ebeveynlerinin çöktüğünü izleyen küçük bir kız, hayal ile gerçek arasındaki çizgide tek başına yürür. • Bir protestan grubuna sızan kadın, geçmişte sebep olduğu trajedinin kurbanıyla yüzleşir. • Devlet adamları, Nullum kalelerinde saklanır ama halkın adaletinden kaçamaz. • Ve son ciltte… dünya artık sessizleşir. Geriye sadece çocuklar kalır. ⸻ Ama Eden orada durmaz. İnsan yok olduğunda, Eden kalır. Kullanıcılar yok olduğunda, kullanamayanlar kalır. Ve Eden, onlara da bulaşır. Çünkü Eden, bir bedenin içinden geçtiğinde yayılır. İnsanlar bu gücü hisseder. Ve hissettikleri anda… öğrenmiş olurlar. Öğrendikten sonra da… kullanmamak neredeyse imkânsızdır. Tıpkı bir kelime gibi: Bir kez duyduğunda artık unutamazsın. Eden de böyle işler. Öğrendiğinde, artık senden çıkmaz. ⸻ EDEN bir kurtuluş hikayesi değildir. EDEN, bir çürümenin, bir çözülüşün kroniğidir. Anıların… Devletlerin… İnsanlığın… Her cilt kendi içinde bağımsızdır; ama hiçbir şey gerçekten bitmez. • Bir bölümdeki flaş bellek, başka bir bölümde kutsal bir belgeye dönüşebilir. • Kurtarılan çocuk, gelecekte bir tirana dönüşebilir. • Hiçbir şey aynı kalmaz. Çünkü Eden, her şeyi parçalayarak birbirine bağlar. ⸻ Ve hikâye sona erdiğinde, ne zafer kalır… ne alkış… sadece küllere karışmış bir isim: İnsanlık Ve toprağa dönen sessizlik.
Lee Yeonwoo, hayatının kırılma noktasında, sıradan bir kamu hizmeti sınavına dördüncü kez girer. Ancak sınav salonunda başlayan olağanüstü olaylar, hayatını sonsuza dek değiştirir. Sıradan bir sınav kağıdı yerine karşısına çıkan “İnsan Yeterlilik Sınavı” hem akıl almaz bir gerçeği hem de insanlık için bir dönüm noktasını ortaya çıkarır.